Lisedeyken herşeyin olumlu tarafını görmeye çalıştığımdan olsa gerek sıra arkadaşım “Sen Pollyanna mısın?“ derdi. Pollyanna’yı sevme nedenlerimden biri de bu galiba. Pollyanna, annesi küçük yaşta vefat etmiş, 11 yaşında babasının vefatına kadar da rahip olan babasıyla birlikte yaşamış kalbi sevgi ve iyi niyet dolu küçük bir kızın öyküsü. Kilisenin Bayanların Yardım Birliği’nin gönderdiği, çocuklar için yardım sandıklarıyla yaşayan oldukça fakir bir ailesi var Pollyanna’nın. Ve herşey, o oyuncak bir bebek beklerken, sandıktan çocuklar için koltuk değnekleri çıkması ile başlıyor. Onun üzülmesi üzerine babası, aslında bu koltuk değneklerine ihtiyacı olmadığı için memnun olması gerektiğini söylüyor ve Pollyanna ilk defa babasından bu memnun olma oyununu öğreniyor. Sonrasında ise, babasıyla oynamaya başladığı bu oyunu, bir şekilde yoluna çıkan herkese öğretip oynamak istiyor ve herkesin hayatına bir şekilde dokunuyor. Sevgi dolu, içinizi ısıtacak bir hikaye. Keyifli okumalar dilerim.