Atalarımızın Gölgesinde İnsanın Doğa İçindeki Yeri Üzerine

9,5/10  (8 Oy) · 
9 okunma  · 
7 beğeni  · 
701 gösterim
İnsanlığı varlıklı bir evin kapısına bırakılmış kimsesiz bebeğe benzetsek yeridir. Yeni ebeveyni ona geçmişine dair bir öykü anlatır. Çocuk büyüdükçe bu öyküyü inandırıcı bulmayıp gerçekte kim olduğunu, hangi soydan geldiğini araştırır. Öğrenir ki insan ve dünya günümüzden 6000 yıl önce yaratılmamıştır! Dünya 5 milyar yıl önce oluşmuş, yaşam 4 milyar yıl önce ortaya çıkmış ve evrilerek 2 milyon yıl önce insan türü biçimini almıştır... Çocuk en sonunda insan türünün kendisini doğadan ayrı, ondan üstün bir varlık olarak görmesinin yanlış olduğunu anlar.

Bu yanlıştan kurtulup en yakın akrabalarımız olan canlı türlerinin yaşam tarzını incelemek, türümüzün başına bela olmuş, savaş, katliam, sömürü, etnik merkezcilik, yabancı düşmanlığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır.Carl Sagan ve Ann Druyan Atalarımızın Gölgesinde ile okuru bir bilim şenliğine davet ediyor. Bu şenlikte mitoloji ve felsefeden de söz edileceğini söylememize tabii ki gerek yok...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2015
  • Sayfa Sayısı:
    544
  • ISBN:
    9786050204179
  • Orijinal Adı:
    Shadows of Forgotten Ancestors
  • Çeviri:
    Ayça Türkan
  • Yayınevi:
    Say
  • Kitabın Türü:
Corpus Collasum 
11 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap boyut bakımından kalın lakin baya bir akıcıdır.Primatoloji üzerinde daha çok durulmuş durumda,tam olarak insan evrimi üzerinde detaylı bir konu bulunmamaktadır.Frans De Waal'den alıntılar fazladır.O yazarın eserlerini de okuyabilirsiniz.

Kitaptan 7 Alıntı

Korhan Arslan 
28 Mar 19:35 · Kitabı okudu · 10/10 puan

biz de bir zamanlar kendimizi Evren'in merkezinde görüyorduk ve Evren'in bizim için yaratılmış olduğundan da emindik. Biz rahatlatan bu eski söylem, Dünya'ya bu güvenli bakış açısı, son beş yüz yıldır parçalanıyor. Dünya'nın nasıl oluştuğunu daha iyi anladıkça, Tanrı'yı veya tanrıları yaratma ihtiyacımız azalıyor; herhangi bir ilahi müdahale zaman ve nedensellik bağlamında artık git gide uzaklaşıyor

Atalarımızın Gölgesinde, Carl SaganAtalarımızın Gölgesinde, Carl Sagan
Korhan Arslan 
 28 Mar 19:43 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Pangaea'nin parçalanması devam etti. 100 milyon yıl önce Güney Amerika ve Afrika, birbirinden her yıl yaklaşık iki buçuk santimetre uzaklaşmaya başladı. Bugün bile bakıldığında bu iki kıta birbirini tamamlayan iki yapboz parçası gibidir. O zamanlar Kuzey ve Güney Amerika ayrı kıtalardı, onları bağlayan Panama kıstağı henüz ortada yoktu. Hindistan Madagaskar'ın kuzeyinde kalan büyük bir adaydı. Grönland ve İngiltere Avrupa'ya bağlıydı. Endonezya, Malezya ve Japonya Asya ana kıtasının parçalarıydı. Alaska'dan Sibirya'ya yürüyebilirdiniz. Şimdi yerinde yeller esen bir sürü iç deniz de mevcuttu. Ama yine de yörüngesinden Dünya'ya doğru bir bakış attığınızda onu tanıyabilirdiniz. Kara ve denizin yerleşimi garip bir şekilde değişmişti, görüntüsü sanki kötü bir haritacının elinden çıkmış gibiydi. Bu dinozorlarin Dünyasıydı.

Daha sonra kıtalar birbirinden iyice ayrıldı. Afrika ve Güney Amerika birbirinden uzaklaşmaya devam etti ve Atlas Okyanusu ortaya çıktı. Avustralya Antarktika'dan ayrldı. Hindistan Asya'yla çarpıştı ve Himalayalar iyice yükseldi işte bu da primatların Dünya’sıdır.

Atalarımızın Gölgesinde, Carl SaganAtalarımızın Gölgesinde, Carl Sagan
Korhan Arslan 
01 Nis 20:48 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Tüm bu gözlemler bize bir hikâye anlatır. Yıldızlar devasa gaz ve toz bulutlarından doğar. Yoğun bir madde, yakınlarında bulunan gazları ve tozları kendine çekerek, büyümeye ve genişlemeye başlar. Genişledikçe de daha işlevsel bir biçimde kendine madde çeker ve yıldız olma yolunda ilerler. İçindeki sıcaklık derecesi ve basınç yeterli düzeye geldiğinde, şimdiye kadar evrende en çok bulunan madde olan hidrojen atomları birleşir ve termonükleer reaksiyonlar başlatılır. Bu geniş bir ölçekte meydana geldiğinde yıldız parlar ve karanlık dağılır. Madde ışığa dönüşür.

Atalarımızın Gölgesinde, Ann DruyanAtalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan
Korhan Arslan 
01 Nis 20:47 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Doğal seçilim insanlara uygulandığında asla Tanrı Sözü'yle bağdaşmıyordu. Bunun da ötesinde insanın dünya üzerindeki üstünlüğü, insanın sözlü ifade gücü, insana verilen yaşama nedeni, insanın özgür iradesi ve sorumlulukları, insanın düşüşü ve kurtuluşu, Tanrı'nın Oğlu'nun dirilişi, Kutsal Ruh'un sonsuzluğu, kısacası tüm bu ilahi imgeler, Tanrı'nın görünümünde yaratılmış ve Tanrı'nın Oğlu tarafından günahlarından arındırılmış insanın vahşi kökenlere sahip olduğu gibi alçaltıcı bir fikirle bağdaşmıyordu. Evrim fikri Yüce Tanrı'nın en kendine has özelliklerini akıllardan silip atmayı hedefliyordu

Atalarımızın Gölgesinde, Ann DruyanAtalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan
Ferdi Yılmaz 
09 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hayat Üç Harften İbaret
Yaşamı ilk yolculuğuna çıkaran kimdir?
Kena Upanişad

(MÖ 7-8.yüzyıl, Hindistan)

Atalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan (Sayfa 102 - Say Yayınları)Atalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan (Sayfa 102 - Say Yayınları)
Korhan Arslan 
01 Nis 20:43 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Descartes'in bastığı zemin tehlikeliydi; önünde, yaşlı Galileo'nun ibretlik örneği vardı. İlahi engizisyon tarafından Galileo işkenceyle tehdit edilmişti. Bunun sebebi ise İncil’de net bir şekilde Dünya'nın durağan olup, onun çevresini saran göğün dönüyor olduğunun ifade edilmesine karşın Dünya'nın dönüyor olduğunu savunmasıydı. Roma Katolik Kilisesi baskıyla kurallara uyulmasını zorunlu hale getirmişti. Kilise, tehditlerle, işkenceyle ve onlar gibi düşünmeyen insanları öldürerek baskı kuruyordu. Descartes'in yaşadığı yüzyılın başında Kilise Giordano Bruno'yu kendi kendine düşünüp, düşüncelerini yüksek sesle söyleyip, sözlerini de geri almadığı için yakmıştı. Bu noktada hayvanların otomat olduğu önerisi hem daha riskli hem de teolojik açıdan Dünya'nın dönüp dönmediğinden çok daha hassas bir konuydu. İşin ucu Hıristiyanlığın kalbindeki dogmalara dokunuyordu: Özgür irade ve ruhun varlığı. Diğer konularda olduğu gibi, Descartes burada da bıçak sırtında durmaya çalışıyordu.

Atalarımızın Gölgesinde, Ann DruyanAtalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan
Ferdi Yılmaz 
10 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Biz ve Onlar
Hayvanlar yakın akrabaları için gerçek fedakârlıklar yapmak isteyebilir ama uzak akrabaları için fedakârlık yapmak istemeyeceklerdir. Şöyle düşünün: Çocuklarınızın aç, evsiz veya ölümcül bir hastalığın pençesinde olduğunu bile bile akşamları rahat rahat uyuyorsunuz. Böyle bir şey çoğumuz için mümkün değildir. Ama her gün kolaylıkla önlenebilecek bir neden olan açlıktan, ihmalden ve hastalıktan dolayı kırk bin çocuk ölüyor. Birleşmiş Milletler'in kaynakları bu çocukları kurtarmak için yeterli. Hastalıklara karşı aşı yapılabilir ve çocukları doyurmak için günde bir kaç sent harcanabilir. Ama para bu tür bir kullanıma açık değildir. Önceliği ağır basan ihtiyaçlar vardır. Çocuklar ölmeye devam eder ve biz de rahat rahat uyuruz. Onlar uzaklardadır. Bizim çocuklarımız değillerdir. Şimdi akraba seçiliminin gerçekliğine inanmadığınızı söyleyebilirseniz, söyleyin.

Atalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan (Sayfa 150 - Say Yayınları)Atalarımızın Gölgesinde, Ann Druyan (Sayfa 150 - Say Yayınları)