Romanı okurken sürekli umarım gerçek bir hikaye değildir dedim. Nazan’ın başına gelmeyen kalmadı. Bu kadar kötünün içinde iyi niyetine kurban gitmese şaşardım zaten. Orhan Kemal’in akıcı dili film izliyormuşum gibi hissettirdi.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Üçlemenin ilk bölümünde savaşta hayatta kalmaya çalışan ikizlerin aşırı duygusuz ve her olaya fazlaca soğuk kanlı yaklaşmaları çok ürkütücüydü. İkizlerin cümle içinde duygusal içerik barındıran sözcüklere bile tahammülleri yok.
Örneğin 31.sayfada şöyle bir açıklamaları var:
‘’Çok ceviz yiyoruz yazabiliriz ama ceviz seviyoruz yazamayız, çünkü sevmek kesin bir sözcük değil, belirginlikten ve nesnellikten uzak. Ceviz sevmek ve anneannemizi sevmek aynı şey ifade edemez. Birinci cümle ağızdaki hoş bir tadı belirtir, ikincisi duyguyu. Duyguları tanımlayan sözcükler çok belirsiz, bunları kullanmaktan kaçınıp nesnelerin, insanların kendileriyle, yani olayların sadık betimlemeleriyle yetinmek lazım.’’
Okudum ve vaoov dedim:)
İkinci bölümden sonra ikizlerin varlığından şüphe duymaya başladım, acaba sadece biri var diğeri onun hayali karakteri olabilir mi diye düşündüm.
Elimden düşürmediğim bir kitap oldu, okunmalı, tavsiye ederim.
Kitabı okuduktan sonra yazarın erkek olmasına hayret ettim. Yazar karakter üçlemesinde kadınların ağzından o kadar iyi yazmış ki nokta atışları, duygusal geçişleri çok yerindeydi.
İlk defa bir bilim kurgu kitabını altını çize çize okudum. Prenses Irulan’ın alıntılarındaki birçok cümle altın değerinde. Tek pişmanlığım filmi izledikten sonra kitabı okumam oldu. Keşke önce kitabı okuyup sonra filmi izleseydim. Çünkü film kitabın yanında hiçbir şey
:( :)
Bu felaket dolu günlerde benim için çok manidar bir okuma oldu. Psikopat narsist bir adamın, huzur içinde yaşayan adalıları, adada yaşayan martılara kadar alt üst etmesi maalesef çok tanıdık geldi.