"Biliyorsunuz, değer verdiğim her şey elimden alındı.” dedi. “ve her şeyi kaybettiğiniz zaman...” kalbi parçalanıyor, sesi çatallaşıyordu ama kendini devam etmeye zorladı.
“her şeyi kaybettiğiniz zaman, kaybedecek hiçbir şeyiniz kalmıyor.”
".. "sen" dedi, " şu denizin dibindeki balıklara benziyorsun. onlar kadar çaresizsin. hem birileri seni oradan çekip çıkarsın istiyorsun, hem kaçıyorsun yanına yaklaşmaya çalışan herkesten. korkuyorsun! bunu inkar edeceksin. hatta en çok korktuğunu inkar edeceksin.
boğulmaktan yorulmadın mı?
ne kadar saklayabilirsin
kahkahalarının ardındaki özlemlerini ?.."
"Sana her şeyi başından anlatmamı sabırla bekle sevgilim, senden rica ediyorum, on beş dakika beni dinleyiver! Ben bir ömür boyu seni sevmekten usanmadım..."
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
"...yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. o da hırsızlıktır. onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir. bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun."