İnsandan duygularını alırsanız ne olur?
7/10
·216 syf.·
2026 22. kitabı
İthaki BKK serisinden, kurgusunda bilim-kurgu barındıran bir kitap okumuş olmanın memnuniyetini baştan belirtmem gerekir. Zira her ne kadar seriyi seviyor ve de koleksiyoner edasıyla, okuyamasam da topluyor olsam dahi, "bazı kitapların bu seride ne işi var" diye sormaktan kendimi alamıyorum doğrusu. Neyse ki bu sefer böyle bir durum yaşamadım, gelgelelim okuduğum kitaptan etkilendim mi? Ehhh işte... Kendi halinde, Mill Valley adında bir kasabada gelişiyor olaylar. Baş karakterimiz Doktor Miles, eski yangını, yeni boşanmış Becky Hanımın, muayenehanesine gelmesiyle ufak çaplı bir bocalama yaşıyor. Kendisi de yeni boşanmış, "ulan acaba bu bir işaret mi" gibilerinden kafasında türlü çakallıklar dolandırırken, işin aslının başka bir sebepten olduğunu öğreniyor. Becky, kuzeni Wilma'nın yaşadığı bir problemden ötürü yardımını istiyor Miles'ın (yine hüsrağğnnn... yok yok merak etmeyin, çiftimiz öylece ayrı yollara gidip, Becky hemen denklemden çıkmıyor). Wilma, amcası Ira'nın, aslında amcası olmadığını düşünüyormuş meğer. Bir terslik sezinleniyor, ki genelde böylesi, özellikle de duygusal sapmalar, terslikler, ya kadınlar ya da çocuklar tarafından sezinlenir. Hakkınızı vermek lazım ;) Neyse, gidiyorlar beraber, amcayla sohbet muhabbet... Pek ikna olmuyor doktorumuz ve böylesi ikna edilemeyişlerin akabinde, kaçınılmaz olan şey gerçekleşip, doktorumuzun psikiyatr arkadaşına havale ediliyor Wilma. Fakat buna benzer vakaların sayısı artarak devam edince işin rengi değişiyor. Üstüne üstlük, kasabanın edebiyatçısı da evinde bir ceset bulup durumu doktorumuza anlatınca (ne hikmetse), işler iyice girift bir hale bürünüyor. Buraya kadar bahsetmekte bir beis görmüyorum, bunu girizgahtan sayalım. Sonrası ise işin bilim-kurgu tarafı... Aslına bakarsanız, "insandan duygularını alırsanız,
Bilim-Kurgu
Beden Kemiricilerin İstilasıJack Finney · İthaki Yayınları · 20267 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:24
“Birçok insanın bakışları yerine tek bir kişinin gözleri, mutlu bir yaşam için yeterdi.” Öncelikle kapağından bahsetmem lazım. Son zamanlarda gördüğüm en güzel kapak tasarımlarından biri olabilir. Hikâyeden küçük detayları kapağa öyle tatlı yerleştirmişler ki, kitabı bitirdikten sonra dönüp tekrar tekrar bakmak istedim. Bu kitabı da yine sevgili sahafımdan bulup aldım. Böylece Tuhaf İsimli Kitaplar koleksiyonuma bir kitap daha eklenmiş oldu. Kitap; insanlar, robotlar ve hayvanların yollarının kesiştiği, bilim kurgu ile sıcacık bir yaşam hikâyesini bir araya getiriyor. Birbirinden farklı karakterlerin hayatlarını okurken aslında hepsinin aynı şeye ihtiyaç duyduğunu görüyorsunuz: anlaşılmaya, dinlenmeye ve biraz yavaşlamaya… Hikâyeye gerçekten bayıldım. Uzun zamandır beni bu kadar iyi hissettiren bir kitap okumamıştım. İnsan, robot ya da hayvan… Hiç fark etmeksizin herkesin hayatta biraz yavaşlamaya ihtiyacı olduğunu öyle güzel anlatıyor ki. Bir yandan da sessiz kalıp içimize attığımız duyguları paylaşmanın, konuşmanın ve birbirimize açılmanın aslında “insan olmanın” en önemli parçalarından biri olduğunu sıcacık bir hikâyeyle hissettiriyor. Neredeyse okuduğum her kitapta kendime bir karakter seçerim; ömür boyu gönlümde taşıyacağım biri olur. Bu kitapta o karakter hiç düşünmeden Koli oldu. Onu koruyup kollamak, sarıp sarmalamak istedim. Kitabın sayfalarını aceleyle çevirmek yerine içinde biraz vakit geçirmek istedim. Bence tam da anlatmak istediği şey buydu: Ancak yavaşladığımızda gerçek neşeyi hissedebiliriz.
