Puan vermedi·456 syf.··
2026 102. kitabı
Bugün sizi bambaşka bir evrene götürecek olan o kitapla geldim. @batuhans.aktas ’ın kaleme aldığı “Pael’ - Ruhlar Okulu” tam da böyle bir eser. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda sizi olduğunuz yerde bırakmaz; zihninizde bambaşka bir evrenin kapılarını aralar. İste Pael okuyucusuna bu hissi veriyor. Hem fantastik türün o sürükleyici dünyasına kapılıyor hem de satır aralarında kendinize dair bir şeyler bulabiliyorsunuz. Hikaye bizi, lotusların içinde filizlenen on iki ruhun büyüleyici tekamül yolculuğuna davet ediyor. Bu ruhlar evrene; Ateş, Su, Hava ve Toprak doğanlar olarak katılıyor ve doğalarına uygun olarak Kılıç, Asa, Kupa veya Tılsım okullarına iradeleriyle yaptıkları tercih sonucunda yerleşiyorlar. Kulelerdeki dersler ise sadece mistik birer eğitimden ibaret değil; iletişimden sanata, matematikten ölüme kadar uzanan, ruhu her anlamda olgunlaştıran derin bir müfredata sahip. Okuduğumuz her dersin aslında bizlerin hayat yolculuğunda karşısına çıkan birer öğreti niteliğinde olması, kurguyu çok daha anlamlı kılıyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri, ruhların insan veya hayvan gibi farklı bedenleri deneyimleme süreçleriydi. Duygularla ilk tanışmaları ve o keşif anları yazarın başarılı kalemiyle öyle güzel betimlenmiş ki, okurken onlarla birlikte siz de o hisleri ilk kez yaşıyormuşsunuz gibi etkileniyorsunuz. Fantastik kurgunun içine serpiştirilen bu varoluşsal sorgular, kitabı bir çırpıda bitirmenizi sağlarken bir yandan da üzerine uzun uzun düşünmenize neden oluyor. Devamını şimdiden sabırsızlıkla beklediğim bu yolculukta, yazarın kurduğu bu evren bence keşfedilmeyi hak ediyor. Titizlikle kaleme aldığı bu kitap için yazarımızın emeğine sağlık, kalem yolculuğunun uzun olmasını diliyorum. İyilikle ve kitapla kalın.
Pael - Ruhlar OkuluBatuhan S. Aktaş · Bengisu Yayınları · 20252 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 101. kitabı
Yani bir serinin tek kötü bir kitabı bile olmaz mı? Eğer seride Lana Myers varsa hayır. Lana geçen kitapta Hadley’le yaptığı anlaşma sayesinde Deanly’e kızıla boyamaya yemin ettiği kasabaya gitme hakkı kazanır. Ama Lana hem kendi planların ilerletip hemde bu yolsuzlukla mücadele eden Logan’ı korumak zorundadır. Bu uğurda yakalanacak olsa bile. SPOILER?!! LOGAN SEN İĞRENÇSİN İĞRENÇ İĞRENÇ İĞRENÇ. Yani adam green flag diyorduk yaptığına bak. Lana’nın geçmişini istemeden olsa öğrenmişti Victoria hakkındakileri öğrenirken buna rağmen onun katil olduğunu anladığında onu kullanıp yatağa bağlayıp gitti iğrenç herif. Erkeklere bir günde küsmedik di mi? Leonard karakterini ve anlattığı örneği çok beğenmedim. Çünkü insanlar ahlaki olarak siyah ya da beyaz değildir gridir. Lisa, Logan’a olan bu davranışları bitmezse Lana kontrolden çıkabilirdi ama sağ olsun Hayden onu koruyup kolluyor. Ve Jake manevi olarak Lana’ya hem abilik yapıyor hem de ona koruyor ya Evans ailesi o kadar kötü şeyler yaşamış ki… Dedektif Johson mı neyse umarım o da ölür bir nokta da ya bağnaz koyunlar. Bu kitabın sonu yüzünden cinnet geçiriyorum sanırım.
Mindf*ck 4: Tüm YalanlarS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026290 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 131. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:09
Bu klasik eserde tropik adanın sakin atmosferiyle karakterlerin masumiyeti iç içe geçerken, roman giderek melankolik bir tona bürünüyor. Özellikle doğa tasvirleri ve kaybedilen saflık teması kitabın en güçlü yanları arasında. Masumiyetin ve saf duyguların nasıl dünyaya karşı yenildiğini anlatan zarif bir klasik. Kısa ama iç burkan bir kitaptı.
