'beni sıkıyorsun'
'wanda!'
'uykum var, bırak uyuyayım.'
'merhamet göster' diye yalvardım, 'beni kendinden itme, hiçbir erkek, hiçbir insan seni benim gibi sevmeyecek'
'bırak uyuyayım' dedi ve sırtını döndü.
bir anda yerimden sıçradım, yatağının yanında asılı olan hançeri çekip aldım, kınından çıkarıp göğsüme dayadım.
'burada, gözlerinin önünde kendimi öldüreceğim' diye boğuk bir sesle mırıldandım.
'ne istiyorsan onu yap ama bırak beni uyuyayım.'
bir an taş kesildim, sonra gülmeye ama sonra tekrar yüksek sesle ağlamaya başladım, sonunda hançeri kemerime soktum ve diz çöküp kendimi önüne attım.
karanlığı geçelim
karanlığı geçelim
ne uyku
ne ölüm
hem uyku
hem ölüm
düş içime uyu
ve sonsuz büyü
unut renkleri
ve şekilleri
hepi
ve hiçi
beni
ve seni
ve geceyi yuttu
nirvana
(çok küçük yaşta annemin şiir kitaplarından ezberlediğim ilk şiirdir. ilk oluşundan mıdır bilmem çok severim.)
sanki güzmüş
sevecenliğe sarınmak istiyormuş gibi
sanki canım
yüzümü sensin biriktiren kitaplara.
...
bu yüzden seviyorum seni
bizimkiler bu yüzden yeniyor ötekileri
ve karnının kurşun işleyen karanlığı
hüznün namusunu savunan ellerin
Fidel Castro'yu övüyor bana
bunun için.
Benliğim kurtlanmış bir çocuğu
sıkıştıradursun beynimde
yengiyi yabanca söken
avucunun
avucunun böğürtlenlerine abanmak istiyor canım
böyle geçiyor içimden.
Şükrü Erbaş