m

m
@rubylali
kitaplar ruhun aynasıdır
spoiler yok !! <3
9/10
·466 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:42
Bu kitaba oldukça büyük bir önyargıyla başladım. Nedenini tam olarak açıklayamıyorum ama okurken çok sıkılacağımı ve hikâyenin bana hitap etmeyeceğini düşünüyordum. Buna rağmen Yağmur’u çok sevdiğim için kitaba bir şans vermek istedim. Daha ilk bölümlerden itibaren ise hem kendi önyargılarımla hem de hikâyeyle ilgili büyük bir ters köşe yaşadım. Beklediğimin aksine kitap beni kısa sürede içine çekmeyi başardı. Kitabın olay örgüsü oldukça sürükleyiciydi. Hikâye ilerledikçe ortaya çıkan yeni detaylar ve gizem unsurları merak duygumu sürekli canlı tuttu. Bazı gelişmeler tahmin ettiğim gibi ilerlemediği için okumaktan daha da keyif aldım. Özellikle karakterlerin geçmişleriyle ilgili sırların yavaş yavaş açığa çıkması ve olayların birbirine bağlanış şekli kitabın temposunu güçlendiriyordu. Her bölüm sonunda bir sonraki sayfayı okumak istemem, kitabın akıcılığının en büyük göstergesiydi. Karakterler ise kitabın en sevdiğim yönlerinden biriydi. Her birinin kendine özgü bir kişiliği, düşünce yapısı ve hikâyeye kattığı farklı bir anlam vardı. Karakterlerin yalnızca olayları ilerletmek için kullanılmaması, duygularına ve iç dünyalarına da yer verilmesi onları daha gerçekçi kılıyordu. Aralarındaki ilişkiler, yaşadıkları çatışmalar ve gelişimleri hikâyeyi daha etkileyici hâle getiriyordu. Bu sayede karakterlerle bağ kurmak benim için oldukça kolay oldu. Ve çokca yanıldım bu kurduğum bağlar yüzünden. Genel olarak Wisteria Serisi’nin ilk kitabı, beklentilerimin çok üzerinde çıkan bir kitap oldu. Başlarken sahip olduğum tüm önyargıları yıkmayı başardı. Sürükleyici olay örgüsü, merak uyandıran gizemleri ve başarılı karakterleri sayesinde keyifle okuduğum bir eserdi. Kitabı bitirdiğimde elim otomatik olarak diğer kitaba gitti devamını merak ettiğimi fark ettim ve bu da benim için
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,646 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·%64 (339/528 syf.)··
Beğendi
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:03
Virginia Woolf kadın yazarlar arasında en sevdiklerimden biridir ve gerçekten onu okumayı çok seviyorum. Gece ve Gündüz’da da en dikkat çeken detaylardan biri, birçok eserinde olduğu gibi feminizm konusundaki duyarlılığıdır. Woolf, kadınların toplum içindeki konumunu doğrudan bir manifesto diliyle değil, karakterlerinin günlük yaşamları, seçimleri ve iç çatışmaları üzerinden ele alır. Özellikle kadınların evlilik, kariyer ve bireysel özgürlük arasında sıkışmış hissetmeleri, romanın temel meselelerinden biridir. Romanın başkahramanı olan Katharine Hilbery, toplumun kendisinden beklediği geleneksel kadın rolü ile kendi istekleri arasında kalır. Bu durum, Woolf’un kadınların yalnızca eş veya anne kimliğiyle tanımlanmasına yönelik eleştirisini yansıtır. Kadınların düşünsel ve duygusal dünyalarına geniş yer vermesi de onların bağımsız bireyler olarak görülmesi gerektiği fikrini destekler. Woolf’un feminizmi yalnızca kadınların haklarını savunmakla sınırlı değildir; aynı zamanda kadınların kendi seslerini bulabilmeleri ve kendi hayatları üzerinde söz sahibi olabilmeleriyle ilgilidir. Bu nedenle Gece ve Gündüz, bir aşk hikâyesi gibi görünse de altında kadın kimliği, özgürlük ve toplumsal beklentiler üzerine oldukça güçlü bir tartışma barındırır. Romanı okurken en etkileyici bulduğum noktalardan biri de Woolf’un bu temaları karakterlerin doğal yaşamlarının içine ustalıkla yerleştirmesidir; böylece okur, fikirlerle karşı karşıya kalmak yerine onları karakterlerle birlikte deneyimler. Virginia Woolf Gece ve Gündüz @rhaenrya
Duygu ve Düşünce
Gece ve GündüzVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024128 okunma
çoluk çocuk hakkında düşüncelerim
8/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 19:57
