Puan vermedi·304 syf.··
2022 190. kitabı
Para ilk olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktı? Paradan önce ödeme aracı olarak hangi nesneler kullanılıyordu? Tapınak şövalyelerinin bankacılık tarihinde nasıl bir önemi oldu? Bankacı aileler Rönasans'ı nasıl etkiledi? Öz Büyücüsü'nün parayla ve bankacılıkla ne ilgisi vardı? Weatherford, paranın insan ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini bir kültürel antropoloğun geniş bakış açısıyla ele alıyor....
ParaJack Weatherford · Maya Kitap · 201952 okunma
Puan vermedi·74 syf.·
2024 201. kitabı
Kendimi onun yerine koydum da düşündüm Gökyüzünün yerine koydum da düşündüm Şair bu şiiri Nahit hanıma yazmış, Nahit hanım Arif Damar’ın eşi Orhan Veli’nin sevgilisi Sabahattin Alinin palatoniği Bu camiada kendinden Rönasans tablosu die bahsediliyor. Aynı anda Yalnız Seni Arıyorum okuyorum Sonrasında Bütün Şiirleri var
Alıcı Kuşu KardeşliğinArif Damar · Yazko Yayınları · 198146 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kendime Notlar
Puan vermedi·592 syf.··
2023 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2023 13:16
Bu yazı bir inceleme değildir. Daha çok kitaptan geriye kalan bilmekte fayda gördüğüm notlardır. Bu nedenle bir akış içinde yüklemi sonda olan cümleler göremeyebilirsiniz. Bu yazıyı daha çok kendime yazıyorum. Meraklısına da iyi okumalar. Kitap Felsefe'nin ilk çıkışını MÖ 6. yy'a tarihliyor. Mitlere karşı doğayı açıklamak amacıyla ilk kez "Doğa Filozofları" denilen bir akım/grup/mefhum ile dini mitlerden ayrılmaktan bahsediyor. Fırtına sözcüğünün Norveç'cedeki Thor olduğunu öğreniyoruz. Doğa filozoflarından geriye kalan bir yazı yok. Yazar o dönemki retorik yani konuşma sanatından bahsediyor. Doğa filozofları, bir "ilk madde"'den herşeyin doğduğuna inanıyor, fakat bu ilk maddeden sonraki doğadaki dönüşümleri anlamaya çalışıyorlar. Örneğin Thales'e göre herşeyin kökeni suydu. Demokritos'a göre atomlardı. Socrates(MÖ 470-399): "Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir". İlk defa insana odaklanır. Sofistler gibi felsefe öğretmekten ziyada diyologlar şeklinde yazar. Platon(Socrates öğrencisi): İdealar dünyasında olmayan hiç birşey doğada olamaz. Ünlü mağara alegorisi, Aristo : Platon akıl ile idea'dan çıkmaya çalışırken Aristo duyuya yönelir. Doğayı düzen içinde açıklamak ister, sınıflara ayırır. Büyük İskender döneminde (Suriye, Mısır, Makedonya krallıkları) yaşamıştır. Kadınlara yarım demiştir. Aristo ile Platon farkı ; etrafımızdaki dünyayı Platon ideaların yansıması diye görüyordu. Aristo ise bunu tam tersine çevirdi ve insan ruhunun dünyadakilerin yansıması olduğunu söyledi. Gerçekler duyularla anlaşılır dedi. Helenistik Dönem(Roma Dönemi): Temel soru mutluluğun ne olduğu idi. İsa'nın Doğusu: Yahudilik yaklaşık MÖ 1200 dönemine gidiyor. Hindistan'ın gök tanrısı Dyaus 'un Zeus olduğunu söylüyor. Oysa Zeus'un Sümerlerdeki Fırtına tanrısından doğduğuna referans
Felsefe
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
girmeyin buraya, ikiyüzlüler, yobazlar, kartlamış maymunlar, kalleşler
10/10
·254 syf.·
2023 27. kitabı
Bu şahesere uygun görülen puanı görünce okuyup okumamakta bir ara tereddüte düşsem de, edebi olarak doyuma ulaşınca , o kadar mutlu geçti ki haftam, lezzeti halen damağımda. Bir boğa burcu olunca düşündüğüm tekşey “ LEZZET”. Kitapta bolca yeme, içme olması kabartmadı iştahımı öyle düşünülmesin. Nasıl olurda bugüne kadar bu kitabı tanımamış olmak, keşfedilmemiş olması beni çok cezbetti. Halen salyalarım akıyor…. Bugüne kadar eleştirdiğimiz her şeyi ama her şeyi 1500 yılında tastamam dibine kadar, kanırta kanırta eleştirmiş canım yazarım. Ezberci eğitimimizi, öğretilenlerin hiçbir kapı açmadığını, bize anlatılmayan bilginin ve aklın değerini, kıskandığımız diğer eğitim