Alain de Botton, Felsefenin Tesellisinde altı filozofu insanî yaralar üzerinden ele alır.
Bu filozoflar arasında en sarsıcı olanı ise şüphesiz Sokrates’tir.
Sokrates _ Popüler olmamak ve dışlanmak üzerine
Epikuros – Mutluluk ve haz anlayışı
Seneca – Talihsizlik ve kader karşısında metanet
Montaigne – Yetersizlik ve kusurlarla barışmak
Schopenhauer – Aşkın ve arzunun acı tarafı
Nietzsche – Zorluklar, güçlenme ve “amor fati”
Özelikle sokrates'ten bahsetmek istiyorum
Sokrates hakikat uğruna öldü.
Ve ben hep kendime şunu sorarım:
Sokrates’i ölüme İsa’yı çarmıha götüren hakikatle buluşturan şey neydi?
Sokrates’te bir peygamber edası vardı.
O, onurun, hakikatin ve dürüstlüğün vücut bulmuş hâliydi.
Çağlar öncesinden, cehaletin ortasında;
zevk ve sefaya teslim olmuş bir toplumun eliyle
ölüme gönderildi...
“Soluk aldığım ve aklım başımda olduğu sürece,
felsefeyle uğraşmaktan,
size öğütler vermekten
ve tanıdığım herkese doğruyu anlatmaktan
asla vazgeçmeyeceğim.
Evet, baylar; beni beraat ettirseniz de ettirmeseniz de,
yüz kere ölmem gerekse bile bilin ki
davranışlarımı değiştirmeyeceğim.”
Feminist bakış açısına sahip bir okuyucu yazara şunu sordu: Bütün erkekler at sineği midir, yoksa bu benzetmeye daha fazla anlam mı yüklemek gerekir?
.......
Kadın ve KurmacaVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022133 okunma
Nietzsche (Niçe), “Tanrı öldü” dedi; hoyratça ve küstahça. Tanrı öldükten sonra, geriye kalan boşluk için bir Üstinsan modeli üretti; aslında gayet tabi, iddiasına yakın bir model. Bunun yanında “Amor fati” (kader sevgisini anlatan) terimi üretti. İslam’daki, daha doğrusu insanların sığ kader anlayışından çok farklı bir terimdir.
Olanı isyan etmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceği durumda, olanı evetlemekten daha iyi bir fikir olabilir mi?”
Hayatın en üst düzeyde olumlanmasıdır. Müthiş bir dehadır Nietzsche; faydası kendisine dokunmayan bir deha…
Ve Tanrı tanımazlar için ya da insanlık için Üstinsan’ı bir kitapta ele aldı.
Böyle Buyurdu Zerdüşt; Zerdüşt aslında Üstinsan modelinin temsilcisi ve yol göstereni, ve tabi Nietzsche’nin oluşturduğu yüksek bir kuleden baktığı bir peygamberdir.
Kubbeyle kemer nasıl da tanrı gibi karşı koyuyorlar birbirlerine; nasıl da direniyorlar ışıkla, gölgeyle tanrı gibi. Biz de onlar gibi inat eden, güzel düşmanlar olalım! Tanrılar gibi tartışalım birbirimizle!”
Zerdüşt ne hortumdur ne de fırtına. Hora tepmeyi bilse de, örümcek oyuncusu değildir!
Zorunlu olana ne tahammül etmek, ne katlanmak; sadece sevmek.
Ve böyle buyurdu Zerdüşt.