Yorgun demokrat
10/10
·144 syf.·
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Ahmet Kaya'nın hayatı, aslında çoğunun kafasında kurduğu o boş senaryolardan ibaret değil. Bu kitap; onun bilinen ve bilinmeyen gerçeklerini, medyanın o dönemki iki yüzlülüğünü, sebepsiz yere ülkeden sürgün edilişini ve ailesinden uzakta, sevdiklerine, memleketine hasret bir şekilde bu dünyadan göçüp gidişini gözler önüne seriyor. Hâlâ daha Ahmet Kaya denildiği zaman insanlar ikiye ayrılıyor: Onu gizliden gizliye dinleyip "sevmiyorum" diyenler (en komiği de insan sevmediği birinin sesini dahi duymak istemez de hadi neyse...) ve onu açık açık sevip, her şarkısını dinleyip kendisinden, halkından bir parça bulanlar. Bugün biraz olsun kafasında soru işaretleri olanlara cevap olarak bu kitabı okumalarını öneririm. "Okumam" diyorsanız da iki dakikanızı ayırıp şu alıntıları mutlaka okuyun. Bu ülkede yıllardır diyoruz ki: "Kürt sorunu vardır." Kürde dair ne varsa, her zaman engel olmak için ellerinden geleni yaptılar; sürgün etmeye çalıştılar, yaşanan şehirleri, ormanları, doğayı yaktılar. Şimdi biz bunları dile getirdiğimiz zaman hemen "sen bölücüsün" ya da şu busun diyorlar. Ben bölücüysem, bu acılara gözünü kapatanlar ne? Her neyse, kızgın olduğum konularda sakin kalıp inceleme yazmak bana çok zor geliyor. Elimden geldiğince sert olmamasına dikkat ederek kitaptan devam etmek istiyorum. Ahmet Kaya; Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmesini değil, daha da birleşmesini istediğini ve tam demokratik bir ülkede her ırktan insanla kardeşçe yaşamak istediğini anlatmaktadır her seferinde. Ancak devletin bu ülkede Kürtlerin de yaşadığını kabul etmesi, Kürt dilini ve kültürünü tanıması, doğudaki Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlere daha iyi eğitim ve yaşam koşulları getirilmesi gerektiğini vurgular hep. Hiçbir zaman hiçbir örgütü desteklemediğini, sanatın örgütler üstü olduğunu ve örgütlü
Ahmet Kaya: Yağmurlu Ülkenin Sürgün KonuğuKolektif · Gam Yayınları · 200539 okunma
Hayat bu. Ne olacağını bilemezsin...
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:56
Yine kendisini ve kalemini, kitaplarını çok beğendiğim bir yazar... Mustafa Kutlu Öyle hayatın içinden, öyle perdesiz gerçekleri anlatıyor ki, 'Sanki bunu ben yaşadım.' diyebiliyorsunuz. Anlatımı gayet içten, samimi, dupduru. Türkçeyi çok güzel kullanıyor. Bunun için bile okumaya değer. Efendime söyleyeyim kitap sondan başlayıp başa gidiyor. Bu tekniği severim. Benim için merak çürüten bir yanı yok. Kimisi olayın sonunu okuyarak kitaba başlayınca sıkılır. Ben onlardan değilim sanırım... Bir cenaze için cami avlusunda toplanan kişilerle başlıyoruz. Bu satırlar okunurken aslında toplumda ki cenaze algısına da ucundan eleştiri yapmıyor değil. Ölümü doğal, olağan ve kesin son olarak anlatması çok yerinde ve güzeldi. Evet ölümü anlatan bir kitaptaki satırlarda pekâlâ güzel olabilir. "Ne çırpınıyorsun kardeşim sen de sonunda imamın kayığına bineceksin..." (s.7) Kitap paşazade Arif Bedir Bey'in hikayesini bizlere aktarıyor. Çocukluğundan ölümüne kadar hayatının inişli çıkışlı her dönemine tanıklık ediyoruz. Oldukça keyifli bir çocukluk dönemi geçirmiş. Bu satırlarda mahalle olgusu, arkadaşlık olgusu üzerine harika tespitler ve çıkarımlar vardı. Herkesten farklı bir çocukluk geçiren Bedir'e yer yer hak veriyoruz bazen de üzülüyoruz. Babası varlıklı ama sorumsuz. Anası varlıklı ama pek iş bilmez bir hatun. Mahallede çok da arkadaşı yok, zira pek de arkadaş olunacak bir yapısı yok zat-ı muhteremin... Neyse efendim tahsili iyi, eğitimi doyurucu... Bu sıralarda gönlüne düşen ilk sevda tanesine de tanık oluyoruz ama sonuca varmıyor elbet. Yurt dışlarına gidip gelen Bedir arkadaşlarıyla iş kuruyor ticarete atılıyor... Başından türlü türlü işler geçiyor. Hem zirveye çıkıyor, hem dibi görüyor. Bazı bölümlerde cenaze için cami avlusuna gelen arkadaşlarına(tabut içinden) söylediği sözler
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu, hayatın baharı değil, ömrün hazanı...
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 13:00
Türk Edebiyatı okumayı severim. Her zaman dediğim gibi bende Türk Filmi izliyor hissi uyandırır. Bu kitapta ondan aşağı kalmadı. Anlatımı son derece güzeldi. Duygusal, romantik, betimlemeler kişileri canlı halde sunacak düzeydeydi. Kitabın bütününde akıcılık ve merak unsuru sizi sarıyor. Konu da oldukça bilindik. İki kadın bir adam... Türk edebiyatının klasik bir çerçevesi vardır. O çerçeve içinde kişiler kahramanlar değişir... Zavallı Necdet... Bence kitabın adı Zavallı Necdet olmamalıydı. Necdet'in neresi zavallı pardon? Kısaca konuyu özetlemek gerekirse, son derece çekici, yakışıklı, tahsilli, görgülü, zengin bir adam var : Necdet Feridun. O kadar kendini beğenmiş birisi ki bazı sayfaları okurken adama sinir olabilirsiniz. Zira ben fazlasıyla oldum. Ama ne derler bilirsiniz, Böbürlenme Padişahım Senden Büyük Allah Var.... Necdet Feridun ailesinin taşındığı yeri başta küçümser... Sonra ziyaretlerine gittiğinde yandaki pembe köşkte bir kız görür ve kalbine kurşunu yer. Hani kızları gönül eğlendirmek için kullanan, gelip geçici sevdalar yaşayan, kadınları önemsemeyen, sevmeyi seven Necdet Feridun aşkı tanır, hemde öyle böyle değil... "Budala! Hayatımı tamamen ona adayacağımı sanıyordu galiba. Hakikaten! Kadınlar fikirsizdir."(s.4) böyle düşünen bir adamın, bir kadın yüzünden perişan oluşunu izlemek için bile okunur bu kitap. Kitap boyunca Necdet'in yaşadıklarını, arkadaşı bizlere aktarıyor. İkili ilişkilerin geniş olduğu bir kitap diyebilirim... Necdet pembe köşkte gördüğü Meliha'ya aşık olur. Ancak Meliha, Necdet'in kötü şanından haberdar olduğu için ona asla yüz vermez. Meliha'nın abisi ile Necdet'in kardeşi evlenir... Eş zamanlı olarak Necdet'in okuldan beri tanımakta olduğu İbrahim Şemsi Bey ile Meliha da izdivaçta bulunurlar. Bu süreçlerde Necdet
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
8/10
·64 syf.··
2021 1. kitabı
ᴋɪşɪsᴇʟ ɴᴏᴛʟᴀʀıᴍ / ɪ̇ɴᴄᴇʟᴇᴍᴇ; Bir Şeftali Bin Şeftali, bir şeftali çekirdeğinin toprağa düşmesiyle başlayan ve doğanın döngüsünü anlatan etkileyici bir çocuk kitabı. Hikâye boyunca ağaçların, insanların ve doğanın birbiriyle olan ilişkisi sade ama düşündürücü bir dille aktarılıyor. Yazar, küçük bir şeftali çekirdeğinden yola çıkarak paylaşmayı, üretmeyi ve doğaya sahip çıkmayı anlatıyor. Kitabı oldukça beğendim. Çocuklara hitap eden bir eser olmasına rağmen verdiği mesajlar her yaş grubunun üzerinde düşünebileceği türden. Anlatımı sade, akıcı ve samimi. Kısa olmasına rağmen doğa sevgisi ve emek kavramını başarılı bir şekilde işlemesi kitabı benim için değerli kıldı. ᴋɪᴛᴀᴘ ᴅᴇᴛᴀʏʟᴀʀı: ᴛᴜ̈ʀ: Çocuk Edebiyatı, Öykü sᴀʏғᴀ sᴀʏısı: 64 ᴘᴜᴀɴıᴍ: 8/10 ᴅᴜʀᴜᴍ: Kitaplığımda.
