Puan vermedi·144 syf.··
2024 44. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2024 18:09
Bu değerlendirmenin konusu ÖMER TÜRKER hocanın İSLAM DÜŞÜNCE GELENEKLERİ adıyla kaleme aldığı eseridir. Eser,” giriş, ” kelam geleneği” , ”felsefe geleneği” ve ”tasavvuf geleneği” olarak üç ana bölüm ve birçok alt başlıktan oluşmaktadır. Kitabın amacı İslam düşünce tarihini oluşturan kelam, felsefe, tasavvufun her birinin varlık, bilgi, insan-Tanrı ve Tanrı-insan ilişkisi hakkındaki görüşlerini özlü bir anlatım ile okuyucuya genel bir bakış açısı sunmaktır.(S.8) Kitabın giriş bölümünde başlangıç sorunu olarak akıl vahiy ilişkisi ele alınmış ve terkipteki AKIL kelimesinin üç anlama geldiğini söylemiştir. Birincisi insan zihninde meydana gelen ilk bilgiler ikincisi sağduyuya dayalı tecrübî veya kesbi bilgiler üçüncüsü belirli bir dönemde mevcutlara ilişkin bilimsel bilgiler bütünü olarak ele almıştır. Akıl kelimesinin ilk anlamına kelamcılar; insanın bilen bir cevher olmasını sağlayan şey mübtede bilgiler adını verdikleri ilk bilgilerimiz olarak tanımlarlar. Filozoflar ise evveli bilgiler dedikleri bu bilgilere bil meleke akıl derler. Filozoflara göre insan özü gereği bilen bir cevherdir bu bilgiler ne kadar tecrübelerimize dayansa da külli bir iradenin etkisiyle ortaya çıkar. Bu bilgiler iradi olmadığından ötürü bunlardan kuşku duymak mümkün değildir diyerek açıklar akıl kelimesinin ilk anlamını. Aklın ikinci anlamını ise şöyle yorumlamıştır: nesne ve olguları tecrübelerimiz doğrultusunda düşünürüz tecrübelerimize aykırı durumların da akla aykırı olduğu eğilimini taşırız olarak tanımlamıştır buna örneklik teşkil etmesi açısından mucizeleri örnek vermiştir. Mucizeleri tecrübe etmediğimiz için aklımıza ters gibi görünür fakat akıl-vahiy arasındaki ilişki anlaşılınca bu problemin çözüldüğü görülecektir. Aklın üçüncü anlamını ise yazarımız tarihsel süreçler bağlamında ele
Düşünce
İslam Düşünce GelenekleriÖmer Türker · Ketebe Yayınları · 2020313 okunma
Uğultulu Tepeler
7/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2023 31. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2023 12:03
Uğultulu tepeler Giriş Emily Bronte İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir. Yazar hakkıda İngiltere’ de XIX. yüzyılın ortası olarak isimlendirilen bu dönem, orta sınıfın yükselmesini ve gösterişli bir yaşam moduna girişlerini apaçık yansıtır. Brontë kardeşler, kadınların edebiyatla ilişkili olmalarının hoş karşılanmadığı bu dönemde, önce erkek kimliğiyle şiirler, daha sonra kendi isimleriyle dünya klasikleri arasında sayılacak üç harika romana imza atmışlardır. Emily Brontë 1848′ de öldüğünde arkasında dünya edebiyatının en güzel aşk romanlarından biri sayılabilecek olan Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır. Brontë’ nin ölmeden önce bitirdiği bu muhteşem romandaki kişilerin sadece hayal ürünü olmadığı, yazarın gerçek hayatından kalıcı izler taşıdığı aşikârdır. Daha otuz yaşında iken veremden ölen, hiç evlenmemiş olan bu duyarlı genç yazar, tüm varlığıyla bu romanın içinde bulunur. Okuyanın deneyimlerine, yaşına ve duyarlılığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tat veren, tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bu başyapıt; sevgi, kin, nefret ve öç alma gibi birçok konuyu içinde barındırıyor. Kavramlar Gotik edebiyat cin, peri, vampir, hortlak gibi doğaüstü unsurlardan beslenerek okurda korku hissi uyandırmayı hedefleyen edebi bir türdür. Viktorya dönemi (edebiyat) devri'ndeki denemeci, şair ve romancılar fabrika
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İyileşecek "Sancılar"
10/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2021 68. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2021 14:25
¶¶Nasıl olur da insanlar bu kadar yüzeysel ve sığ yaşar;hissetmekten, gerçek duygulardan uzak. Benim gördüğümü onlar neden göremiyor? ¶¶(Arka kapaktan) Elif Doruk Bir şiir kitabına inceleme yazmak hayli zor ve meşakkatli bir iştir. Böyle düşünürken bir şairin kaleminden kağıda düşen mısralara hayran olmamak elde değil. Belirttiğim üzere erkenden uyanıp en bi'şekersiz kahvemi alıp ;)) bahçede oturup zihnimin boş fakat yüreğimde Bir Sancının Panoraması kitabındaki şiirler ile bu incelemeyi yazıyorum. Şairi tanıyor olmam, yazacaklarıma ne engel ne de bir dizginleme getirecektir. Okudum ve çok kez kaldığım yere kadar en başından başlayıp tekrar okuduğum kitabın hakkını vererek yazmaya çalışacağım. Puanlamaya gelecek olursam ; "en az 9'luk seversin umarım" dediğin cümlene istinaden "10'luk seversem, o şekilde puanlayacağıma gelecek olan bir tepkinin umrumda olmayacağını" belirterek;hakkını fazlasıyla hak eden bir kitap oldu benim için. Şiirine sağlık... Ben ki şiire lise yıllarında veda eden ve uygulamayı kullanmaya başlayarak tekrardan okuyarak ama asla bir daha yazamayacak olan bir kalp kırıklığı ile okuyorum. Sadece okuyup mısraları iç dünyama, belki en karanlığına aydınlık belki de kanayan bir yaraya merhem olarak gönderiyorum. Peki ya Bir Sancının Panoraması... Kahvemin bitmek üzere olduğu ve benim şairin iç dünyasına davet edildiğimden başlayalım. Öyle günümüz şiir kitaplarıyla eş değerde tutmayın!:)) Bu davete icabet eden herkesin kendini kolay kolay bulamayacağı birçok eksilmişliği hatta eksiltilmişliği bulabilirsiniz. Bu misafirlikte ikramlıkları tüm benliğinize armağan eden; yıllar boyunca var olan ve hali hazırda yaşamaya yüz tutmuş olduğumuz karanlığa aydınlanma olsun şiirler. Yitip gidenlerin ardından ağıtlar yakarcasına gelecek olan öz benliğe bayramlıklar
1000Kitap
Bir Sancının PanoramasıFurkan Güreci · İzan Yayıncılık · 202173 okunma
Bir Psikologun Yaşam Mücadelesi :)
7/10
·204 syf.··
2020 2. kitabı
·
7407 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2020 00:00
Ferhat Aydın bir psikolog öyle tanıdığımız bildiğimiz psikologlardan değil kendisi, barlarda çıkıyor böyle söyleyince biraz garip gelebilir ilk duyduğumda bana da öyle gelmişti, gösterisinin adı olan ve kitabında hikayesinden de bahsettiği gibi bir "Bar Psikologu" Sanırım işler şimdi daha da karıştı akıllarda psikolog ne bar ne sahne ne alaka diye bilirsiniz kendisini BKM de canlı izleme fırsatını da yakaladım. Sizlere çok farklı bakış açılarını gösterten s..tir ben bunu hiç düşünmemiştim dedirten hem güldüren hem de düşündüren güzel vakit geçirebileceğiniz yaklaşık 2 buçuk saatlik bir gösteri sunuyor. Kitaptan gösteriye nasıl geldik diye bilirsiniz, gösteriden bahsetmemin sebebi kitabı ile gösterisi bir takım aynı hikayeleri anlatıyor. Kitabında öncelikle bu kitap yazma işine nasıl başladığından bahseden yazarımız, "Bar Psikologu" fikrinden, mesleki zorluklar ve yaşadıkları olayları bir psikolog gözünden nasıl göründüğünden bahsediyor. İnsanların bu meslek dalına olan bakış açılarını da esprili bir dille anlatıyor. Kitabın ilk kısımları çok akıcı geçse de sonlara yaklaşırken yerini bazı tekrarlara bırakıyor bazı sayfalar aynı konular etrafında döndüğü için dejavu hissi verebilir. Kitaptan Alıntılar S28 "Ben bu saçma sapan işler ve kiramı ödedikten sonra bana 300 TL'nin kalacağı bir maaş için psikolog olmadım." S51 "Hadi Beni Analiz Et" S78 Unutmayınız, İyi Yaşamak bir sorumluluktur. S89 Gerçekten Neye ihtiyacın var? S148 Bize Niye sürekli golü atan adamı gösteriyorsunuz ey kameraman? Arkada dramlar yaşanıyor. S156 En büyük cinsel organ beyindir. S165 Seksist bir cümle olmadığını düşünerek hocamızın söylediği şu cümle ile ifade etmek isterim: Kırılan kadın bacak arasını kapatır. S184 içinizdeki çocuğun farkına varın. S191 İnsan endişeleriyle yaşar.
Kültür-Sanat
Bar PsikoloğuFerhat Aydın · Okuyan Us Yayınları · 2019182 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
Kalemine hayran olduğum yazar... Bu nasıl güzel bir kitap, nasıl güzel bir coğrafya betimlemesi, nasıl içime işleyen bir konu böyle.. Bu sene okuduğum en iyi romanlardan biriydi kesinlikle. Hatta hayatımda okuduğum en iyi romanların arasında diyebilirim. Belki ben de doğduğum topraklarda, ülkemde yaşamadığımdandır, Mardin doğumlu İbrahim’in unuttuğu, batılılaştığı, yabancılaştığı topraklara geri dönüşü beni çok etkiledi. Ezidilerin öyküsü ise son derece çarpıcıydı. Kitabın arka kapağında ve içeriğinde bulunan ‘harese’ benzetmesi tam oturmuş romana. Ayrıca yazarın çocukluğundaki İslamı şimdiki İslam anlayışıyla karşılaştırması, eskiden din, dil, ırk ayrımını bilmeyen çocukluğumuzu, Işid ve pkk zulmüne maruz kalan bir kenti böylesine anlatışı(s28) beni çok düşündürdü, keyiflendirdi. ‘Biz , bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. Doğunun askısını bırakmış, Batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük.’(s65- yazarın Mutluluk kitabından alınmış ancak konuya tam oturmuş). Türkiye’de belli bir eğitim seviyesinin üzerinde olmak ancak bu kadar iyi tasvir edilebilirdi. Uzatmadan, yalın bir dille yazılmış, çarpıcı, sürükleyici, öğretici ve bir o kadar kendinizi bulacağınız bir roman arıyorsanız okuyun.
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma