Kendini güvende hisseden, huzurlu bir zihin kendi yaşamının her kısmını kafasında tartmayı başarır, meşgul insanların akılları ise boyunduruk altındaymışçasına, geriye dönemez ve bakamaz. Bu yüzden onların yaşamı uçuruma yuvarlanır, nasıl ki içindekini tutacak dibi olmayan bir kovaya ne kadar sıvı boşaltsa farketmez, aynı şekilde zihnin boşlukları ve yarıklardan akıp gideceği için, kendine yer bulamayacak zamanı birine vermenin bir anlamı yoktur.
Aşkın ayrı bir tanrının dini olduğu eski çağlarda bile hiç kimse ondan Mevlânâ gibi
bahsetmemiştir. Divanı Kebîr, İbrahim'inatıldığı
ocağa benzer, dışarıdan kavurucu gibi görünen ateş içeride bir gül bahçesi olur.