sistemlerinde yalnız olmadığımızı Rabelais gözümüze sokmakta bu kitapta. Yazarımız ortaçağın son demlerinde doğmuş. İçinde taşıdığı arayışını manastır manastır gezerek bulmaya çalışsa da, bilgi açlığını doyuramayarak üniversiteye gitmek isteyince dinsiz ilan edilmiş. Günümüzde de olduğu gibi , din otoritelerinden yediği vetoyla, yazdıkları yasaklanmış. ): Sistemle derdi çok fazla olmasına rağmen vazgeçmeyip, doktor olmuş, Yunanca öğrenmiş. Yazarımız yaşayamamış olsa da, aradığı , istediği hayatı yergi ve ironilerle dolu bu kitabında anlatmış. Kitabımıza gelecek olursak; Gargantua, annesi babası gibi bir devdir. Annesinin 16 ton işkembe yediği gün, sol kulağından doğuverir. Doğduğu gibi de ağlamak yerine ‘İçki!’ 'içki' diye bağırmaya başlar (çılgın). Günlük süt ihtiyacı için on yedi bin dokuzyüz on üç inek gereken bir devden bahsediyoruz. Gerisini siz düşünün. Bu kadar yeme içme detayları veren yazarımızın çok başka göndermeleri vardır aslında (: Anlatmak istediği belki Rönasans insanının bilgiye açlığı, belki o dönem din adamlarının aç gözlülüğü bilemem. Babası ile yaptığı kaka muhabbetinden
GargantuaFrançois Rabelais · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,433 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2022 28. kitabı
#kitapyorumum #kendimdengeciyordumugradim Mine Sota @rönasans Kahvekokulukitaplar1 Merhaba mine gel bi cay keyfi yapalim dedi sana güzel ve eglenecegin bi hikaye anlatacagım dedi bende tabi hemen atladım dururmuyum #kitapyorum Ah kızımız ah büyükannesinden ögrendiği gibi yaşamış oldugu kötü olayların iyi yönünü görmeye çalışan kızımız ama hayat öle değil ama her şeyin iyi yönünü bulmakta ayrı bir yetenektir. Herkese gülümseyecegi bir kitap tavsiye ediyorum Keyifle okuyacagınızı düşünüyorum benim gibi ince ince verilen dersler çıkarıp dolanımlanacaksınız kitapla ve sevgiyle kalın
Kendimden Geçiyordum Uğradım!Mine Sota · Rönesans Yayınları · 202299 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2021 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2021 21:38
_________________________Uzay gemileri yapmak gerek Gezegenlere gitmek için değil Evlerimize gitmek için. Adonis Ortadoğu'nun ağulu suyunu içinde taşıyan, içindeki o ağulu suyun oluşturduğu devasa şiir gölünden hem içip, hem de o suyla yıkanıp - arınan, ozanca, beynelmilel bir şiir dilini benimsemiş, Batı tarafından da kabul görmüş Ortadoğulu naif bir şair Adonis. Asıl adı, Said Eşber. Suriye'nin liman kentlerinden biri olan Lazkiye'nin bir dağ köyünde doğmuş. Felsefe ve edebiyat okumuş.Beyrut'un ardından, 1960 yılında Lübnan vatandaşı oluyor ve Adonis ismini alıyor ama Lübnan iç savaşından dolayı(1980) ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor ve Paris'e yerleşiyor. 1995'de Nazım Hikmet Uluslararası Şiir Ödülü'nü alıyor. 2005-2006 yıllarında Nobel Edebiyat Ödülü için, ismi geçen yazarlar arasında anılıyor. Türkiye'yi Cumhurbaşkanları değil, Nazım temsil ediyor'' diyecek kadar da Nazım sevgisiyle dolu. Ömrü boyunca da ülkesinin kültüründen uzak, bir ok gibi gergin yaşamış ama bu gerginliği evrenselleşen ozanlığı ve şiirleriyle isabete çevirmiş bir şair Adonis! İşte, Maddenin Haritalarında İlerleyen Şehvet kitabında ise, bu bitmek bilmez gerginliğinin, isabetlerinden biri olan şiir toplamını, Ortadoğulu bir zürafa gibi ya da Parisli bir flaneur gibi, Paris'in sokaklarında arşınladığı yollar üzere kaleminin diline sürmüş. Kaleminin diline sürdüğü içindeki ağu, hem Ortadoğulu hem de artık Parisli olmuş bir ozanın, tuhaf bir enerjiyle şiirine katık ettiği erotik metaforlarla, bir nevi kültürleri hem çakıştırma hem de birbiri içerisinde eritme yoluna götürmüş. İki farklı kültürü, insanın yabancılaşması
Edebiyat
Maddenin Haritalarında İlerleyen ŞehvetAdonis · Kırmızı Yayınları · 2015109 okunma