9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 23:08
Herkese Merhaba Mayıs ayının ilk kitabı sevimli mi sevimli bir çocuk kitabıyla geldim size @hilalozdagl kaleminden Yağmurda bir Damla kitabı… Damla yağmurdan korkan bir çocuktur, ve yağmur yağdığı zaman çıkan gökgürültüsü ve şimşek Damla’yı çok ürkütüyordu. Ailesi Damla’ya yağmurun gerekli olduğunu anlatsalar da Damla bir türlü ikna olmuyor ve sadece havaların güneşli olmasını istiyordu. Damla uykuya daldığı bir anda kendisini gökyüzünde bulutların üzerinde bulur. Ağlayan bir ses olduğunu fark eder ve o da ne? Ağlayan gök gürültüsüdür… Şimşeği kaybettiğini ve yalnız olduğu için ağladığını söyleyen gök gürültüsüne Damla birlikte aramayı teklif eder ve şimşek arkadaşını bulurlar. Damla gök gürültüsü ve şimşek ile macerasında artık yağmurdan korkmadığını ve bundan sonra yağmurlu havaları da seveceğini anlar… Ayrıca Damla’yı Yağmurdan sonra gökyüzünde bir sürpriz beklemektedir. Acaba bu sürpriz nedir? Haydi gelin Damla ile bu maceraya birlikte koşalım Ne dersiniz?
Yağmurda Bir DamlaHilal Özdağlı · Mahlas Yayınları · 20244 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2022 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2022 18:49
Irvin D. Yalom - Bugünü Yaşama Arzusu/Schopenhauer Tedavisi Selaaaam! Beeen geldiiimYine bir Yalom kitabı ve yine bir kitaba aşık olan ben Roman tarzında bir kitap. Okuması çok basit, kafa karıştırmıyor, sizi yormuyor. Tüm bunları yaparken size yoğun bir bilgi aktarımı sağlıyor ve psikolojik açıdan, felsefik açıdan birçok bilgi sahibi oluyorsunuz. İçerikten biraz bahsedecek olursam bu sefer bir yıllık bir grup terapisine şahit oluyoruz. Psikiyatr Julius, bir hastane kontrolünde kanser olduğunu öğreniyor ve hayatını gözden geçiriyor. Geçmişe gidip yardımının hiç dokunamadığı hastası Philip ile irtibat kuruyor. Ve Philip, Julius'un sorularına karşı, onu iyileştirenin Arthur Schopenhauer olduğunu iddia eder. Onun öğretileri sayesinde bağımlılığından kurtulduğunu söyler. Bir iki görüşme sonrasında Philip, Julius'tan bir şey istiyor ve bir şekilde Julius onu altı aylık terapi grubu için ikna ediyor. Zaten bundan sonrası olaylar olaylar. Altı ay için söz veren Philip, bir sene kalıyor... Ben Philip'i maalesef kitap boyu sevmedim. Ama söyledikleri, Schopenhauer'den yaptığı alıntılar çok iyiydi. Bu kitabı seçme nedenlerimden biri Schopenhauer'i yakından tanımak istemiş olmam. Bölümler arasında bol bol hayatına değinmişti yazarımız ve bol bol bilgi sahibi oldum. Grup terapisinin nasıl işlediği ya da orada yaratılan ortam zihnimde çok netti. Ben okurken aşırı keyif aldım. Aşırı bilgi sahibi oldum ve birçok şeyi aldım cebime attım diye düşünüyorum. Sadece kitabın sonu bir şekilde sönük kalmıştı. Sonu daha farklı daha anlaşılır bitebilirmiş. Bunun dışındaaa dediğim gibi şahane bir kitap. Yalom'un tüm kitapları şiddetle tavsiyemdir. ️ #alıntılar . . "Benim gibi insanlar tarafından geride bırakılan fikirler, anıtlar hayattaki en büyük zevkimdir. Kitaplar olmasa uzun zaman önce
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20174,858 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Amacı Olmayan İnsan Boş İnsandır! ..
