“Anne arketipi evrensel olarak Toprak Ana, Bereket Tanrıçası olarak vücut bulur. Baba ise Kral’dır, Yaşlı Bilge ve yasa koyucudur. Anne Eros’tur, aşkın esası; baba ise Logos, aklın ve yargının ifadesi.”
“Tüm saçmalığına rağmen sımsıcak, kısacık ama umman kadar derin bir hikâyenin ortasında uyanmak ve onun bir rüya olduğunu anlamak kadar insana kendisini çaresiz, aciz ve zavallı hissettiren başka bir şey yoktu herhalde yeryüzünde.”
Her şey tuhaf, çirkin, hatta trajikti, en azından benim için. Başımdan mucizevî denebilecek pek çok şey geçti; yaşadıklarım bir başka bakış açısıyla, özellikle de o zamanlar kapıldığım girdapta en fazla alışılmışın biraz dışında görünse bile, en azından şu zamana dek mucize diye baktım onlara. Ama asıl mucizevî dediğim o olaylar esnasındaki davranışlarımdı. Şu ana dek kendimi anlamış değilim! Bütün bunlar bir rüya gibi geçti… şiddetli ve samimi olan tutkum bile geçti...