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025729 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 10:04
Binlerce Mavi, teknoloji ve insanlık arasındaki ilişkiyi etkileyici bir şekilde ele alan düşündürücü bir kitaptır. Eserde yer alan robot karakter, diğer robotlardan farklı olarak daha insani özellikler göstermektedir. Bu durum, okuyucunun teknolojiye farklı bir bakış açısıyla yaklaşmasını sağlar. Yazar, teknolojinin ne kadar gelişirse gelişsin insanların duygu, sevgi ve dostluk gibi değerlerinin yerini tam olarak dolduramayacağını vurgulamaktadır. Kitapta hayvan sevgisi de önemli bir yer tutar. Karakterlerin hayvanlarla kurduğu bağ, sevginin ve şefkatin önemini gözler önüne sermektedir. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim ve anlayışın, en gelişmiş teknolojilerden bile daha güçlü olduğu mesajı verilmektedir. Akıcı anlatımı ve ilgi çekici olay örgüsü sayesinde kitap, okuyucuyu hem eğlendirir hem de düşündürür. Binlerce Mavi, teknolojinin sınırlarını sorgulatan ve insani bağların değerini hatırlatan etkileyici bir eserdir. Puanım: 8/10
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025729 okunma
Ruhun mekanikleşmesine, her şeye bir tanı konulması.
Puan vermedi·78 syf.··
2026 1096. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 07:31
Kemal Sayar’ın "Antipsikiyatri" perspektifli yazılarını ve bu felsefe üzerine kurduğu argümanları okuyup bitirdiğimde, uzun süredir içimde taşıdığım ama adını koyamadığım o huzursuzluğun bir aynaya yansıdığını hissettim. Kitap benim için sadece bir tıp eleştirisi değil, modern dünyanın ruhumuzu nasıl birer "arıza koduna" dönüştürdüğünün itirafnamesi gibiydi. ​Özellikle kitabın 150. sayfasından sonra yazar, vitesi iyice artırıyor ve doğrudan modern yaşamın kalbine dokunuyor. Bir okuyucu olarak beni en çok sarsan şey, "acı çekmenin bir hastalık değil, insanın hâlâ canlı olduğunun kanıtı" olduğu fikriydi. Bugün en ufak bir kederde hemen bir ilaca sarılmamızı, yas tutmayı bile bir "disfonksiyon" (işlev bozukluğu) olarak görmemizi ne kadar güzel deşifre etmiş. Sayar’ı okurken, psikiyatri kliniklerinin bazen acıyı şifalandıran yerler olmaktan çıkıp, bizi çarkları döndüren uysal robotlar haline getiren birer "hizalama merkezine" dönüştüğünü fark ediyorsunuz. ​Kitap boyunca yazarın o şefkatli ama bir o kadar da dik duran sesini duyabiliyorsunuz. Klasik antipsikiyatrinin o hırçın, her şeyi yıkan üslubundan farklı olarak Kemal Sayar, insanı insan yapan bağları anlam arayışını, yalnızlığı, inancı ve biricik hikayelerimizi savnyr. Bize reçetelenen hapların ruhun derinindeki o varoluşsal boşluğu asla dolduramayacağını, şifanın kimyada değil, insani yakınlıkta olduğunu hatırlatıyor. ​Son sayfyı kapattığımda anladım ki; "hasta" veya "normal dışı" ilan edilip toplumun dışına itilen o hassas ruhlar, aslında bu dünyanın çürümüşlüğünü ilk hisseden ve buna bünyesi isyan eden erken uyarım sistemleriymiş. Ruhun mekanikleşmesine, her şeye bir tanı konulmasına karşı ses çıkaran, insanı reçetelerden çok daha byük gören herkesin kesinlikle altını çizerk okuması gereken bir başucu eseri.
AntipsikiyatriM. Kemal Sayar · Mavi Yayıncılık · 199729 okunma
Puan vermedi·349 syf.··
2026 50. kitabı
"Fazla mı ütopik?" "Hadi canım, o kadar da olmaz!" Okurken bu cümleleri sıklıkla kurup, üzerine biraz düşünüp olmaz denilen nice şeyin oldurulduğunu fark ettiğiniz zaman buz kesileceğinizi biliyorum. Tasarlanan gelecek tam da bu kitapta anlatılanlardan oluşuyor. Ya hissetmeyi seçen bir insan olarak kalmak için mücadele eden tarafta olacaksınız, ya da teslim olup gönüllü robotik kölelere dönüşeceksiniz... Tarafınızı seçin!
Edebiyat & Roman
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 201273,4bin okunma