“Bu ülkenin topraklarında yetişen çocuklara, hele hele kız çocuklarına bir katın, bin alırsınız, o kadar almaya hazırlar. Bilgiyi, beceriyi sünger gibi emiyor, başarıya dönüştürüyorlar!”
Belki de yaratıcı denilen kavram insanlara gökyüzünden bakıp onları inceleyen bir güç değildi. Evren denilen ortak ağda sürekli dönüşüm halinde olan her şey yaratıcının küçük birer parçalarıydı. Yani Tanrı evrenden ayrı bir şey değildi. Aksine evrenin bizzat kendisi olabilirdi.
Zamanın ters, sohbetin faydasız, her reisin bezgin olduğunu ve her başın bir ağrı taşıdığını görünce, evime kapanıp, şeref ve haysiyetimi korudum ve İzzet olarak bununla kanaat ettim. Yanımda bulunan ve avucumla ışıldayan hikmet şarabını içerim, içki arkadaşlarım mürekkep şişeleridir, müsikim onların çıkardığı seslerdir. Aynı zamanda, artık ülkelerde mevcudiyetleri kalmamış olan hikmet ehlinin sözlerinden meyveler toplarım.