Puan vermedi·288 syf.·
2025 849. kitabı
İlber Ortaylı'ya göre tarih nedir? “Önemli olan tarihin tüm gerçekliğiyle değil, tutarlılık ve mantık ile verilmesidir.”der.. Türklerin tarihi 1den sonra Türklerin tarihi 2ile yola devam ettik İlber hocanın anlattığını büyük bir ilgi ve gururla okudum. Kalemin susmasın hocam İlber Ortaylı'nın Türklerin Tarihi-2 kitabında, Anadolu'nun bozkırlarından Avrupa'nın içlerine kadar uzanan Türk tarihini sade ama derin bir dille anlatıyor. Kitapta Osmanlı'nın yükselişi, Türklerin Avrupa'daki etkileri ve tarih boyunca bıraktıkları izler ele alınıyor... Osmanlı Türklerin en uzun yaşayan imparatorluğuydu. Düşünün Orta Çağlarda kurulup zamanımıza kadar gelen bir imparatorluktan bahsediyoruz. , Türklerin tarih sahnesine çıkışından başlayarak Orta Asya'daki göçebe kültürlerini, devlet yapılarını ve dünya tarihine etkilerini ele almıştır. Anadolu artık 'Türklerin yeri' oldu. Bu adı bize her yerin coğrafyasını çok iyi bilen İtalyanlar verdi. S:111 Ortaylı, Türk tarihinin yalnızca savaşlardan ibaret olmadığını; diplomasi, kültür, hukuk ve devlet yönetimi açısından da köklü bir miras taşıdığını vurgular. Tarih severler buyurun Türklerin Tarihi 2
Araştırma-İnceleme Tarih
Türklerin Tarihi 2İlber Ortaylı · Timaş Yayınları · 20163,778 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2025 18:58
Figüran, Didier Blonde’un Türkçe’ye çevrilen ilk kitabı. Kitabı ilk gördüğüm an ise çok büyük heyecana kapıldım. Çünkü arka kapağında şöyle bir cümle yer alıyor: “1968 Paris’te bir lise öğrencisi olan anlatıcımız bir tesadüf eseri kendini François Truffaut’nun Çalıntı Öpücükler filminin setinde buluverir.” Fransız Yeni Dalgası benim hayatımda çok başka bir noktaya temas ediyor. Kitap her ne kadar Çalıntı Öpücükler setini esas alsa da Godard, Rohmer, Riviette gibi yazarların isimlerine de tanıtımda yer vermişler. Şüphesiz ki bu yönetmenlerin aşka olan bakışı çok daha farklı. İlişkiyi, aşkı ikili diyaloglarla biraz da politik açıdan ele almalarının kitaba yansıdığını düşündüm. Çünkü Figüran en temelinde takıntılı bir aşk romanı. Hemen okumaya başladım ve çok hızlı da bitirdim. Müthiş bir çeviri bu arada su gibi akıp gidiyor. Ama özü itibariyle o kadar beklentimden uzaktı ki kendi kendimi hayal kırıklığına sürüklediğimi düşünüyorum. Arka kapakta Truffaut, Godard ve Rohmer adı geçiyorken nasıl beklentiye girmem ki? Karakter başka bir figürana aşık oluyor ve bir gece Cinémathèque Française eylemlerine beraber katılıyorlar. Ancak sert bir müdahale yaşanıyor, bu durum ise aralarında bir bağ kurulmasına sebep oluyor. Truffaut’un 30. yıl anmasında filmi tekrar izleyen karakter bu kadının peşinde düşüyor. Doğrusu kitabın en heyecanlı yeri bu eylem süreci idi. Asla sıkıcı bir kitap değil. Ama çok başka beklentilerim vardı. Acaba hiç böyle bir tanıtım yazılmamış olsa biz sürpriz şekilde yönetmenler ile karşılaşsaydık her şey daha farklı olur muydu?
