Esther. Sema

Esther. Sema
@rock_sema
Bir zamanlar okuyabilen bir Sema vardı...
Yok sayılan filozof
10/10
·456 syf.·
2020 148. kitabı
Kimselerin kabul etmediği ancak etkilenmekten de geri kalmadığı filozof Stirner... Asıl adı Johann Kaspar Schmidh olan filozof, geniş alnı sebebiyle kendine takılan lakaplar sonucu adına Stirner dedi. Oldukça çalışkan ve geleceği parlaktı. Ancak cesur görüşlerini ortaya koyunca herkes tarafından dışlanan kimsenin ismini anmadığı birine dönüştü. Halbuki ondan sonra gelen filozoflar ondan oldukça etkilendiler. Marx onu okuyunca şaşırmış etkilenmiş ve yolundan gittiği Feuerbach'dan ayrılmıştır. Engels, onu ilk okuyunca hayran olmuş fakat Marx'ın eleştirileri yüzünden kötülemeye başlamıştır. Nietzsche ise adının onunla anılmasına resmen mani olmak adına hiç bahsetmemiş fakat görünen o ki eserlerinde onun fikirlerine baya baya yer vermiştir. Daha ismini sayamayacağım birçok filozof özgürlük, mülkiyet, haklar, eşitlikle, benlik, hiçlik vs konular ile ilgili görüşlerini anlatmış ancak tüm bunların kaynağının Stirner tarafından ortaya konduğunu reddetmiş ismini anmamıştır. Ortada kötülenen bir filozof varken kim kendini riske atıp popülerliğine gölge düşürmek ister ki? Kahrolsun popülarite! Öyleyse artık geçelim kitaba: "Tanrı sadece kendisini düşünüyor. Onun davası egoist bir davadır" diye başlıyordu anlatmaya. Zaten bize tüm kitap boyunca burdan yola çıkarak göstermeye çalıştığı şey de: "Ben" egoisttir. Egoist olduktan sonra dünyadaki diğer insanlardan daha karlı oluyorsun. Çünkü bir şeyler dönüyor duruyor ama senin umrunda değil. Ben için sadece ben varım! * Dünyada hakikat var mıdır? İyi ya da kötü nedir? Herkesten farklı düşünen birisi kötü müdür? Kesinlik yoktur! Bunlardan geriye düşünceler kalır. İnsan tine bağlıdır. Tinsel olanın varlığını kabul eder ona inanır. Peki ya tin özgür müdür? Tin zincirler ile bağlanmıştır. Özgür olduğu zaman önem kazanır bir anlamı
Biricik ve MülkiyetiMax Stirner · Kaos Yayınevi · 2021475 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Devrimsel Kırıklık
9/10
·208 syf.·
2020 125. kitabı
Şimdi yazacağım bu satırlar hislerimi anlatamayacağım kelimeler içermektedir. Ne olursa olsun yetmeyecektir. Elbetteki büyük bir çoğunluğa göre de abartılı bulunacaktır. Okuyanları sıkmamak adına çok uzun olmayacak ki zaten büyük bir çoğunluk tarafından da okunmayacaktır. Yazarı ilk önce şiir kitabı ile tanıyıp şiirlerine hayran kalıp sonra listeme almıştım bu kitabı. Şiirlerinden birini ise alıntı olarak değil ileti olarak paylaşmıştım #37190158 neredeyse iki yıl olacak ve ancak sıra geldi bu kitabını okumaya. Uruguaylı yazar bu kitabında ise 70'ler yılların askeri darbesinin açtığı sonuçları bir ailenin gözüyle ve içine kendini de ekleyerek anlatıyor. Kendisi de sürgün yemiş vatanından uzakta yaşamış darbe yüzünden. Bu durumlar bize elbetteki yabancı olmasa gerek... Benim bu kitapta eleştireceğim doğru ya da yanlış bir sürü şey var. Ama bunlar benim umurumda değil. Siyaset politika devrim dava uğruna birilerini öldürmek vs. hiçbirisi beni ilgilendirmiyor. Benim için yazarın tek tek karakterlere bürünüp iç sesleri ile konuşması, bilinçaltına yolculuk ve bu karakterlerin konuşmaları ile uyumudur önemli olan. Küçük bir çocuğun acemice kendini çevresini anlatması, hapishanedeki adamın umutlarına sarılması, çaresiz kadının kendince haklı bence yanlış ihaneti, duygusal boşlukları ve hazsal eksiklikleri, bir babanın çocuğuna olan mesafesi, bir arkadaşın en yakın arkadaşına yaptığı yanlışlar... Bunların hepsi içsesleri ve ara ara diyalogları ile beni büyüledi. Hepimizin bu hayattan beklentileri çizdiği yol savunduğu fikirler var. Hepimiz aynıyız ne kadar farklı olsa da çizdiğimiz yollar. Önemli olan bunun doğruluğuna olan inancımız aslında. Bir şeye körü körüne inanmak mıdır onun uğruna her şeyi feda edebilmek midir, yoksa şüphe ile yaşamak
Kırık Köşeli İlkbaharMario Benedetti · Ayrıntı Yayınları · 2014109 okunma
Herkesin cini kendine!
