Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünür gülistan olursun
Diken düşünür dikenlik olursun.
— Mevlana Celâleddin-i Rumi —
Mai ve siyah bir Servet-i Fünun dönemi yazarı olan ünlü Halid Ziya Uşaklıgil tarafından kaleme alınmış bir eserdir. Kitaba geçmeden önce biraz Servet-i Fünun döneminden bahsedeceğim ki kitap daha iyi anlaşılsın...
Servet-i Fünuncular 1891 yılında yayımlanmaya başlayan Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmış bir topluluktur. Bu dergi, 1896 yılında derginin başına Tevfik Fikret'in geçmesiyle edebiyle yönüyle ağır basan bir dergi olmuş ve Fransız yazarlardan etkilenmiş çeşitli yazarların yazılarını işlediği bir edebi dergi olarak kendine hayat bulmuştur. İlk Servet-i Fünuncuların önemli isimlerinden biri olan Halid Ziya Uşaklıgil da edebiyatımıza batılı anlamda ilk romanları kazandırmış olan yazarımızdır.
Halit Ziya'nın tarzıyla ilgili belirgin bir nokta vardır: Realizmden etkilenmiştir ve eserlerini de gerçekçi perspektiften yazar. Edebi dili kullanmaktan kaçınmaz ve tabiri caizse ağdalı bir dille yazar romanlarını. Ayrıca roman karakteri olarak seçtiği kişiler sıradan halktan kişiler değil; aydın, okumayı seven kesimdendir. Yine yazarın bir diğer belirgin özelliği hikayelerinin aksine romanlarında hep İstanbul'u mekan olarak seçmesidir.
Mai ve Siyah edebiyatımızda Batı roman tekniklerine uygun ilk modern roman olma özelliğiyle karşımıza çıkar ve yukarıda bahsettiğimiz bütün klasik Halit Ziya roman özelliklerini taşır.
Romana geçecek olursak... Romanda baş kahramanımız Ahmet Cemil isminde biridir. Orta halli bir aileden gelmekte olan Ahmet Cemil, okulda gördüğü derslerden sonra edebiyatla yakından ilgilenmeye başlar. Tam bu sıralarda babasını kaybeder. Bunun üzerine ailesinin bakımını üstlenir ve dergilerde çeviriler yaparak para kazanmaya çalışır. Ancak çeviriden gelen parayı almanın uzun sürdüğünü ve kitapçıların parayı vermemek için binbir numara yaptığını fark eder. Bundan ötürü kendine
'' ''Şimdi ben burada yeisimle zehirlenirken o yukarıda yine bahtiyarlığından gülüyor'' dedi. O zaman onunla aynı çatının altında bulunmaktan elim bir azap hissetti. ''