Puan vermedi·68 syf.··
2026 8. kitabı
Sezai Karakoç’un bu abidevi eserine dair şahsi bir inceleme kaleme almayı, kitabın kendi heybeti yanında eksik buldum. Bir 'Diriliş Eri'nin yol haritası niteliğindeki bu eseri anlatmaya çalışmak yerine, doğrudan kitabın 'Sonuç' kısmını paylaşmanın en doğru ve en tesirli yol olduğuna inanıyorum. "Yeni bir nesil gelmektedir İslâm ülkelerinde. Bu, Diriliş Neslidir. Düşüş günümüzden bugüne kadar kana ve tere batarak yapılan çalışmalar bunun içindir, Bu nesil, ilkin, inanç ve davranışının genel çerçevesini çizecektir. Bu sözler, bunun bir denemesidir. Ezberlenmek için değil, üzerinde düşünülmek ve ruha mal edilmek için. En teorik temelden en pratiğe, en soyuttan en somuta, en metafizik plandan en reel plana kadar bütün hayat vakıasını, müslümanın yani diriliş erinin kucaklaması için çizilen bir şema, çağın dokusuna işlenmek istenen bir eskizdir. İslâm kültür ve medeniyeti, Kur'ân ve Peygamberden gelen İslâm ruhundan fışkırmış bir terkiptir. Ab-ı hayat terkibidir. Karanlıklar içinde arayıp bulacaksın Onu sen, diriliş eri. Hızır'ın olacaksın kendi kendinin. Kendi Hızır'ının eline tutuşturulan bir meşale yapacaksın onu. Bir mumsa, ondan güneşini çıkaracaksın. Medeniyet rönesansını (yeniden doğuşunu) yapacaksın ondan. Kelimeci, lâfızcı olmayacaksın. Kelime ve lafzın hakkını da vererek özcü ve ruhçu olacaksın Statik inançlı ve eylemli olmayacaksın. Dinamik olacaksın. Namazın da meşale olacak, orucun da. Zekatın, haccın da dinamik olacak. İslâm entelijansiyasını kuracaksın. İslâm sana, et, kemik, deri gibi, hatta, ciğer, ilik, kalb, beyin olacak, hatta zeka, zihin ve ruh olacaktır. İslâmdan cıkarılmış nurdan bir heykel gibi dolaşacaksın arzda. Şimşek ve yıldırımlarınla koruyacaksın nurunu Yeniden doğacaksın. Kıyametini yaşayıp yeniden dirileceksin. Azrail'i, İsrafil'i ve
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202322,5bin okunma
"Dünya deliyle dolu."
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 10:59
Desiderius Erasmus Kuzey Avrupa Rönesansının en önemli hümanistlerindendir. Yazarın daha önce Can Yayınlarından çıkan 'Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş' adlı kitabınu okumuş ve oldukça beğenmiştim. Savunduğu fikirler ve felsefesi eserlerinde kendisini çok açık gösteriyor. "Martin Luther'in Reform hareketine Hıristiyan dünyasını kargaşa ve şiddete sürüklediği gerekçesiyle karşı çıktı. Asıl Hıristiyanlık ruhunu hümanist değerlerde aradı." ( Kitabın önsözünden ) Deliliği bir karakter olarak konuşturmasıyla kitap başlıyor. Toplumsal ikiyüzlülüğü, kiliseyi, insanın doğasını ironik bir şekilde (hiciv ağırlıklı) konuşarak anlatıyor. Hiciv dolu konuşmaları yer yer insanı güldürebiliyor. Felsefe, teoloji, sosyoloji gibi bir çok konu üzerinden eleştirilerini dayanaklaştırarak devam ediyor. -Biraz daha Mitoloji ve Yunan Mitleri hakkında bilgim fazla olsaydı kitaptan alacağım haz artabilirdi.- Toplumsal rollere yaptığı eleştirileri çok sevdim. Kilisenin kalıplaşmış doğrularını ve kalıplaşmış rollerini acımasızca eleştirmesi hoşuma gitti. Cehaletin ve deliliğin insanı asıl mutluluğa götüren şey olduğunu anlamamızı ister gibi yüzümüze yüzümüze bağırmış kitapta. Kitap boyu konuşma yapan 'Delilik', başta oldukça eğlenceli ve hicivli(iğneleyici) dille konuşurken, kitabın sonlarına doğru ciddi bir havaya bürünüyor. Kitapta bahsi geçen atıfta bulunulan onlarca değişik bilgi ve husus var ki bazı kısımlarda kendimi yetersiz hissettim. Yinede güzel bir kitaptı. Muhtemeldir ki kitaplığımda bulunan Mitoloji ile ilgili bilgi yüklü kitapları okuduktan sonra bu eseri tekrar elime alacağım. İşte o zaman özümseyeceğim şeyler değişebilir.
