Bu kitap, zekâ, insanlık, empati ve yalnızlık üzerine yazılmış en çarpıcı eserlerden biri. Zihinsel engelli bir birey olan Charlie’nin, deneysel bir ameliyatla zekâ seviyesinin hızla artmasını ve ardından yaşadığı içsel kırılmaları okuyoruz. Hikâye ilerledikçe sadece Charlie’nin değil, bizim de dünyaya bakışımız değişiyor.
Kitap boyunca şunu sorguluyorsunuz: Zeki olmak gerçekten mutlu olmak mıdır? İnsanları değerli kılan şey akılları mı, yoksa duyguları mı? Özellikle günlükler şeklinde ilerlemesi, onun iç dünyasını çok daha yakından hissetmemizi sağlıyor.
Charlie’nin saf hâli, öğrenmeye olan heyecanı ve zamanla fark ettikleri insanın içini burkuyor. Kitap ilerledikçe, çevremizdeki insanlara nasıl davrandığımızı, kimi zaman fark etmeden ne kadar kırıcı olabildiğimizi düşünmeye başlıyorsunuz. En acı tarafı da şu: Zekâ arttıkça yalnızlık da artıyor.
Ben daha dramatik biri olduğum için sonunda bir intihar bekledim ama bu şekli de kabul edilebilir.