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 77. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2021 16:02
İnsanlar, yaşadıkları çevrede devamlı olarak bir şeylere ihtiyaç duyar ve bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için de çalışmaya yani emek vermeye mecbur kalır. Çünkü hepimizin bildiği üzere bu hayatta emek vermeden yemek olmuyor. İşte bu sebeptendir ki insanlar günümüz dünyasında birer köle olarak nitelendirebileceğimiz şekilde çalışıyor ve monoton, sıkıcı bir hayat sürüyor. Biz insanları, bu şekilde bir monoton yaşama ve köle gibi devamlı başkalarına hizmet etmeye ne zorluyor derseniz buna cevabımız olarak da elbette ki eğitim sistemimizi örnek olarak gösterebiliriz. Türkiye'de yaşayan öğrenciler bilir, bizdeki eğitim sistemi ne yazık ki yeteneklerimiz ve ilgi alanlarımız dahilinde ilerlememize olanak tanımıyor. Önümüzde, her şeyi ezbere ve ileride işimize yarayıp yaramayacağı bile bir soru işareti olan sıkıcı ve zorlu teorik bilgilerle, tanımlarla kafamızı allak bullak eden bir eğitim sistemi (!) var. Bu eğitim sisteminin meyveleri de haliyle yavaş yavaş hayat enerjilerini kaybeden ve her şeyi paraya endekslemeye başlayan insanlar oluyor. Evet eğitim sistemimiz ne yazık ki iyi değil hatta birçok insana göre iyi kelimesinin yanından bile geçmiyor ama bizim yapmamız gereken bir şeyin hep kötü tarafını görüp hayat enerjimizi ve amacımızı kaybederek o kötüye göre hareket etmek olmamalı. Yapmamız gereken; bir şey her ne kadar kötü olursa olsun o kötü şeyden kendimize iyi bir yan bulup ona göre kendimize bir hayat amacı belirlemek, ona göre hayatımızı şekillendirmek ve o amacımız uğrunda bolca çaba harcamak olmalı. Yani sözün kısası bu hayatta insanın bir amacı olmalı, bir insan hayatını amacı olmadan sürdüremez, bu yıllardan beri böyle süre geldi ve böyle de olmaya devam edecek. Çünkü unutmayalım ki çevremizdeki intihar vakalarının hemen hemen hepsi yaşam amacını kaybetmiş
1000Kitap
Avcunuzdaki KelebekAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 202212,9bin okunma
Puan vermedi·433 syf.··
Beğendi
·
2021 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2021 19:24
Daha uzun bir inceleme yazıyordum ama tabii 1000 kitabın kullanıcı dostu arabirimi nedeniyle internetin tozlu rafları arasında yerini alamadan yok oldu yazdıklarım, o yüzden hızlı geçeceğim biraz. Öncelikle bu kitap İş Bankası Kültür Yayınlarının ürettiği bir çalışma. Normalde bu dört oyun ayrı basılmış. Ama sorun mu, kesinlikle hayır, hem Bernard Shaw -sonsuza kadar okunabilecek birisi olarak- sıkmıyor hiç, hemde oyun kitaplarına göre makul fiyatı genelde. Gerçi çoğunluk pdf'den okuyacak ama öyle işte. George Bernard Shaw tabii öncelikle. Döneminin süperstarı sanki, Cem Yılmaz gibi belki ama çok daha entelektüeli. İrlandalı, Anglo Saksonların gururu. Ama bolca yeriyor da onları. Hem Nobel he Oskar kazanan tek isim. Yazdıklarından çok anekdotları ön planda (Yazdıkları daha önde bana göre) Hem zeki, hem eğlenceli, hem hazırcevap hem de