İnsanın gündüz taşıdığı her şey, gece bir bir düşer elinden; unvanlar, meşguliyetler, kalabalıklar… Geriye sade bir kalp kalır. Ve o kalp, en dürüst haliyle konuşur. Dünya insanı oyalamakta cömerttir fakat hakikat, gecenin sessizliğinde daha açıktır. İnsan, sonunda neyi sevdiğini değil, neye yöneldiğini görür.
ilkim
MİRAN İnsan unutmanın bir lütuf olduğuna inanıyor. Ben de inanmıştım. Yıllar boyunca her sabah uyandığımda biraz daha eksileceğini sandım o gecenin. Bir anının da taş gibi aşınacağını düşündüm. Fakat zaman tuhaf bir bahçıvanmış. Ben unutmaya çalıştıkça o hatırayı suladı. Şimdi dönüp baktığımda yüzünü bile seçemediğim insanlar var hayatımda… Ama o gece, bütün ayrıntılarıyla hala burada. Gözlerimi kapattığımda karşımda duruyor. Sanki yaşanmadı da yaşanmayı bekliyor. Bazen düşünüyorum da insanın en ağır yükü işlediği günahlar değildir. Çünkü günahın bir sahibi vardır. Onu işleyen bellidir. Onunla hesaplaşılır. Belki affedilir, belki affedilmez. Fakat ya emin değilsen? Ya yıllardır taşıdığın suç aslında sana ait değilse? İşte o zaman ne yaparsın? (Bir anda cevap verilir.) KUZEY Yine aynı yalana sığınıyorsun. MİRAN Yalan mı? (Miran’ın yüzü düşer.) KUZEY Evet. Gerçeği bilseydin… böyle konuşmazdın. Sen yalnızca acı çekiyorsun ve acı çekmenin seni masum göstereceğini sanıyorsun. (Acıyla bir fısıltı duyulur.) MİRAN Ben masum olmak istemiyorum. KUZEY O halde neden hala kendini savunuyorsun? MİRAN Zincirlerimin anahtarını elimde tutuyordum. Fakat kendimi serbest bırakacak kadar sevemiyordum. Beni yaralayan insanların isimlerini unuttum ama onların ağzından bana söylediğim sözleri hala ezbere biliyorum. (Miran’ın lafı bittiği anda başka biri konuya dahil olur.) SAYE
Tiyatro
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düzenli namaz, gizli dualar, sade hayaller, hayırlı yoldaş.
İnsan ve Duygular
“Papatya gibi ol; sade, zarif ve bulunduğu yere huzur veren…”🌼
1000Kitap
Dün ruhum öyle sıkıldı ki mescit soranlardan özel dua istedim. Hep millet benden istiyor. Dua istediklerime "illa meczup, ihtiyaç sahibi olmaya gerek yok" dedim. Bazen şakaya vurdum ama cidden artık İstanbul'u kaldıramıyor kafam. Nenem yaşlarında Bulgaristan göçmeni bir teyze var. Kan şekeri, tansiyonu yükselmesin diye doktor kendisine sürekli gezmesini tavsiye etmiş. Bende göçmenleri çocukluktan bilirim. Teyze bana samimiyetten "sen hâlâ evlenmedin mi?" diye sordu. Benim doğrucu melekliğimden kim gelecek bana? Evlenecek kimse olmadığını söyledim. Yine samimiyetten "senin kısmetin sana gelecek inşallah" dedi. Öyle ruhum daralmıştı ki kendi kendime "yaş oldu 32. 40lı yaşlara doğru gelecek herhalde. Otuzu bitireceğim" dedim. Ula bu yaşta bir kızın sade yüzü hoşuma gidiyor ve kendisi Beylikdüzü'nde oturuyormuş hiç kıza denk gelemiyorum. Dün belki görürüm diye niyetlendim kız arkadaşlarıyla adada doğum günü kutlamış... Şansa kızın doğum günü tarihini öğrendim.
Gecikenin Neden güzelleşiyor olabileceği (Sevgi+ Aşk)
Her gün yeniden aşık olacağım birini seçiyorum Öyle bir uyumumuz var ki ben oyum o da ben Karışmışız ama kendi benliğimizi korumuşuz da Birbirimizi bulmuşuz, kolaylaştırıp dengelemişiz Birbirimizi beklemişiz ve sonsuza dek birbirimize ait olmuşuz Birbirimizi büyütüp destekliyoruz Bakışlarımızla konuşup anlaşıyoruz Beni benden daha iyi tanıyor Onu ondan daha iyi tanıyorum Bana dair en ufak bir şeyi bile kaçırmıyor Ona ait en ufak bir şeyi bile kaçırmıyorum Sevginin de yenilenen, her an derinleşip güzelleşen halini seçmişiz. Onun yerini korudum Benim yerimi korudu O yokken saygı duydum Ben yokken saygı duydu Benim için kendini geliştirip güzelleştirdi Onun için kendimi geliştirip güzelleştirdim İkimiz de hakikati biliyoruz ve bunu her şeyde tercih ediyoruz Su gibi berrak ve şeffafız. Gelişi güzel değil, derin ve ince ince seviyoruz Yan yanayken de özlüyoruz Yan yanayken de doyamıyoruz Her an her yerde Birbirimizin önceliği haline gelmişiz