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 202315,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·80 syf.··
2026 29. kitabı
erasmus, barışçıl perspektifler uluslararası hukukun görüş alanına girmeden önce modern savaş eleştirisinin temellerini attı. kuzey avrupa rönesans’ının bu büyük ustası, savaşı yalnızca dinsel nedenlerle değil aynı zamanda rasyonel karşısavlarla da belirgin şekilde kınadı. modern düşünce tarihinde barış elçisi olarak anılabilecek biri varsa, bu şeref öncelikle erasmus’a aittir. tatlı gelir yaşamayana savaş, modern avrupa’nın savaş karşıtı ilk metnidir. 1515 tarihli bu deneme, savaşa aşina olmayanları ve bu uğurda her türlü riski almaya hazır olanları uyarır. cicero’dan bu yana tartışılagelen adil savaş fikrini reddeden ve devletlerarası anlaşmazlıklarda tarafsız yargılayan bir merci bulmanın mümkün olmadığını belirten erasmus, barışı her şeyden önce varoluşsal bir zorunluluk olarak ortaya koyar.
Tatlı Gelir Yaşamayana SavaşDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 20201,158 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2024 10:55
William Shakespeare ile aynı dönemde (16. yüzyıl) yaşayan şair ve oyun yazarı Christopher Marlowe, İngiliz Rönesansı’nın en etkili kalemlerinden biri olarak kabul edilir ve Cambridge’de eğitim almış, klasik dilleri ve mitolojik metinleri derinlemesine bilen entelektüel bir figür olarak görülür. 29 yıllık kısa ömründe 7 oyun yazan yazarın, tartışmalı konulara değindiği için düşmanları tarafından öldürüldüğüne dair komplo teorisi mevcuttur. Yazarla tanışmak için ilk yazdığı bu oyunu seçmem bende bir nebze pişmanlığa sebep oldu, çünkü mitoloji kaynaklı tek eseri bu, ve bu eserinde çok fazla karakter ile yunan mitolojisi içinde boğuluyorum sandım, kurguyu anlamak hiç kolay olmadı. Roma’nın köken anlatılarından biri olan Aeneas destanının bir bölümünü sahneye uyarlayan eserde, Truva'yı kaybettikten sonra savaştan kaçan komutan Aeneas'ın Kartaca'ya sığınması ve Dido’nun Aeneas’a duyduğu tutkulu ama yıkıcı aşk konu edilirken, özellikle Aeneas’ın kaderle olan mücadelesi ve tanrıların hikâyeyi sürekli yönlendiren etkisi birleşince, okur ilk başta dağınık ve karmaşık bir kurgu hissiyle karşılaşıyor. Çünkü klasik mitolojiye hâkimiyet gerektiren yapı, karakter bolluğu ve sahne geçişlerinin hızlı temposu, eserin akışına uyum sağlamayı zorlaştırıyor. Ancak her şeye rağmen mitoloji ve tragedya severlere hitap edebileceğini düşünüyorum ve ilgililerine keyifli okumalar diliyorum.
