Sen seveceğini seçemezsin, seçtiğini de sevemezsin. Kaza ve kader ile doğar, sever ve ölürüz. Sana sevgiyi sorarlarsa de ki; sevgi, bir ruhun başka ruha akmasıdır.
Ama ben hareket etmeyi bırakırsam aile dediğimiz bu atlıkarıncanın dönmeyi bırakacağı önsezisinden kurtulamıyorum. Şayet hareket etmezsem, sevilmeyebilirim. Hareket ediyor olsam bile sevileceğimin garantisi yok. Zaten "sevilmek" ne demek ki? Ihtiyaç duyulmak anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse insanlara faydalı olduğum hâlde neden böyle içi boş ve perişan hissediyorum peki?
Nasıl biri olursam sakinleşip rahat bir nefes alabilirim acaba?