Mert

Mert
@rorschachv1
824 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Kendi kendime soruyorum: Herhangi bir mucize eseri, Bolşeviklerin Ermenistan'daki varlığı bana bağlı olsaydı, öyle ki onların ülkemizden defolmalarına benim parmağımın bir tek hareketi yetseydi, ben bunu yapar mıydım? Ve hiç tereddütsüz cevap veriyorum: Hayır, yapmazdım; daha ötesi, değil yapmak, hatta parmağımı bile keserdim, ki uyku sırasında, tesadüfen ya da yanlışlıkla bu gayet tehlikeli hareketi yapamasın. Mevcut siyasal koşullarda Bolşevikler Ermenistan'a lazım; onların yerine geçebilecek herhangi bir güç yok; işte gerçek budur.
Sayfa 80 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Türkler ne Wilson çözümünü, ne bizim şikâyetlerimizi, ne de Sevr Antlaşması'nı tanıyorlardı. Ermeni topraklarını boşaltmak yerine, yoğun bir biçimde silahlanıyor ve mevzilerini sağlamlaştırıyorlardı. Müttefikler ise asi Ankara'yı silah zoruyla hizaya getirmek yönünde bir niyet sergilemiyorlardı. Tersine, onunla flört etmeye başlamışlardı. Sanki bizim tatmin olmadığımızı görmüyor ve kendi işlerini düzenlemekle uğraşıyorlardı.
Sayfa 69 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Tarih
... Biz savaştan kaçınmak için yapmamız gereken her şeyi yapmadık. Sonuçlar bir yana, Türklerle ortak bir anlaşma zemini bulmak için var gücümüzle çalışmalıydık. İşte biz bunu yapmadık. Biz bunu gayet açık ve o denli de basit nedenler yüzünden yapmadık: Türkiye'nin hangi kuvvetlere sahip olduğunu bilmiyorduk ve kendi gücümüzden çok emindik. Savaştan korkmuyorduk, zira zafer kazanacağımıza inancımız tamdı. Sınırlarımıza Türkler tarafından hangi kuvvetlerin yığılmış olduğu konusunda bilgisizdik ve bu yüzden gereken tedbirleri alamıyorduk. Tersine Oltu'yu beklenmedik biçimde ele geçirmemiz, Türkiye'ye bir meydan okumaydı. Sanki biz kendimiz savaş istiyorduk. Sınırlarımızda askeri operasyonlar başladığında Türkler bizimle bir araya gelmeyi ve görüşmelere başlamayı önerdiler. Biz ise onların önerisini geri çevirdik. Bu büyük bir hataydı. Bu, görüşmelerin kesinlikle başarıyla sonuçlanacağı anlamına gelmezdi ama bu görüşmelerde barışçı bir sonuca ulaşılma ihtimali vardı. Herhalde Türklere bir şeyleri anlatabilmek yönünde belli şanslarımız vardı.
Sayfa 60 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Tarih
Hâkimiyeti tam olarak ele geçirirken, sorumlulukların da tamamını üstlenmiş olduğumuzu anlamıyorduk. Oysa bizim gereken hazırlığımız ve elemanlarımız yoktu. Yine güçlü bir muhalefetin varlığının, sırf bizi terbiye etmek, düzen ve hukuk dışına çıkmamıza müsaade etmemek bakımından gerekli olduğunu da anlayamadık. Toplantılarımızı parlamento salonuna taşımakla, bir parti olarak varlığımıza son vermiş olduğumuzu anlayamadık. Ermenistan'da parlamento yoktu. Sadece içerikten yoksun bir biçim vardı. Devlet meseleleri kapalı kapılar ardında, Taşnak fraksiyonun odasında görüşülüyor, daha sonra parlamento kürsüsünden ilan ediliyordu. Aslında parlamento grubu da yoktu, burası da Taşnaksutyun Parti Bürosunun güçlü denetimi altında olup, onun direktiflerini yerine getirmek zorundaydı. Hükümet de yoktu; o da Büro'ya bağlı olup, Büro'nun devlet içindeki bir tür yürütme organıydı. Bu bir Bolşevik sistemiydi. Ama Bolşeviklerin tutarlı bir biçimde ve açıkça yaptıklarını, bizler demokrasi kılıfına uydurmaya çalışıyorduk.
Sayfa 57 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Siyaset

Mert

, bir kitap okudu
7/10
·119 syf.·
16 günde okudu
·
2025 2. kitabı
Ovanes Kaçaznuni
8.5/10 · 119 okunma
Reklam