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Rumuz Çocuk Yayınevi · 202010,4bin okunma
7/10
·97 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 13:05
#KitapYorum #ZihninZenginliği #FeritAltandağ #EvrenselKültürYayınları #Roman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Evrensel Kültür Yayınları'ndan çıkan, Ferit Altandağ'a ait, "ZİHNİN ZENGİNLİĞİ" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Son sayfayı kapattığımda derin bir nefes verdim. İstemsiz bir refleksti sadece. Aslnda ruhun dinginliğini gösteren bir bitiş. Gönül onaylı, gayri ihtiyari, sanki bir kabullenişin, huzurun, sakinliğin, gururun, azmin, kıvancın, başarının, verilen söze itaatin mührü gibiydi bu soluk. Bir hayat vardı ve bu hayata bağlı bir aile, bir köy, bir aşk ve verilen söz. Tamamlanmış bir görev. Hem de layıkıyla. Sonrasında hasat edilen emeğin kutsallığına tüm kalbimle eğilerek selam duran insanlığım. Bu kitabı elime aldığım anda biliyordum ya da hissediyordum birbirimiz için geçireceğimiz zamanla kavilleşip bağlanacaktı yüreklerimiz. Evet kitapların da kalbi vardı. Okudukça, sevdikçe, sayfalarla parmaklarımız dans ettikçe, kokumuzu duydukça, sıkı sıkıya tutundukça; hayata bağlayan o tılsımı yaşarız sayfa sayısınca. İşte "ZİHNİN ZENGİNLİĞİ" bu duyguları bana ziyadesiyle yaşattı. Kısa bir birliktelik olsa da, uzunca bir süre kalbimde bir dövme gibi izi kalacak gibi. Yazar Ferit Altandağ bir psikolog. Şanlıurfa'lı. İlkokul ve ortaokul'u köyünde tamamlıyor. Lise öğrenimini açık öğretim yoluyla bitiriyor. Daha sonra İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oluyor, azmi ve kararlılığıyla. "ZİHNİN ZENGİNLİĞİ" yazarımızın yaşamına tanıklık ettği, birlikte çocukluğunu geçirdiği arkadaşı Baran'ın hikâyesini anlatıyor. Şanlıurfa'nın yoksul bir köyünden çıkan umuda ve azime tutunan bir çocuğun yaşadıklarını en saf haliyle aktarıyor Altandağ. Konu penceresinden baktığımızda; Yoksulluktan değil, inançtan doğan bir zenginliğin anlatısı var karşımızda.
Zihnin ZenginliğiFerit Altandağ · Evrensel Kültür Yayınları · 20266 okunma
Katilin Devası
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 07:00
Belçikalı yazar Amélie Nothomb, “Katilin Devası” ile garip bir serüvenin içine sokuyor okuru. “Herkesin sırları var mıdır gerçekten?” İşte ben bu soruyu sorup durdum kendime. Hayatın, insanı ne tarafa götüreceğini kestirmenin mümkün olmadığını, o hayat geçip gittikten sonra fark ediyor sanki insan. Anda ne olup bittiğini idrak etmek pek olası değilmiş gibi. Peki, hayatta herkes hak ettiğini mi yaşıyor? Büyük sorular bunlar. Çoğu da cevap almak için sorulmuyor genelde. Zaten bir kısmının cevabına erişimimiz doğrudan kapalı. Beyin jimnastiği yaparken sorduğumuz bu sorular arasında gidip gelmek rahatlatıyor olabilir mi bizi? Belki! Ama “Gerçekten yaratma kabiliyeti olan insan sayısı çok az. Çoğunluk kendinden öncekileri az ya da çok bir yetenekle kopyalamakla yetinir ki onlar da genelde başkalarını kopyalamışlardır.” (s. 64) Amélie’nin bu ilk kitabında ortaya koyduğu ise tam anlamıyla özgün. Japonya’da doğup babasının mesleği nedeniyle ülke ülke gezmiş olması sonucunda ortaya çıkan çok kültürlülükten ya da benim kullanmayı tercih ettiğim ifadeyle karma kültüre sahip olmaktan mı ileri geliyor bu özgünlük? Keşke bilmenin bir yolu olsaydı, ama yok! Ne demek istediğimi anlamak için kitabın ana karakteri Nobel ödüllü yazar Prétextat Tach ile gazeteciler arasında geçen (özellikle Nina) konuşmalara bakmalısınız. Yani Katilin Devası’nı okumalısınız. “Ne mutlu görmeden inananlara.” (s. 30)
Edebiyat & Roman
Katilin DevasıAmélie Nothomb · Sahi Kitap · 096 okunma