9/10
·904 syf.·
2020 122. kitabı
·
Gece ve sessizlik yeterli midir bir şeyler yazabilmek için? Ya da derinlemesine hissetmek bir kitabı, satırları? Bunlar bana yeterli olmuyor bazen. Çünkü kelimeler dökülmüyor bazen satırlara. Ne yazsam ne şekilde becermeye çalışsam da olmuyor diye düşündürüyor. Ben ise yetersiz ve önemsiz olacağını bilerek bir şeyler yazmam gerektiğini düşündüm artık. Çünkü bu kitabı ikinci kez ve sindirerek okuyuşumun bir tarifi olmalıydı. Sanki sandala atladım da süzüle süzüle yol aldım, sessiz ve huzurlu bir yolculuk oldu bu ve de uzun. Diğer eserlerinde ufak tefek rastlasak da siyasi olaylara bu kitapta dönemin siyasal izleri kendini çokça ele veriyor. Çok fazla değinmeyeceğim çünkü şimdi internette araştırmaya başlayalım bu kitabı herkes her yerde aynı şeyleri yazıp da anlatmış zaten. Ben neye değineyim öyleyse? Bunu ben de bilemiyorum. Kendimi bıraktım yazıyorum yine kendime. Ne de olsa artık yazdıklarımızın öyle pek önemi kalmadı. Zaten insan en çok kendisi için yaşamalı yazmalı öyle değil mi? Peki ya insan kendisi için neleri göze alabilir? Oturdum dinledim karakterleri tek tek en ince ayrıntısına kadar. Sahi dedim ben hangisi olabilirim? Ama hiçbirinde kendimi göremedim. Sadece bir yandan çok övündüğüm bir yandan da derinlere gömüldüğüm empati yeteneğim ile hissetmeye, onlar gibi düşünmeye çalıştım. Hepsinin ortak özelliği dünyaya bakış açılarını başkalarında görme isteği. Bu dediğim şey kitabı okuyan diğer okurlar için ya da okuyacaklar için tuhaf gelebilir. Koskoca kitaptan bunu mu çıkardın diyebilirsiniz. Ama dediğim gibi en çok kendim için yazıyorum kendi için yaşayan Ecinniler karakterleri gibi. Tek tek hangi birinin derinliklerini anlatayım ki? Kirillov'un tanrısızlığından mı bahsedeyim yoksa Stepan Trofimoviç'in vazgeçmeden tapındığı Tanrısından mı? Hangisi doğru
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Sırlar ve diğerleri
8/10
·364 syf.·
2020 105. kitabı
Küçüklüğümüzde kimbilir neler yaşadık ? Kimbilir ne sırlarımız var acı ve kimselere anlatamadığımız. Bazı insanlar çok şanslı. Çocukken bir travma yaşamadılar bir sıkıntıları olmadı normal bir şekilde idame ettirdiler hayatlarını. Kötü şeyler yaşamış olanlar ise ya birilerine anlatıp hafifledi ya da daha çok altında kaldı dağ gibi sırların. Benim de var hayatımda kimse ile paylaşmadığım anlatamadığım şeyler. Peki neden mi paylaşamaz insan? Dinleyeni yoktur çünkü anlayan olmaz. Yargılanır korkusu olur yahut yaşadıkları küçümsenir önemsenmez. Halbuki o senin travmandır senin yaptığın hataların kaynağı şu anki senin sebebidir. İnsan gerçekten sevebiliyor mu? Benliğini bir kenarda tutarken bencilce davranmadan sevebiliyor mu? O kadar az ki belki de hiç yok böyle sevebilen. Kendi hırslarını doğrularını bir kenara bırakıp da sevebilmek nerdeyse mümkün değil. Bunun nasıl olabileceği bu kitapta çok güzel anlatılmıştı.Sevgi Yapabilir miyiz? Evet ama zor. Bu kitapta ise orta yaşlı bir adamın çocuğa olan saplantısına şahit oluyoruz sanıyorduk başta. Sonra işler değişti. Adam çocukluktan gelen acısı ile bu haldeydi. Basit bir pedofili miydi ortada olan yoksa aslında eski haline, çocukluğuna dönmek, o anları yaşamak istemesi miydi? Çocuğa gelirsek ya o ne istiyordu? Baba istemiyor muydu, sevilmek istemiyor muydu ? Evet evet! Aslında her ikisi de sevgiye açtı. Biz ise sadece cinsel sapıklık görüyorduk ortada. Zaten hep böyle değil midir? İnsan kendinden bile kaçmaz mı? Gerçekleri gözardı etmez miyiz hep sadece yüzeysel yaşamaz miyiz ? Ruhen hastayız birçoğumuz ve bunun farkında değiliz. Farkına vardığımızda ya iş işten geçmiş oluyor ya da sadece kendimize acımakla yetiniyoruz. İyileşmiyoruz atıyoruz öteye yaralarımızı sonra sadece ortaya öfkeli
LolitaVladimir Nabokov · İletişim Yayınevi · 20193,521 okunma
Birkaç Diyalog
9/10
·120 syf.·
2020 98. kitabı
(Öncelikle sohbete başlamadan önce bunları okuyacak olan arkadaşlara uyarım şudur ki burada geçen sohbet kurgu ile beraber kitabın içeriğine oldukça yer vermektedir.) SEMA: Merhaba yüce insanlar! Sizler ile oturmak benim için efkara efkar katıp bir yandan da eğlencenin dibine vurmak demektir. Beni de aranıza aldığınız için minnettarım. AGATHON: Yemeksiz olmaz buyrun sofraya dostlar. Ne konuşacağız şimdi biz? SOKRATES: Bilgiyi konuşalım, dostluğu konuşalım, bizleri konuşalım işte. Akıtalım bilgilerimizi birbirimize konuşalım gösterişli bir şekilde. Rüyalar aleminden atlayıp gelelim gerçek dünyaya. PHAIDIAS: O halde sevgiden bahsedeyim. Sevgi Tanrıdır, eşsizdir. Sevgi varsa güzellik vardır. Kötü bile güzel görünür insanın gözüne. Savaş olduğu yerde seven ve sevilen varsa insan çekinir sevdiğinden. Daha çok yiğit gözükmek ister. O zaman ne yapar bu insan? Egosunu şişirir de şişirir cesareti de coşar. Tutabilene aşkolsun ayol!( Ayol dememiştir be koskoca adam da işte:)) PAUSANIAS: Sevgi tek olmaz canlarım. Sevgi ikidir. Beraberinde bilgi ve erdemi de getirir çünkü dedim ya tek değildir. Birlik oldu mu kesinlikle değersiz değildir. Araya müzik girdi. Ben ise hayranlıkla bakıyordum bu insanların söylediklerine. Nasıl katkıda bulunabilirim ki diye düşünürken daldım öylece içlerine. SEMA: Ey güzel abilerim! Güzel konuşuyorsunuz da nedenler niçinler boğuşurken insan nasıl düşünsün? Birden sözümü kestiler "sus konuşma!" diye bağırmasınlar mı bana? Sen dinle dediler dinle ve gör. "Sen bunları okurken düşünme bir de hele bir tamamen bitir sonra konuşursun." Haklılardı da çünkü birisi bir şeyden bahsederken konu bir anda öyle buluşuyordu ki ortada aklınız almaz idi fikriniz şaşardı. SOKRATES: Siz dediniz ki güzel olmayan sevgi yoktur eee o zaman bilgili olmayan bilgisiz
Şölen - DostlukPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20195,2bin okunma