Gümüş Yürek evrenini özleyince Eira’yı düşünerek yazdığım şiir🪶 Kar taneleri süzülürken çıkarsan yola Bilmediğin yabancı merdiven basamaklarına Kaybolursan hep tanıdığın aynı ormanda O gölün kıyısına gelirsin bilmeden sonunda Yağmur kar tanımadan düşersen yollara Daturalar bile gülünç gelir artık sana Madalyonun ağırlığını hissederken boynunda Bil ki nice köprüler hâlâ seni kıskanmakta -S.Victoria Gümüş Yürek 1 Damla N. Archeron
Reklam
Elhamdülillah öyle bir Üstâd'ımız var ki, yaptığı herbir fiilinin de yazdığı her bir kelimesinin de arkasında durabiliyoruz. Allah'ın inâyetiyle hak üzere yaşamış, istikametle bir ömür geçirmiş, Ehl-i Sünnet çizgisinden zerre taviz vermemiş, hidâyet serdârı olarak tüm beşeriyete hitap etmiştir. Hak ve hakikatin asrımızdaki rehberlerinden olan Üstâd Bediüzzaman, vâris-i Nebî olarak hizmetini îfâ etmiştir. Bizler de Hulusî Yahyagil Ağabey gibi diyoruz ki: "Ve bana böylece hakikat dersini veren bu zâta da ömrümde ilk defa olarak Üstâd dedim. Hata etmedim, isabet ettim." (Barla Lâhikası, s. 29) Abdulkadir Çelebioğlu
1000Kitap
"Öğ𝑟𝑒𝑛𝑚𝑒𝑘, 𝑧𝑖ℎ𝑛𝑖𝑚𝑖𝑧𝑒 ℎ𝑒𝑝 𝑦𝑒𝑛𝑖 ş𝑒𝑦𝑙𝑒𝑟 𝑎𝑙𝑚𝑎𝑘 𝑑𝑒ğ𝑖𝑙, 𝑏𝑎𝑧𝑒𝑛 𝑏𝑖𝑙𝑑𝑖𝑘𝑙𝑒𝑟𝑖𝑚𝑖𝑧𝑖 𝑢𝑛𝑢𝑡𝑚𝑎𝑘 𝑑𝑒𝑚𝑒𝑘𝑡𝑖𝑟. 𝐺𝑒𝑟ç𝑒𝑘 𝑏𝑖𝑟 öğ𝑟𝑒𝑛𝑚𝑒; 𝑒𝑧𝑏𝑒𝑟𝑙𝑒𝑟𝑖 𝑏𝑜𝑧𝑚𝑎𝑘𝑙𝑎, 𝑦𝑎𝑛𝑙ış 𝑣𝑒 𝑙ü𝑧𝑢𝑚𝑠𝑢𝑧 𝑏𝑖𝑙𝑔𝑖𝑦𝑖 𝑧𝑖ℎ𝑖𝑛𝑑𝑒𝑛 𝑏𝑜ş𝑎𝑙𝑡𝑚𝑎𝑘𝑙𝑎 𝑏𝑎ş𝑙𝑎𝑟. 𝑅𝑢ℎ𝑢𝑚𝑢𝑧𝑢 𝑚â𝑠𝑖𝑣â𝑑𝑎𝑛 𝑏𝑜ş𝑎𝑙𝑡𝑎𝑙ı𝑚."🏵️ 𝒦𝑒𝓂𝒶𝓁 𝒮𝒶𝓎𝒶𝓇, ℬ𝒾𝓇 𝓀𝒶𝓁𝒷𝒾 𝒦ı𝓇ı𝓁𝓂𝒶𝓀𝓉𝒶𝓃 𝒦𝑜𝓇𝓊𝓎𝒶𝒷𝒾𝓁𝓈𝑒𝓂🖍️
Duygu ve Düşünce
"SİYASAL İSLÂM" DEĞİL "İSLÂMCI SİYASET"...
(...) Tersinden de delillendirilebilecek anlayış… CIA Ortadoğu Dairesi eski sorumlusu ve Büyük Ortadoğu Projesi baş mimarı Graham Fuller anlatıyor: - "Mısır’daki, diğer Arab ülkelerindeki İslâmî hareket, “İslâm tarîktir” diyor. Yâni “yolumuz odur” diyor. Bunu söyleyebilirler, ama bu isbatlanmış bir gerçek değildir. Hele siyasî bir program hiç değildir. Siyasî hayata katılıp sanat, vergi, sağlık, eğitim, sanayi politikalarının spesifik hatlarını açıklamak zorunda kaldıklarında, lâiklikle barışmaktan başka çare bulamıyorlar. O zaman İslâm’ın arkasına saklanma imkânları kalmıyor. Müşahhas hâle gelmek durumunda kalıyorlar. Müşahhas hâle gelme de uzlaşmayı beraberinde getiriyor. Eğer şiddete başvuran, devleti yıkıp İslâmî diktatörlük kurmak isteyen bir eğilim varsa, ki bu çok olumsuzdur, o zaman demokratik devlet elbette güvenliğini sağlayacak adımları atar. Zâten İslâmî hareketin önündeki en büyük görev de inançları çağa uyarlamaktır. Diğer yandan İslâm’ın bir de özel hayatta yeri var ki, o ayrı bir konu ve her zaman teşvik edilmeli. İster İslâm, ister Hıristiyanlık olsun, din fert hayatındaki ahlâkî değerleri güçlendiriyor. Ama din siyasete soyununca o zaman gerçekçi bazı “tavizler” vermesi gerekiyor. Biz söyleyince anlamayanlar, belki Amerikalı söyleyince uyanır gibi olurlar… Mursî de bunun sıkıntısını çekti, Taliban da çekti, İran da çekiyor… İş öyle “Kur’ân’dan yapacağız, Şeriatı getireceğiz, İslâm’ı hâkim kılacağız” demekle bitmiyor… Dâva, baştanbaşa bir sistem meselesi… Her örgüsü tezatsız bir bütün meselesi… İslâm’ı çağa hâkim kılmanın “vasıta sistemi” meselesi… Bu olmayınca, ya mağara devri hayatına dönmeye “İslâm” deniyor, yahut İslâm dışı sistemlere angaje olunmuş olunuyor… **Bu mevzuda dünyada Büyük Doğu-İBDA‘dan başka örnek ve
Akademya Yazıları
Yunus (a.s)"Karanlıklar içinde Rabbine yalvardı" -Enbiya 21/87 *Balığın karnı, denizin ve gecenin karanlığı!* Battığın karanlık Yunus'unkinden (as) daha büyük olamaz. Allah Teala onu: "Seni tenzih ederim=Subhaneke" demesi üzerine çıkardı. *İçine düştüğün kıskaçtan seni mi çıkaramayacak?*
Reklam
Reklam