Hâkimiyeti tam olarak ele geçirirken, sorumlulukların da tamamını üstlenmiş olduğumuzu anlamıyorduk. Oysa bizim gereken hazırlığımız ve elemanlarımız yoktu. Yine güçlü bir muhalefetin varlığının, sırf bizi terbiye etmek, düzen ve hukuk dışına çıkmamıza müsaade etmemek bakımından gerekli olduğunu da anlayamadık. Toplantılarımızı parlamento salonuna taşımakla, bir parti olarak varlığımıza son vermiş olduğumuzu anlayamadık.
Ermenistan'da parlamento yoktu. Sadece içerikten yoksun bir biçim vardı.
Devlet meseleleri kapalı kapılar ardında, Taşnak fraksiyonun odasında görüşülüyor, daha sonra parlamento kürsüsünden ilan ediliyordu. Aslında parlamento grubu da yoktu, burası da Taşnaksutyun Parti Bürosunun güçlü denetimi altında olup, onun direktiflerini yerine getirmek zorundaydı. Hükümet de yoktu; o da Büro'ya bağlı olup, Büro'nun devlet içindeki bir tür yürütme organıydı. Bu bir Bolşevik sistemiydi. Ama Bolşeviklerin tutarlı bir biçimde ve açıkça yaptıklarını, bizler demokrasi kılıfına uydurmaya çalışıyorduk.