“bazen bütün insanların boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil . İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki etrafımda küçük bir hareket,en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeyden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimden geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini..”
“Daha fena bir sey oldu hanımefendi ! Demin gelip çiftlikte aradılar; her tarafta arıyorlar: dün gece hastaneden kaçmış. Hekimler hayatına kastetmesinden korkuyorlar. Zira hastalığı kara sevda imiş,kara sevdaya tutulanlar...”
"Allah esirgesin ! Bilirim, intihar ederler."
“Ey Baba Hasan! Bende de var ondan... Hemde de yepyeni bir Walther...”
Kullandığım "Baba Hasan" tabiri bu havalide 'külhanbeyi-serseri-ayaktakımı'mnasına gelir.