Nikolay Gogol (1809-1852), sıradan bir memur olan Akaki Akakiyeviç'e "palto"sunu giydirip St. Petersburg'un soğuk sokaklarına gönderdiğinde, bir anlamda öykü türünün de tümüyle kaderini değiştirmiş oluyordu. Çünkü bu öyküyle sadece kendi ülkesinin yazarları olan Tolstoy, Dostoyevski ve Çehov'u değil, değişik tonlarda ve biçimlerde pek çok ülke öykücüsünü de derinden etkiliyor, herkesi paltosunun içine alarak yol açıcı, öncü bir işlevi yerine getiriyordu. Bu yüzden "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık" sözü, genel bir doğrunun izahı olarak kabul görüyordu.
Peki, Gogol'un "Palto"sunun altında ne vardı? Gogol, orada hangi gizi saklamıştı?
Cevap açıktı: "Küçük insan". Bu yüzden modern öykünün kökenlerini/doğuşunu Gogol'la başlatanların ileri sürdükleri en önemli gerekçe, onun küçük/sıradan insanları öykü sanatına ilk kez sokmuş olmasıdır. Gerçekten de küçük insanın, tarihsel süreç içerisinde öyküdeki önemi düşünüldüğünde, Gogol'un kurucu kimliğe layık görülmesi için bu nedenin tek başına yeterli sayılması gerekir.