"Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin... Yolları zorlu ve dik olsa da. Kanatları sizi sardığı zaman, ona teslim olun. Tüyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da. Hem aşk sizinle konuştuğu zaman, ona inanın. Bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de düşlerinizi sesiyle. Çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer .Hem besler, büyütür hem de budar sizi."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hem bir kişisel gelişim hem de bir "gerçekçi ütopya" diyebilirim. Yazar söylediklerini somut verilerle anlattığı için gerçekçi yerinde bir tabir olmuş. Okurken insanı düşündürüyor ki bu kişisel gelişim açısından etkili olacak türden bir düşünme oluyor çünkü bir kaşınızı kaldırarak okuyorsunuz. Yoğun anlaşılması güç bilgilerle, istatiki terimlerle can sıkmıyor, gayet akıcı bir dille yazılmış. Ciddi anlamda iktisat biliminden faydalanılmış teorik bilgilerin altı doldurulmuş. Ütopya okumayı sevenler bu kitaba bayılacaktır.
"Kimseyi istemiyorsun yanında, ama durup durup da yalnızlıktan şikayet edesin geliyor. Bir şeyden şikayet edebilmek için bile insan lazım. Öyle hileli bir şey bu."
"Herkes kendini korumasını biliyor, benden başka," diye yakındı Hikmet. Sonunda hep ben kalıyorum ortada. Bedelimi koymadan satılığa çıkarıyorum kendimi. Satın alanlar hiç bir şey ödemeğe yanaşmıyor bu yüzden. Bir panayırda, eski ve soluk bir çadırın içinde gösterilen, büyüklüğünden başka bir meziyeti olmayan garip bir deniz canavarıyım.