Psikoterapi araştırmacısı Klaus Grawe (1998) yetişkin insan için dört temel ihtiyaç formüle etmiştir:
(1) Bağlılık
(2) Kontrol ve otonomi
(3) Kendi değerini yükseltme
(4) Arzu.
İnsan tanıdığı şeyi sever. Pek çok kişi yaşam boyu “annelerinin” yaptığı salata sosunu tercih eder: Kuzey Almanya’da tatlı, Güney Almanya’da ekşi. İnsanın tanıdığı şey tarafından çekilmesi eğilimine “ilişki kimyası” denir (Young& Klosko, 2006).
Peki, eşlerimizi nasıl seçiyoruz? “Yedi saniye“ bakışına göre duygusal beynimiz kimi sevdiğimize karar verir. İyi ama hangi temel üzerinde? Daha önceki ilişki deneyimlerimizin şekillendirdiği bir temel üzerinde “içsel çalışma modeli “ oluştururuz. O da, ilişkilerin nasıl işleyeceğine karar verir (Fremmer-Brombik, 1995)
Gerçekten de beynimizin büyük bir bölümü çevreyi içimizde canlandırmamıza ve bu sayede bizi başka insanlarla bağlayabilmeye yarar. Bu, grup oluşturmanın temelidir. Grup oluşturmak da herhalde insanların maymunlara kıyasla belirleyici bir üstünlüğüydü. Çayırlarda tek başına yaşayan birinin yırtıcı hayvanların avı olması sonucunda gelişti. Böylelikle insana dair “sosyal beyinden” bahsedebiliriz. İnsan beyni yaklaşık 145 kişiyi kesin bir şekilde birbirinden ayırabilir (Dunbar, 1998). Bu yetenek, oluşturabileceğimiz grupların büyüklüğünü kısıtlar. Bu, yaklaşık olarak antik zamanlarda bir kabilenin büyüklüğüydü. Gruptaki üye sayısı arttığında üyeler bölünürdü.