FK

"Aşık olduğunuz anda panik yapmayın. Bir yere oturun, derin nefes alın ve katilinizle tanışmanın tadını çıkartın." Köprüdeki Kız (1999)
Sinema
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Her şeye rağmen mutluluktan ölünebiliyorsa, ben mutlaka bu şekilde ölmek istiyorum. Ayrıca, ölümü beklenen birisi, mutlu olduğu için hayata tutunabiliyorsa o zaman ben de bu şekilde yaşama tutunacağım.
Edebiyat
Ve anladım ki; Birçok insan sesini dışa duyuramadığı için kendi içine ağlarmış. Sevdiklerini üzmemek için güler, ruhu ölse bile onlar için yaşarmış. Demek ki insan böyle de yaşayabiliyormuş. Her şey yolundaymış gibi davranıp, tüm sevdiklerine mutlu görünüp, evi toplayıp, yatağına paramparça girebiliyormuş. Demek ki insan; Hüznünü en yakınlarından bile saklayabiliyormuş, Kendi için topladığı gücü bile, sevdikleri için gözünü kırpmadan harcayabiliyormuş. Ve bunun adına "yaşamak" diyormuş.
Edebiyat
••• o ilk güne götür beni. seni tanıdığım, konuştuğum, heyecanlandığım ve tebessüm ettiğim... tebessümün dudaklarına yapışsın kadın. keşkelerim sana dair güzel olsun. bir daha hiç karşılaşmayalım. tanıştığımıza memnun olup, hoşçakallaşalım. •••
Edebiyat
Düş kurmakla geçti ömrüm. Hayatımın anlamı buydu, evet, yalnızca buydu. İç hayatımın dışında ki hiçbir şeye dönüp bakmadım. Hayatımdaki en büyük üzüntüler, gönlüme bakan pencereyi açıp oradaki bitip tükenmez kaynaşmayı seyrederek kendimi unutmamla eriyip gitti. Baştan beri sadece hayalci olmayı istedim. Yaşamaktan bahsedenleri yarım kulak dinledim. Olduğum yerde olmayana, asla olamadığım şeye ait oldum hep. Ne kadar değersiz olursa olsun, ben olmamak kaydıyla her şeyi şiirsel buldum. Ben, bir tek hiçlik’i sevdim. Düşünü bile kuramayacaklarımı arzuladım sadece. Hayat akıp gittiğini hissettirmeksizin, bana şöyle bir değip geçsin istedim. Aşktan tek dileğim, uzak bir düş olarak kalmasıydı. Tamamen gerçek dışı olan gönlümdeki manzaralarda bile hep uzaklar cazip geldi, gittikçe silinerek neredeyse ufka dek uzanan su kemerlerinde, manzaranın geri kalanında olmayan bir düş dinginliği vardı; işte bu dinginliğin hatırına sevdim onları. Kendime bir düş dünyası kurma saplantısı hiç terk etmedi beni, öldüğüm güne kadar da sürecek. Çekmecelerimin dibine rengarenk makaralar ya da –içlerinde bazen çekmeceye sığmayacak kadar büyük bir atın ya da filin de olduğu– satranç taşları dizmiyorum artık, ama özlüyorum… Bugün düş evrenime, kışın şöminenin köşesinde ısınırcasına, iç dünyamda yaşayan capcanlı yaratıkları diziyorum keyfimce. İçimin derinlerinde yığınla dostum var benim, her biri kendine has, gerçek, sınırları gayet iyi çizilmiş ve hep yarım kalmış bir varlığa sahip…
Edebiyat