Batı'da Dinin İtibarsızlaştırılması
Dine dair sorgulamaları ve dinin süreç içinde itibarsızlaşmasını üç gelişme üzerinden özetleyebiliriz. İlk gelişme, Reform ve Rönasans hareketleri ile Katolik kilisesinin (dinin) sorgulanmasına neden olur. Aydınlanma dönemi ile birlikte Kiliseye olan sorgulamalar bir üst seviyeye taşınarak dine dair sorgulamalara dönüşür. Üçüncü gelişme ise, 17. yüzyıl sonrasında yaşanan bilimsel devrimler, coğrafi keşifler ile birlikte kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal anlamda dine yeni bir rol biçilmiştir. (Tez: Abdurrahman Aşlamacier, İhl'de Görev Yapan Öğret. s.29-30)
Din
Avrupa insanın önü,14.-15.-16. yy'de Rönasans -Reform ile açıldı, güzellikleri,bilimi, sanatı çeşitlendirip farklı olgularla alanlar oluşturdu ve şu an özentisiz bir ruh haliyle yaşamının tadını çıkarıyor... Biz ise hâlen Gazali kafasıyla yıllarca bir girdabın içerisinde cehennemi yaşıyoruz...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rönasans sonrası yeni den doğan Roma vari bakışların hislerimi ele geçirir.
DİNCİ-DÖNME TAYFASINDAKİ ATATÜRK DÜŞMANLIĞININ SEBEPLERİ... Bu dinci-dönme tayfası, Osmanlı'nın kaymağını yiyordu. Yavuz'un hilafeti Mısır'dan getirip, sün'i Emevi islam anlayışını, Osmanlı'nın resmi ideolojisi haline getirmesiyle birlikte, Cumhuriyet'e kadar devleti bunlar yönetiyordu. Zavallı Türk tarlasında kara sabanını boş, yavuklusunu pınar başlarında dul. Ayşe'sini üç, üç buçuk yaşlarında yetim bırakıp cepheden cepheye koşuyordu. Harbe, padişahın düğünü diye gidip "Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum" diyordu. Halbuki bu dinci-dönme tayfası, askerlikten de. Cihat'tan da, muaftı!.. Osmanlı'da saray mensupları, memurlar, din adamları, tarikat ehli, seyyidler, şıhlar, medrese talebeleri, gayri müslimler oldum olası askerlikten ve savaştan muaftı. Hatta, "Halife, cihat ilan etse bile, dua ehli cihattan muaftır" diye, Şeyhülislam Molla Gürani'den fetva bile almışlardır! Herkes çocuğunu askerden kaçırmak için medreseye yazdırıyordu. 8 yıllık medrese, sırf askere gitmemek için, 15-20 yıla kadar uzatılabiliyordu.. Medreselere, malum, kız çocukları değil, sadece müslüman erkek çocukları gidebiliyor ve fen bilimleri değil, sadece sahte hadislerle uydurulmuş din öğretiliyordu. Emevi İslam anlayışının şeyhülislamı, Ebu Suud Efendi, 1560 yıllarında, fetva vererek; "Akılla iman bir arada olmaz, akıl şeytan işidir" diyerek, medreselerde akli bilimleri (fen, astronomi, mantık, felsefe..gibi) yasaklamıştı. Osmanlı'nın son dönemlerine kadar medreselerde, fen'le ilgili dersler okutulmadı, kız çocukları okuma imkanı bulamadılar. Kız çocuklarının da oğlanlarla beraber okumalarına imkan sağlayan karma eğitim ile mantık ve felsefenin müfredata girmesi, İttihat Terakki'nin (Bilhassa Ziya Gökalp'in baskısıyla) ancak,1908 yılında olmuştur! Aynı Ebu Suud Efendi, o tarihlerde, İstanbulda
Avrupa Rönasans'ı 15. Yüzyılda başlamadı. Bilakis Avrupalılar Arap kültürü ile tanışınca başladı. Avrupa'nın uyanışı İtalya'da değil Müslüman İspanya'da başlamıştır... Robert Briffault
1000Kitap
Ali Şeriati
Dolayısıyla Marks’ı bilinçli,bilimsel ve aydınca taklit etmek;o nun yaptığı işi körü körüne taklit etmek ve gözü kapalı onun fikirleriyle amel etmek değildir.Bu,kör bir hastanın uzman bir doktoru taklide kalkışmasından başka bir şey değildir.Oysa sağlıklı ve bilinçli bir insan,kendisi ve onun gibi uzman doktor olmak için çabalayan kimsedir.Ve unutulmamalıdır ki bu iki taklit türü arasında büyük bir fark söz konusudur.SYF:214 MARKS;hem hegelci ateist bir filozof hem rönasans sonrası Avrupalı bir aydın hem orta sınıfa mensup bir burjuva olan ve aynı zamanda bir Yahudi ailesine mensup olması hasebiyle ırkçılığın ve klişenin insanlık dışı dinsel ayrımcılığının kurbanı olan marks…..sosyalizm,,kominizm,sendikalizm gibi akımların etkisinde kaldı. Syf:211