Insanlar arasındaki ilişki, imge oluşturan savunma mekanizması üzerine kuruludur. Bütün ilişkilerimizde her birimiz aklımızda karşımızdaki hakkında bir imge yaratırız ve ilişki insanlar arasında değil, bu iki imge arasındadır. Bir kadının kocası hakkında oluşturduğu bir imge vardır. Belki bilinçli olarak değil ama yine de vardır. kocanın da karısı hakkında oluşturduğu bir imge vardır. Ülkemiz ve kendimiz hakkında bir imgemiz vardır ve biz bu imgelere devamlı bir şeyler ekleyerek onları güçlendiririz. Aralarında ilişki bulunan da bu imgelerdir. İki insanın ya da birçok insanın arasındaki gerçek ilişki imge oluşumu söz konusu olduğu zaman tamamen sona erer. Açıkça anlaşılacağı üzere bu imgelere dayalı bir ilişki, asla ilişkide huzur olmasını sağlayamaz çünkü o imgeler hayalidir ve insan soyut bir dünyada yaşayamaz. Oysa hepimizin yaptığı da bu: Fikirlerin, teorilerin, sembollerin, kendimiz ve başkaları hakkında yarattığımız, hiçbir gerçekliği olmayan imgelerin içinde yaşıyoruz. Bütün ilişkilerimiz, ister mal mülkle olsun, ister fikirlerle, ister insanlarla, temelde bu imge yaratma üzeri- ne kurulu, o yüzden de devamlı bir çatışma halindeyiz.