Gerçekte "doğal" ve "doğal olmayan" kavramları, biyolojiden değil Hıristiyan ilahiyatından alınmadır. "Doğal"ın ilahiyattaki anlamı, "doğayı yaratan Tanrı'nın niyetiyle uyumlu"dur. Hıristiyan ilahiyatçılar Tanrı'nın insan vücudunu, her parçanın ve organın belli bir amaca hizmet etmesini düşünerek yarattığını ileri sürerler. Eğer vücudumuzun uzuvlarını ve organlarını Tanrı'nın öngördüğü şekilde kullanırsak bu doğal bir faaliyettir, bunları farklı olarak kullanmaksa doğal değildir. Oysa evrimin amacı yoktur. Organlar belli bir amaçla evrilmediği gibi kullanılma biçimleri de sürekli gelişim halindedir.
Hayali düzen dışında bir yol mümkün değil. Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz.
İyi yönetilen devlette cezalar azdır. Bunun nedeni bağışlamaların çokluğu değil, suçluların azlığıdır. Çökmekte olan bir devlette suçluların çokluğu cezasız kalmalarına yol açar.