Gülbahar Dolaş

Gülbahar Dolaş
*öneri içerir*
Puan vermedi·656 syf.··
2021 11. kitabı
·
124 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2021 21:44
Aslında sayfalarında çok tane dipnotu ve çok tane betimlemeleri olan kitapları anlamak benim için anlaşılması kolay kitaplar değil. Bu kitapta da çok fazla dipnot, çok fazla Notre-Dame ve Paris betimlemeri olduğu için tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Fakat youtubedaki bir video bana bu kitabı okumam gerektirdiğini hissettirdi. İzlediğim Notre-Dome müzikali o kadar hisliydiki yazılan kitabı merak etmemek imkansız. Burada iki farklı çevirisi var ikisinin de beğendiğim tarafları var ama zaten hiçbir yerde çevirisi olmasa bile etkisini,duygusunu çok fazla hissediyorsunuz. youtu.be/mKr5QW7GDIg youtu.be/MZ-9-sAaNT0 Kitabı anlamak zor ama sonu gerçekten çok üzüntülü. Belki özet geçebilirdim ama hem kiap hakkında bilgi vermemek için ( bazen bu can sıkıcı oluyor) hem de zar zor bitirdiğim için iyi bir özet yazamam gibi hissettim ve sadece izlediğim bu müzikali okuyanlara önermek istedim. İyi okumalar ve izleyenler için iyi seyirler diliyorum. (Hatta izleyenler bu incelemenin altına yorum bile bırakabilirler.) Günahım, suçum, beni allak bullak eden tutkum Beni zavallı eden,parçalayan ve utanç veren...
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Can Yayınları · 201942,1bin okunma
Reklam
9/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 23:58
Sizce bir birey başına ne gelirse; doğduğu büyüdüğü arkadaş edindiği dilini konuştuğu ve her köşesini bildiği ülkesini bırakma noktasına gelir? Kitabın kapağında yazan bu cümle yazarın öğrenci olduğu yıllarda hocasının derste sormuş olduğu bi soru aslında. Buna pek çok farklı yanıt gelebilir. Yazarın da birçok nedeni var. Bu ülkede yaşarken her an hissettiğimiz geçerli nedenler... Ama asıl önemli olan gitme kararlığının ve cesaretinin olması. Yazarın karmaşıklığın ve ilişkilerdeki bağların yozlaşmasının bol olduğu bir şehirde kendine arkadaş edindiği bisikletlerine bile yer bulamaması onu daha önce erasmusla  tanıdığı (aslında siena yı tanıyor öncelikle) italya ya gitmesine yol yapıyor. Birçok kez de şans yanında oluyor. Aslında buna şans demek istemiyorum çünkü kafasında yapmak istediği,ilgili olduğu bir şey var (bisiklet alanında) ve bunun için çabalayan kimse cesaretle büründüğünde hayat ona yol yapıyor.  Tabiki de kendini diplerde hissettiği işlerin yolunda gitmediği de oluyor ama yazarın kararlılığı geri dönmesine ve pes etmesine izin vermiyor. Özellikle kitabın sonunda günlüğüne yazdıklarına yer vermesi aslında bu işin her zamanki sonuçlarından birinin mutlak yalnızlık olduğunu gösteriyor.  Bu iyi veya kötü bir şey değil sadece yadsınamaz bir gerçek. Kitapta sevmediğim tek şey yazarın yolculuk yaparken başka insanlarla konuşurken kadın muhabbetini yapması. Yani ben daha önce tanismadigim insanlarla yolculuk yaparken bu şehrin erkekleri ya da erkekler ... diye erkek muahbbeti yapar mıydım bilemiyorum. Ya da şehirler üzerinden kadınları sınıflandırma benzeri yazmaları çok hoşuma gitmedi. Tabiki de kitapta sürekli bu muhabbetler dönmüyor sadece bir iki yerde geçiyor ama beni rahatsız etti. Yoksa trende karşılaştığı kız hakkında yazdıkları çok hisli ve
Türkiye’den GitmekGökhan Kutluer · Yitik Ülke Yayınları · 201987 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2021 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 13:04
Hakan günday serisinde az ikinci durağım oldu (birincisi kinyas ve kayra idi). İlk baştaki karakterler bana Elif Şafak ın birkaç kitabından birini okuyormuşum gibi hissettirdi. Çünkü işin içinde töre tarikat vs barındırıyor. Ama sonrasında Derdâ nın çok daha farklı bir hikâyesi oluştu. Ve bir  de farkını sadece üstündeki çizgiden alan Derda var tabi. Onun da hasta bir anne ve hapishanedeki baba ile mezarda geçen günleri var. Acının ölçülmeyeceğini söylesek de ikisinin hikayeleri gerçekten majör acıların yaşandığı hikayelerdi. Farklı ve trajik hayatları olan derdâ ve derda bir şekilde bir araya geliyor.[ aslında bu sondaki birleşmeyi ben hep kinyas ve kayrada bekliyordum ama belki de zaten onlar tek kişinin farklı anlatımlarıydı ((: ] Derdanın oğuz atayı okuduktan sonraki kısmı aslında çok hazedemeğim bölüm oldu. O ve a harfini rastgele yerleştirip işaret oluşturması ya da bunun gerçek hayattaki başka bir imgeye benzemesi hikayeyinin anlamını biraz sarstı diye düşünüyorum. Tabiki hikayede Oğuz Atay a yer vermesi ve bir şekilde hikaye de olsa Oğuz Atay ın birine dokunmasına, onu etkilemesine şahit olmak çok güzeldi. Teşekkürler Hakan Günday!
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 15:54
Amacım ne öneri vermek ne tenkit etmek ne de kitap hakkında bilgiler vermek ... Sadece  kendimce bir şeyler yazmak istedim. Lise yıllarımda bir hevesle almıştım fakat o kadar ilerleyemedim ki hiçbir şey anlamıyordum. Şimdi okuduğumda ise benim için her şey daha anlaşılırdı. Kelime defteri fikrini bende uyandıran kitap oldu. Çünkü yazarın o kadar güzel kelimeleri var ki günümüzde kendimizi anlatırken kullandığımız kısıtlı kelimelerin yanında muhteşem zenginlik sağlıyor. Ben de daha farklı anlamlarla tanışmış oldum. Günümüz ve geçmiş olaylarını eşleştirip sunması, diyalogların eğlenceli ve daha önce karşımıza çıkmayan türden oluşu, kelime kombinasyonları, karakterler ve özellikleri, aslında her anlattığı şeyi hissettiren betimlemeleri benim için gerçekten paha biçilemezdi. Kendi hissettiklerimden birçok şey buldum. Karakterlerle anlatılan olaylar duygu yoğunlukları sitemler üzüntüler aslında hep bizden olandı. Ayrıca yazarın inşaat mühendisi olması ve kitabında da mimari ve inşa ile ilgili bilgilerin kelimelerin betimlemelerin olması okuduğum bölümden ötürü beni çok keyiflendirdi ve hoşuma gitti. İyiki yazmışsın Oğuzcum Atay bu okuduklarım için ne kadar teşekkür etsem az. Hayatımın bu dönemine dahil oldun tüm bunlarla iyiki. Umarım zamanın hızlılığına yenik düşmem ve tutunacak bir şeyler bulurum ((:
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma