Uğultulu tepeler
Giriş
Emily Bronte
İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz.
Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır.
Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir.
Yazar hakkıda
İngiltere’ de XIX. yüzyılın ortası olarak isimlendirilen bu dönem, orta sınıfın yükselmesini ve gösterişli bir yaşam moduna girişlerini apaçık yansıtır.
Brontë kardeşler, kadınların edebiyatla ilişkili olmalarının hoş karşılanmadığı bu dönemde, önce erkek kimliğiyle şiirler, daha sonra kendi isimleriyle dünya klasikleri arasında sayılacak üç harika romana imza atmışlardır.
Emily Brontë 1848′ de öldüğünde arkasında dünya edebiyatının en güzel aşk romanlarından biri sayılabilecek olan Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır.
Brontë’ nin ölmeden önce bitirdiği bu muhteşem romandaki kişilerin sadece hayal ürünü olmadığı, yazarın gerçek hayatından kalıcı izler taşıdığı aşikârdır. Daha otuz yaşında iken veremden ölen, hiç evlenmemiş olan bu duyarlı genç yazar, tüm varlığıyla bu romanın içinde bulunur. Okuyanın deneyimlerine, yaşına ve duyarlılığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tat veren, tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bu başyapıt; sevgi, kin, nefret ve öç alma gibi birçok konuyu içinde barındırıyor.
Kavramlar
Gotik edebiyat cin, peri, vampir, hortlak gibi doğaüstü unsurlardan beslenerek okurda korku hissi uyandırmayı hedefleyen edebi bir türdür.
Viktorya dönemi (edebiyat) devri'ndeki denemeci, şair ve romancılar fabrika