Mert

Mert
@rorschachv1
824 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Özdemir Asaf
Dün sabaha karşı kendimle konuştum Ben hep kendime çıkan bir yokuştum Yokuşun başında bir düşman vardı Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.
Sayfa 59 - HYB Yayıncılık, 2006·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Siyasal (ve özellikle de devrimci) partiler, her bir günün taleplerine uyarak durmadan yenilenemezler; belirli dönemlerde ortaya çıkar, belirli araçlar kullanarak belirli görevleri yerine getirirler. Bir parti her ne kadar istese de kendi geçmişinden kurtulamaz, geçmiş her zaman bugün üzerinde dolaşacak ve onu kuşatacak: Anılar, alışkanlıklar, ilişkiler, sempati ve antipatiler (ister istemez ve farkına varılmadan) belirecek ve günlük çalışmalara bir tür anarşi sokacaktır. Yeni şarabı eski tulumlara koymazlar, zira hem tulum yırtılır hem de şarap dökülür gider.
Sayfa 91 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Siyaset
1920 sonbaharında biz hem hükümet hem de parti olarak bütün gücümüzü kaybetmiş, çıkmaza girmiştik. Ve Bolşevikler geç kalsaydı, biz kendimiz onları davet etmek zorunda kalacaktık, zira kendimiz güçsüzdük, ülke içinde bizim yerimize geçebilecek başka bir güç de bulunmuyordu. Sonuçlara bakalım. Biz iki buçuk yıl boyunca ülkeyi yönettik ve yaklaşık bu kadar bir süreden beri de Bolşevikler yönetmektedir. Biz Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye'yle savaştık. Bolşevikler savaşmadı. Biz, Akbaba'da, Zod'da, Zengibasar'da, Vedibasar'da, Milin deresinde, Şerur'da, Nahçıvan'da, Zengezur'da aralıksız olarak birçok çatışmaya girdik. Bolşevikler, Şubat ayaklanması hariç, içeride çatışmalara girmediler. Biz bitmez tükenmez savaşlarda ülkeyi sürekli olarak silah altında tuttuk, üreten elleri savaş meydanlarında meşgul ettik, oysa yaratıcı çalışmalara büyük ihtiyacımız vardı. Bolşevikler, halkı bu korkunç durumdan kurtardılar. Bizim dönemimizde halk savaş meydanlarında ya da açlıktan ölmekteydi. Şerur ve Vedi gibi buğday zengini bölgeleri, Akbaba gibi hayvancılık üssünü çökerttik, bu zenginlikten yararlanamadık. Uzun süren açlık yıllarından sonra 1920 yılının beklenen bol ürününü (diğer zenginliklerle bir arada) Kâzım Karabekir Paşa'nın ordusuna teslim ettik. Bugün ise Ermenistan halkının tok olduğunu, buğday ihtiyacının hemen hemen bulunmadığını duymaktayız. Ve bu gerçektir; halk ekin ekmek ve biçmek için zaman bulabiliyor. Çok çalıştık, fakat dış dünya ile düzenli bağlantı kuramadık. Güney Kafkasya demiryolu fiilen bize kapalıydı. Bolşevikler yolu açtı. Bugün Erivan, Culfa üzerinden İran ve Azerbaycan'la, Bakü üzerinden Doğu Rusya ve Güney Kafkasya ülkeleriyle, Batum üzerinden ise Rusya ve Avrupa'yla bağlantı kurulabilmektedir. Bizim dönemimizde Ermenistan karanlık içindeydi; güneşin
Sayfa 83 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Tarih
Kendi kendime soruyorum: Herhangi bir mucize eseri, Bolşeviklerin Ermenistan'daki varlığı bana bağlı olsaydı, öyle ki onların ülkemizden defolmalarına benim parmağımın bir tek hareketi yetseydi, ben bunu yapar mıydım? Ve hiç tereddütsüz cevap veriyorum: Hayır, yapmazdım; daha ötesi, değil yapmak, hatta parmağımı bile keserdim, ki uyku sırasında, tesadüfen ya da yanlışlıkla bu gayet tehlikeli hareketi yapamasın. Mevcut siyasal koşullarda Bolşevikler Ermenistan'a lazım; onların yerine geçebilecek herhangi bir güç yok; işte gerçek budur.
Sayfa 80 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Tarih
Türkler ne Wilson çözümünü, ne bizim şikâyetlerimizi, ne de Sevr Antlaşması'nı tanıyorlardı. Ermeni topraklarını boşaltmak yerine, yoğun bir biçimde silahlanıyor ve mevzilerini sağlamlaştırıyorlardı. Müttefikler ise asi Ankara'yı silah zoruyla hizaya getirmek yönünde bir niyet sergilemiyorlardı. Tersine, onunla flört etmeye başlamışlardı. Sanki bizim tatmin olmadığımızı görmüyor ve kendi işlerini düzenlemekle uğraşıyorlardı.
Sayfa 69 - Kaynak Yayınları, 2. Basım, Çev: Arif Acaloğlu·Kitabı okudu
Tarih
Reklam