Ama ben hareket etmeyi bırakırsam aile dediğimiz bu atlıkarıncanın dönmeyi bırakacağı önsezisinden kurtulamıyorum. Şayet hareket etmezsem, sevilmeyebilirim. Hareket ediyor olsam bile sevileceğimin garantisi yok. Zaten "sevilmek" ne demek ki? Ihtiyaç duyulmak anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse insanlara faydalı olduğum hâlde neden böyle içi boş ve perişan hissediyorum peki?
Nasıl biri olursam sakinleşip rahat bir nefes alabilirim acaba?
Dünyanın, sanki kemiksiz bir lapa gibi, tutulacak yeri yoktur. Yaşananlar beynin içerisinde anı haline gelmeksizin pencerenin dışından geçip gidiverir.