sabahattin ali’nin bir diğer kitabı olan içimizdeki şeytan’ı okumaya başlayıp daha ortalarına gelmeden bunalarak bırakmıştım. herhalde diğer kitapları da öyledir diye düşünmüştüm, yazım dili bana ağır gelmişti. ayrıca sürekli devam eden upuzuuun diyaloglar hiç gerçekçi değildi ve o hissiyat beni rahatsız ediyordu. oda arkadaşımın ısrarı üzerine kürk mantolu madonnaya başladım ve yaklaşık 3 saatte falan tek oturuşta bitirdim… ön yargılarım konusunda küçük bir ders de olmuş oldu bu bana çünkü düşündüğümün aksine- yine edebiyat olarak ağır bir dili olsa da- bu kitabı çok güzeldi… sanırım konusu da beni içine çekti. birazcık bile gizem varsa bir kitapta hemen içine dalıveriyorum ön yargılarıma rağmen okuduğum için çok mutluyum
içeriği hakkında denilebilecek pek az şey var, zaten bu kitabı okumayan bir ben vardım herhalde flkfşsksl raif efendinin babasına epey kızgınım çünkü raif’in gerçekten de ruhunu öldürmeyecek, aksine onu besleyip büyütecek bir hayatı olabilirdi… ama elden bir şey gelmez, neyse… fazla söze gerek yok, gerçekten kütüphanemdeki en değerli kitaplardan bir tanesi oldu benim için 🩷
oda arkadaşıma bunu okumam için beni teşvik ettiğinden ötürü teşekkür ediyorumm