Kartaca Kraliçesi DidoChristopher Marlowe · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016265 okunma
8/10
·479 syf.··
2020 16. kitabı
Assassin’s Creed evreninin belki de en ikonik karakteri olan Ezio Auditore’nin doğuş hikâyesi, Oliver Bowden’ın kaleminde oyun atmosferinden bağımsız bir roman niteliğine kavuşuyor. Rönesans, yalnızca bir “oyun uyarlaması” olmaktan çok, dönem ruhunu taşıyan bir tarihsel kurgu örneği olarak da değerlendirilebilir. Roman, İtalya Rönesansı’nın siyasi karmaşasını, aile bağlarını, ihanetleri ve güç mücadelelerini akıcı bir dille işliyor. Floransa’dan Venedik’e, oradan Roma’ya uzanan yolculuk boyunca şehirler yalnızca dekor değil; anlatının tonunu belirleyen yaşayan mekânlara dönüşüyor. Bowden, dönem atmosferini oluştururken ne akademik bir ağırlığa boğuyor ne de yüzeysel kalıyor—bu denge romanı okunabilir kılan en önemli unsur. Ezio Auditore’nin hikâyesi intikam eksenli başlasa da zamanla daha geniş bir ideolojik çatışmaya evriliyor. Yazar, Ezio’nun psikolojik dönüşümünü oyundaki hızlı geçişlerden farklı olarak adım adım, daha temelli bir inşa ile ele alıyor. Bu da karakteri daha inandırıcı ve takip edilir kılıyor. Aksiyon sahneleri sinematik bir ritme sahip; ancak anlatı sadece aksiyon üzerine kurulmadığı için temposu yer yer bilinçli biçimde düşüyor. Bu da kitabı türün meraklılarına hitap ederken, tarihî arka plan seven okurlar için de tatmin edici bir bütün oluşturuyor. Assassin’s Creed – Rönesans, hem seriye aşina olanlar hem de tarihsel kurguda güçlü karakter gelişimi arayan okurlar için başarılı bir başlangıç noktası. Ezio’nun köklerine dönmek ve serinin temellerini edebi bir dille yeniden keşfetmek isteyenler için özellikle tavsiye edilebilir nitelikte.
Edebiyat
Assassin's Creed - RönesansOliver Bowden · Epsilon Yayınları · 2014848 okunma
Ağır Başlayıp Zor Biten Bir Hikâye
3/10
·240 syf.·
2025 4. kitabı
Usturlap ve Ayna, Kitap İslam Rönesansı’nın ilk yıllarında geçen, bilimin, inancın ve vicdanın kesiştiği bir dönemi anlatıyor. Kindi’nin öğrencilerinden Ahmet’in ve dedesi Ulaş’ın hikâyesi üzerinden “akıl ile iman”, “iktidar ile vicdan”, “gelenek ile yenilik” arasındaki çatışmaları işliyor. Geçmişle bugünü buluşturuyor gibi aslında, tarihsel bir arka plan içinde insanın kendine ve inancına tuttuğu bir ayna niteliğinde. Ama ne yazık ki ilk sayfalarda ağır ilerliyor yani öyle böyle değil, yer yer sıkıcı bir anlatıma sahip. Çünkü yazar hikâyenin tam ortasında kendi fikirlerini sık sık araya katıyor, akışı bölüyor açıkcası bu durum beni hikâyeden uzaklaştırdı. Bu yüzden başlarda odaklanmakta gerçekten zorlandım. Ama sonra kitaba Çiçek dahil oluyor ve ondan sonra ki bölümler de kitap biraz daha toparlanıyor açıkcası. Yazar geri çekiliyor, olay örgüsü daha net hale geliyor ve o noktadan itibaren hikâye biraz daha akıcı bir hâl alıyor. Yine de genel olarak benim için uzun zaman sonra çok fazla yorucu bir okuma oldu 237 sayfalık kitap bitmek bilmedi ne yazık ki :) ve beklentimi tam anlamıyla karşılamadı maalesef. :)
Edebiyat
Usturlap ve AynaKübra Pehlivan · Ötüken Neşriyat · 2025395 okunma