Duygu ve Düşünce
Paul ile VirginieB. S. Pierre · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,114 okunma
10/10
·256 syf.··
2026 31. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 05:25
Eser şu soruları sorar • Insan özgürlük olmadan mutlu olabilir mi? • Düzen mi daha degerlidir, özgürlük ü? • Aşk insanı neden değiştirir? • İnsanı insan yapan şey akıl mı, ruh mu? Sembolik olarak İntegral: * Aklın ve matematiğin mutlak egemenliğini, * Bireyselliğin yok edilmesini, * Devletin insan üzerindeki tam kontrolünü, * “Mutluluk için özgürlüğün feda edilmesi” fikrini temsil eder. Roman, D-503’ün tuttuğu bir tür günlükten oluşur. Ancak bu günlük sıradan bir insanın duygu ve düşüncelerini anlattığı bir günlük değildir. D-503, bu metinleri İntegral’in gelecekte ulaşacağı uygarlıklara Tek Devlet’i tanıtmak amacıyla yazmaktadır. Tek Devlet her şeyi formüllere indirmek ister. Ama insan ruhunda her zaman bir “X”, yani hesaplanamayan bir taraf vardır. Biz romanındaki başlıca karakterler şunlardır: D-503 * Romanın anlatıcısıdır. * İntegral uzay gemisinin baş mühendisidir. * Başlangıçta Tek Devlet’in düzenine gönülden bağlıdır. * Roman boyunca büyük bir iç dönüşüm yaşar. I-330 * Gizemli, cesur ve sıra dışı bir kadındır. * D-503’ün hayatını altüst eder. * Kurallara meydan okur ve özgürlüğü temsil eder. O-90
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Can Yayınları · 202311,9bin okunma
Bu yaşamaklar. Nasıl yorucu.
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:05
“Her şeyden kaçabilir insan, mutluluğu erteleyebilir, sevinci saklayabilir, uykuyu öteleyebilir, nefreti dizginleyip kıskançlığı perdeleyebilir ama acıyı öteleyemez; yalnızca gerçekten bıçağın keseceği, kırığın hissedileceği zamanı görmeniz, duyumsamanız, seyretmeniz yeterlidir. Kan akar, kalp kırılır, acısı olabildiğince heybetli şekilde yaşanır. Yaşayacağım acılardan emin, yürüyordum.” s.112 Acılara yürüyor korkmuyorum, korkmuyorsun, korkmuyorlar.. “Kaybedenler her zaman kaybediyor. Bu masada kazanan yok. İki kaybeden bir kazanan etmiyor. Ben niye kaybettim, bilmiyorum. Kaybetmiş hissediyorum.” s.119 Bu his bazen insanın yakasını asla bırakmıyor. Orada öylece broş ya da kravat gibi duruyor. “Kalabalıktan sıyrılıyorum, kalabalığı sevmiyorum. İnsanlardan olabildiğince çabuk kurtulmaya çalışıyorum. Ayaklarımın üzerinde durmalıyım. Hiç kimseye muhtaç olmamalıyım. Ne maddi ne de manevi.” s.90 Hepimizin yegane arzusu bu di mi ama? Sonra da ne kadar yalnızım diye hayıflanmak da bizlerin eseri. “Yürüyorum. İnsanların etrafımdan akıp geçtiğini görüyorum. İnsanlar var; nefes alıyorlar, konuşuyorlar, adım atıyorlar, görüyorlar, bir amaç uğruna savruluyorlar. Bir şeylerin etrafında pervane olup ömürlerini tüketmekte beis görmüyorlar. İnsanlar var; acılarıyla, sevinçleri ve adını koyamadıkları duygularıyla varlıklarını anlamlandırmaya çalışıyorlar. Bir dünya düşlüyorlar; o dünyayı yaşamak için çabalayıp dururken, bir kanat çırpışı kadar zamanda ömürleri geçip gitmiş oluyor. Tahayyül ettikleri dünyayı gerçekleştiremiyorlar. Tahayyül etmek, hayale kanmak yetiyor insanlara.” s.89 “Bazen o duygu gelir, yakama yapışır; her şeyi mahvetme, yok etme, yıkma düşüncesi. Yıllardır içimde büyüyen bir kaçma hadisesi. Nereye, neden, niye, nasıl? Mutlak mecburiyetler dünyasında, farklı bir
YaşamaklarCaner Almaz · Everest Yayınları · 2021204 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917bin okunma