Sen, ağaç gölgelerinin güneş ışığını engellemesini sevmezdin. O ufak haline rağmen hem güçlü hem de inatçı olduğundan tüm kuvvetinle elimden asılıp beni güneşli tarafa doğru çekerdin. Seyrek ve ince telli saçların ter içinde kaldığı için ışıl ışıl parıldardı. Bir yerin ağrıyormuş gibi kesik kesik nefes alıp vererek, “Anne, şu taraftan git, mümkün olduğunca güneşin olduğu yere doğru.” Ben numaradan sana boyun eğermiş gibi davranıp, kendimi senin ellerine bırakarak peşinden yürürdüm.
“Anne, bak. Şu taraftaki aydınlık yerde bir sürü çiçek açmış. Neden gölgeden gidiyorsun ki? O tarafa gidelim annecim, çiçeklerin açtığı tarafa.”
Tek kitap üzerinden bu serinin tamamına inceleme yazacağım.
Öncelikle bu serinin çevirisi çok kötü. Dex yayınları genel olarak çeviri konusunda pek iyi değil. Belki bu seriyi İngilizce okursanız ya
Ben mücadele ediyorum. Her gün tek başıma savaşıyorum. Hayatta kalıp, hala yaşıyor olmanın utancıyla savaşıyorum. İnsan olmamın acımasız gerçeğiyle savaşıyorum. Ölümün bu gerçekten sıyrılmamı sağlayacak tek yol olduğu düşüncesiyle savaşıyorum. Siz, benim gibi bir insan olan siz, bana ne diyebilirsiniz?