Çoluk Çocuk benim için sadece bir anı kitabı değildi; gençliğin, dostluğun, sanatın ve kaybetmenin ne kadar iç içe geçebildiğini gösteren çok özel bir deneyimdi. Özellikle Patti Smith’in olayları anlatışındaki samimiyet beni kitaba daha da bağladı. Sanki bir sanatçının hayatını okumaktan çok, eski bir arkadaşın anılarını dinliyormuşum gibi hissettim. New York’un bohem atmosferi, sanat uğruna verilen mücadeleler ve küçük ama unutulmaz detaylar kitabın en etkileyici yanlarından biriydi.En çok etkilendiğim şeylerden biri de Patti Smith’in hayata ve insanlara bakış açısıydı. Özellikle sevgiyi, dostluğu ve üretmeyi anlatırken kullandığı dil çok sade ama bir o kadar da güçlüydü. Kitap boyunca hem hüzün hem umut hissediliyor ve bu da anlatılanları daha gerçek kılıyor.Ve bir insanın sıfırdan başlayıp bu kadar güçlü ve azimli olması da beni en çok etkileyen şeylerden biriydi. Maddi zorluklara, belirsizliklere ve hayatın tüm karmaşasına rağmen sanatından ve hayallerinden vazgeçmemesi gerçekten ilham vericiydi. Özellikle genç yaşlarında yaşadığı mücadeleleri okurken, başarıya ulaşan insanların her zaman mükemmel şartlara sahip olmadığını görmek kitabı daha da gerçek hissettirdi. Patti Smith’in pes etmeyen tavrı ve özgürlüğüne olan bağlılığı, onu sadece iyi bir sanatçı değil aynı zamanda çok güçlü bir insan yapıyor. Bu yüzden kitabı okurken yalnızca anılarını değil, aynı zamanda cesareti ve kendine inanmayı da okumuş gibi hissettim. Bitirdiğimde sadece Patti Smith’i değil, onun dünyasını da biraz tanımış gibi hissettim. Bu yüzden uzun süre unutamayacağım ve benim için en özel otobiyografik kitaplardan biri olarak kalacak. Patti Smith Çoluk Çocuk @rhaenrya sevgiler xox
Duygu ve Düşünce
Çoluk ÇocukPatti Smith · Domingo Yayınevi · 20152,438 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 04:15
Bu kitabı ve filmini cok seviyorum umarım herkes bir gün okur yada izler, içerisindeki şiirler, karakterlerin her bir sözü o kadar ince düşülmüş ve işlenmiş ki gercekten ben olmamı sağlayan bir parcam <3
Duygu ve Düşünce
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma
Intermezzo hakkında düşüncelerim
7/10
·477 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 15:38
Çağdaş edebiyatın görünürlüğü artık yalnızca metinlerin kendisiyle değil, onların etrafında örülen dijital yankıyla da belirleniyor. Intermezzo’yu okumaya başlamadan önce zihnimde oluşan beklenti, tam da bu yankının bir ürünüydü. Ne var ki metinle kurduğum ilişki, bu beklentinin gerisinde, hatta yer yer onunla çelişen bir mesafede konumlandı. Çünkü Normal People’da karşılaştığım o incelikli duygusal derinlik, burada yerini daha parçalı ve soğuk bir anlatıya bırakıyor.Normal People, insan ilişkilerinin kırılganlığını neredeyse görünmez dokunuşlarla açığa çıkaran bir metinken ,Intermezzo aynı duygusal yoğunluğu kurmak yerine, karakterlerinin iç dünyasında dolaşmayı tercih ediyor fakat bu dolaşım çoğu zaman yüzeyde kalıyor. Okur olarak karakterlerin zihnine yaklaştığımı hissediyorum, fakat onlara nüfuz edemiyorum, aramızda sürekli olarak geçirilemeyen bir eşik var.Ivan karakteri bu mesafenin en belirgin örneklerinden biri. İçe kapanıklığı ve duygularını ifade edemeyişi, teorik olarak derinlik vadeden bir yapı sunsa da, metin bu potansiyeli yeterince işleyemiyor. Onun suskunluğu anlam yüklü bir boşluk yaratmak yerine, giderek tekdüzeleşen bir sessizliğe dönüşüyor. Okur, Ivan’ın zihninde dolaşırken bile ona temas edemiyor.Peter ise daha karmaşık ama bir o kadar da çözülmemiş bir karakter olarak beliriyor. Ne istediğini tayin edemeyen, kendi iç çelişkileri arasında savrulan bu figür, duygusal olarak yoğun bir alan açabilecekken, metnin muğlaklığı içinde dağılma eğilimi gösteriyor. Onu anlamaya çalışmak, katman katman açılan bir derinliğe ulaşmaktan ziyade, sürekli ertelenen bir kavrayış hissi yaratıyor.Sonuç olarak Intermezzo, düşünsel olarak ilgi çekici ama duygusal olarak mesafeli bir okuma deneyimi sunuyor. Okuru etkileyen şeyin her zaman anlatılan değil, hissettirilen
Duygu ve Düşünce
İntermezzoSally Rooney · Can Yayınları · 20244,408 okunma