Onun izi bulunduğunda ise, kadınların ona yetişmek için atlarını mahmuzlamaları, masayı terk edip ilişkilerini kesip atmaları, zihinlerini köşe bucak temizlemeleri, yeni bir sayfa açmaları, mola vermekte ısrar etmeleri, kuralları ihlal etmeleri, dünyayı durdurmaları alışıldık bir durumdur, çünkü artık o olmadan yola devam etmek mümkün değildir.
Doğanın içinde büyümüş olduğum için şanslıydım. Orada, yıldırım çarpmaları bana ani ölümü 've hayatın geçiciliğini öğretti.
Fare yavruları, yeni yaşamların, ölümü bir parça hafiflettiğini gösterdi. Topraktan "Yerli boncukları," fosiller çıkardığımda, insanların uzun ama çok
uzun bir zamandır burada bulunduklarını anladım.
Kafamın üstüne konan kral kelebekleri, gece takılarım olan ateşböcekleri ve bileziklerim olan zümrüt yeşili kurbağalar sayesinde, süslenmenin kutsal sanatım öğrendim.
Bir anne kurt, ölümcül şekilde yaralanmış yavrularından birini öldürdü; bu bana, haşin bir şefkati ve ölümün nihayete ulaşmasına izin
verme gereğini öğretti.
Daldan düşen ve tekrar yukarı tırmanmaya çalışan tüylü tırtıllar, bir amaca yönelik çalışmayı öğretti. Kolumu gıdıklayan yürüyüşleri, cildin nasıl canlanabileceğini öğretti.
Ağaçların tepesine tırmanmak, günü geldiğinde cinselliğin nasıl hisler uyandırabileceğini öğretti
Orada, gök gürültüsü ve şimşek, ana besinimdi. Geceleri buğday tarlaları hışırdayıp yüksek sesle konuşurdu. Uzaklarda, kuzeyde ay ışığıyla birlikte açık alanlara gelen kurtlar oradan oraya atlayıp zıplar, adeta Tanrı'ya yakarırlardı. Hepimiz korkusuzca aynı dereden su içebilirdik.
Masa ve sandalyelerden çok, toprağı, ağaçları ve mağaraları yeğliyordum, çünkü burada Tanrı ile baş başa kalabileceğimi hissediyordum.
Bir süre sonra yanıma geldiğinde battaniyeye
sarınmış oturuyordum. Üstünden sular damlıyor, önümde durmuş çıplaklığından gurur duyarak vücudunu sergiliyordu.
“Hâlâ hoşlanıyor musun benden?”
Camilla ve Arturo Bandini’nin sonu böyle olacaktı demek -ama o
anda bile her şeyi yazıyordum, daktiloya takılmış bir sayfada görüyordum
her şeyi, sonumun geldiğinden tamamen emindim. Suyun derinliği göğsüme geliyordu, çaresizdim ama zihnim berraktı, her şeyi kafamda kurguluyor, aşırı sıfatlardan kaçınmaya özen gösteriyordum. Bir sonraki dalga beni altına aldı ve su derinliğinin yarım metre olduğu yere attı. Ellerimin ve ayaklarımın üstünde sürünerek sudan çıktım. Bir yandan da bu olanlardan hiç olmazsa bir şiir çıkarmayı umuyordum.