“Ebeveynimiz bizimle sürekli eleştirel, hasmane, zalimce, manipülatif, buyurgan, bağımlı ya da uygunsuz tavırlarla ilişki kuruyorsa, yetişkinliğimizde tavırları ve davranışları belli belirsiz de olsa benzer tonları taşıyan kişilerin "doğru” insan olduğunu düşünürüz. Önceki sağlıksız ilişki kalıplarını tekrar edebileceğimiz kişilerle beraber olur, daha iyi, daha nazik ya da başka açılardan daha sağlıklı bireylerin yanında kendimizi huzursuz hissederiz. Sağlıklı ilişki kurabilen insanlardan sıkıldığımızı düşünebiliriz çünkü birilerini mutlu etmek, esirgenen şefkate veya onaya erişmek için onları değiştirme mücadelesinden yoksun kalmışızdır.”
kendi iyiliğini göz etmeye hiç alışık değilken başkalarının iyiliğini sağlama konusunda uzmanlaştığından, sevgisini gücüyle karşısındaki insanın hayatındaki her sorunu düzeltebileceği vaadini taşıyan ilişkilere yönelmişti.

robin göğsünde keskin bir sızı, ardından saf bir boşluk hissetti, bir kanca kalbini kıskıvrak yakalayarak söküp atmış gibiydi. ana vatanına yıllar boyunca, belki de bir daha hiçbir zaman ayak basmayacağını o âna kadar idrak etmemişti. bu gerçeği nasıl yorumlayacağını bilmiyordu. “kayıp” sözcüğü yetersizdi. kayıp sadece bir yokluğu ifade ediyor, bir şeyin eksik olduğu anlamına geliyordu ancak bildiği her şeyden daha korkunç olan bu kopuşu bütünüyle kapsamıyordu.
Tüm çabalardaki güzellik, başkalarının yaşamlarını daha iyi duruma getirmeye çalıştıkça, kendi yaşamınında en yüksek boyutlarına yükselmesidir. Bu gerçek,olağanüstü yaşama ilişkin en eski bir paradigmaya dayanmaktadır.
Çoğumuz ilk nefes aldığımız andan itibaren aynı hammaddeye sahibiz; daha fazlasını elde eden ve daha mutlu olan kimseleri diğerlerinden ayıran, bu hammaddeleri işlemek için kullandıkları yöntemdir. Kendini iç dünyanı değiştirmeye adadığında yaşamın bir çırpıda sıradanlıktan uzaklaşarak olağanüstü bir boyut kazanır.