Geri Dönüş
Çiçək, yeni kitab və islanmış torpaq qoxusunu çox sevən Katsuminin üzündə təbəssüm oyandı. Bəzən qadınlar sadə şeylərlə xoşbəxt olmağı bacarırlar. Bəzənsə nə etsən onları razı sala bilmərsən.
Sayfa 11 - Mücrü·Kitabı okudu
Bu arada cenazenin taşınması sırasında herkesi şaşırtan bir hâdise daha yaşanıyordu. Sa’d b. Muâz’ın (ra) ruhu gibi cismi de heybetli idi. Onun cenazesi, sahâbîlerin elleri üzerinde giderken hiç kimse bir ağırlık hissetmiyordu. Daha sonra bu konu herkes tarafından konuşulup, çeşitli yorumlar yapılmaya başlanmıştı. Efendimiz (sas) bu konuşmaları duyunca: [1397] “Hayatımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki onu yetmiş bin melek taşıyordu” buyurmuştu.
Alıntı
Reklam
Efendimiz’e (sas) Cebrail geldi: “Bu gece senin ümmetinden ölen kişi kimdir? Onun ölümüyle bütün gök ehli birbirlerini müjdelendi. Onun vefatı ile arş titredi, sallandı” [1393] dedi. Efendimiz (sas): “Ben bilmiyorum. Ancak dün akşam Sa’d çok hasta idi, Sa’d mı?” diye sordu. Cebrail: “Evet, Ey Allah’ın Resûlü! Sa’d vefat etti! Kavmi gelip onun cenazesini mahallelerine götürdüler” dedi. [1394] Bunun üzerine Efendimiz (sas), Sa’d’ın evine doğru koşmaya başladı. Cübbesini toplamış, öylece koşuyordu. Onu gören sahâbe de koşuyordu. Ama onlar bir türlü Efendimiz’in (sas) hızına yetişemiyorlardı. İçlerinden biri; “Ya Resûlulllah! Vallahi çok yorulduk, söyler misiniz ne oldu?” Efendimiz (sas) ise bir taraftan koşuyor, bir taraftan ise şöyle diyordu: “Cebrail bana Sa’d’ın vefatını haber verdi ve şu an semanın ehli bölük bölük yeryüzüne iniyorlar. Eğer onlar bizden önce Sa’d’a yetişirlerse aynen Hanzala’yı yıkadıkları gibi onu da yıkarlar da bizi o sevaptan mahrum bırakırlar. Koşun ve bu hayrı semanın ehlinden önce ele geçirin!”
Alıntı
Bazı siyer yazarları bu ifadeyi Sa’d b. Muâz için kullanırlar. Derler ki: “Muhacirler içerisinde Ebû Bekir’in değeri ne ise ensâr içerisinde Sa’d b. Muâz’ın değeri odur.” Bundan dolayı o, Sıddıkü’l-Ensâr/Ensâr’ın Sıddıkı’dır.
Alıntı
“Sa’d b. Muâz’ın vefatı ile Rahman’ın arşı titredi.” ( Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 12)
Alıntı
Tasavvuftaki ikinci harf'sad' harfiydi. Saflık, temizlik anlamlarını içeriyordu. Abdülkâdir Geylânî'ye göre saflık ve temizlik de iki çeşitti. Birincisi, kalbin saflığı ve temizliğiydi. İkincisi ise sır temizliğiydi. Kalp temizliği, kişinin kalbini beşerî kirlerden ve tasalardan temizlemesiyle gerçekleşirdi. Allah ile bağlantı kuramadığımız her şey kalp için sorundu. Kalpte sorun yapan haller pek çoktu. Abdülkâdir Geylâni, bu halleri çok konuşma, çok uyuma, fazla kazanma hırsı, haset, kin, nefret, dünyevi şeyleri çok düşünmek olarak tespit etti. Bunlar kalbin manevi inkişafına engel olan sorunlar, daha doğrusu hastalıklardı. Kalb-i tasaffi için bu kötü buylardan uzaklaşmak gerekirdi. Kalp bunlardan temizlenince kalbin saflığı hasıl olurdu. Kalbin bunlardan temizlenmesi ise cebri zikir ileydi.
Reklam
Reklam