FigüranDidier Blonde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521 okunma
Reklam
Puan vermedi
Değişim, Fransız Yeni Roman akımı denince akla ilk gelen eserlerden birisi. Senelerdir baskısı bulunmuyordu, nihayet yeni çevirisiyle yayımlandı. Hakikaten çok iyi bir metin. 1950’lerin sonunda, Paris’te İtalyan bir daktilo şirketinde çalışan, evli ve dört çocuklu bir adamın, Roma’ya, sevgilisini görmeye giderken trende geçirdiği yaklaşık yirmi bir saatlik süreçte kafasından geçenleri, yaşadığı içsel çatışmaları, duygusal dünyasındaki gitgelleri, anılarını, hem eşi hem sevgilisiyle geçmişini, uyuyakaldığında gördüğü rüyaları ve trendeki diğer yolcularla ilgili kafasında kurduğu dünyaları anlatıyor. Yani bir yandan Paris’ten Roma’ya doğru bir seyahatteyiz, diğer yandan karakterimizin iç dünyasına ve geçmişine bir yolculuk bu. Eşi ve sevgiliyle geçmişini, zamanın farklı noktalarından parça parça anılarla öğreniyoruz. Adım adım Paris ve Roma sokaklarını geziyoruz; bu iki şehir de adeta ete kemiğe bürünen birer karakter oluyor ya da eşi ve sevgilisiyle bütünleşiyor sanki. Yolculuk boyunca trene çok farklı kesimlerden insanlar da biniyor; karakterimizin onlara taktığı isimler ve kurguladığı dünyalarla yine bir yerde onun iç dünyasının yansımalarına şahit oluyoruz. Anlaşılacağı üzere pek fazla olay yok, hatta kitap baştan sona yirmi bir saatlik bir içsel konuşma. Ama anlatım yağ gibi öyle bir kayıp gidiyor ki karakterin zihninin labirentlerinde çok keyifli bir yolculuk bu. Bu akıcılığın yanı sıra, Butor’un ikinci çoğul şahıs kullanımı da hem metni farklı bir yere taşımış, hem de okurken karakterle okurun kurduğu bağı kuvvetlendirmiş bence. Karakterin dünyasıyla beraber, hayata ve ilişkilere dair aslında çok yeni olmayan tespitleri klişe tuzağına düşmeden işlemesi de şüphesiz anlatımın ve dilin gücünden kaynaklanıyor. Keyif almak için okuyanları edebiyata doyururken alıp
DeğişmeMichel Butor · Can Yayınları · 19915 okunma
7/10
·202 syf.··
2023 159. kitabı
Bazin ve Rohmer'in Charlie Chaplin'inin altında kalan, yine de keyifli bir kitap. Ha, en iyisi gidip Hayatımın Hikayesi okumak elbette, lakin bulursanız değerlendirilebilir bir kaynak. Elbette filmleriyle birlikte! İzlemeden okumanın hiçbir keyfi olmayacaktır.
Edebiyat
Charlie ChaplinKevin J. Hayes · Agora Kitaplığı · 200934 okunma
7/10
·150 syf.··
2023 141. kitabı
Chaplin üzerine başkasının kaleme aldığı en doyurucu kaynak. Bazin ve Rohmer birlikte Chaplin'in filmlerini tek tek masaya yatırırken, hem Şarlo'ya hem Chaplin'e dair değerli görüşlerini bizlerle paylaşıyorlar. Tek kişilik sinemaya iki kişilik yer ayırtmak isterseniz, gideceğiniz adres hazır.
Edebiyat
Charlie ChaplinAndré Bazin · Afa Yayınları · 198927 okunma
Rohmer
7/10
·352 syf.··
2023 133. kitabı
Yeni Dalga'dan tek sevdiğim yönetmen Rohmer'e ve sinemasına dair leziz bilgiler sunan bir kitap. Çevirisini de Dokuz Eylül Sinema-TV Bölümünü uzun yıllar Oğuz Adanır ile dirsek direğe yönetmiş Ertan Yılmaz yapmış. Monaco ülkemizde akademisyenlerin öğrencilere sıklıkla tavsiye ettiği bir yazar. Ben okumaktan önce bolca film izlemelerini tekrar salık veriyorum.
Edebiyat
Yeni DalgaJames Monaco · Artı 1 Kitap · 20067 okunma
Reklam