Bazı anılar, sizi siz yapan anlara dönüştüğü zaman kendinizden kurtulmadan onlardan kurtulmak pek mümkün olmuyordu. Atamıyordunuz, unutamıyordunuz, silemiyordunuz. Zorla unutsanız bile bir şekilde hayatın bir yerinde patlak veriyordu. Kaçmak imkânsızdı. Çünkü sizin özünüz bu anılardı.
Baba; bir kelime, iki hece, dört harf. Tüm hayallerimin, umutlarımın suratıma çarpıldığı kapı. Ruhumu, bedenimi kamçılayan yaralarımın sahibi. Sahi, baba neydi? Kimdi? Nasıl bir şeydi? Babayı sevmek, babayı özlemek, babaya gülmek, babayla konuşmak neydi?