çok sakallı. İki dünya savaşı görmüş, çok yaşamış her bakımdan, başka ne demeli, gerek yok sanki, kendisine hayranlığımı anladınız zaten yeterince. Oyunlara koşalım hemen. Önce Sezar ve Klepatra. Shakespeare'in tarihi yeniden yazdığı Julius Ceasar ve Antonius ile Kleopatra'dan farklı bir oyun bu. Gerçi Shaw'da Shakespeare izleri görmek mümükün genel olarak büyük yazar havası var, ama kartakterler çok farklı burada.Kleopatra 16 yaşında bir ergen --çok zeki hala- Sezar ise dünya aşığı bir gezgin sanki, humanist, öğreten adam. Bazı insanlara Kleoptra alıştığından farklı gelebilir tabii ve nefret de edebilir ama ben sevdim (hatta çok sevdim ) bu oyunu. Oyun sadece Sezar'ın Pompei peşinde Mısır'a gelişini ve gidişini anlatıyor ve oldukça eğlenceli. İkinci oyun, Bernard Shaw deyince çoğu insanın bildiği, hatırladığı, ismini Yunan mitolojisinden alan Pygmalion (Bir İnsan Yaratmak'tı galiba çevirisi). Bir çok defa beyaz perdeye (ve gümüş
Dört OyunBernard Shaw · İş Bankası Kültür Yayınları · 2019713 okunma
10/10
·136 syf.··
2021 2. kitabı
Kitabı ilk başta almamın sebebi, Tolga Çevik’in hocası Roben Williams’ın oynadığı bir kitaptan filme çevirilen eser ve aktörün intihar etmesi. İntihar eden insanların ruhu her zaman dünyayı diğer insanlardan daha empati duyulur şekilde görmesi ve ince görmesi nedeniyle böyle bir adam böyle kitaptan filme oynuyorsa kitabı da almalıyım dedim. Sahaftan ikinci el kitabımı aldım. Kitapta da tabi kusurlar vardı, bazı sayfalar ters dönmüştü, kararmıştı sayfalar biraz daha insan da kusur olduğu gibi kitaplarda da neden olmasın ki :) Bir yazar derdi ki: Bir kitap okuduktan sonra önceki fikirlerinizi değiştirmiyorsa o kitap bir işe yaramıyordur diye. Bu kitap hayatımızı değiştiricek ender kitaplardan hangimizin çevresi, ailesi bizi boyama kitabı gibi görmüyor da anı yaşamamızı söylüyor? Bu kitap Carpe Diem latince sözüyle başöğretmenimiz “anı yaşa” diyor ve kitapda da anı yaşayanların hepsi mutlu olup, sınırları aşıyor. Bizde neden bu kadar mantığı öne alıp, duyguları geriye atıyor ki? Bizde duyguları öne alıp aklı yardımcı olarak alıp, ön plandan daha çok yardımcı olmasını sağlamalıyız ki yaşamda; samimi, öğretici olalım. Keating bize bunu aktarıyor.Klasik tabirlerle dersi anlatacak dedin de saniyesinde sıkılıyorum artık ben ama hoca işe yaratıcılık, espri, akılda kalıcak mısralar bırakınca ders nasıl daha kolay geçiyor. Kitap okurken sürekli sayfalara bakan biriydim bu kitabı tek okuyuşta bitirdim, soluksuz bir şekilde arada bir nefes aldım sadece . Neil gibi hepimiz umudumuzun peşinden koşalım ve istediğimiz her şeyi yapabilip, yaptırabilelim bizden küçüklerimize. Filmini de kesinlikle izleyin tabi bu kadar yazıdan sonra bu öneriyi de görürseniz :)
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2020 17:31
Bir düşün ! İçine sor ve bir düşün ! Hiç sevemediğim, kabul etmesi zaman alacak gerçeklerim. Kendimle savaşım.. Düşmelerim..Yenilgilerim.. Acım..Hüznüm.. Kırılmışlıklarım..Kabul edemeyişlerim.. O zaman ne yapıyoruz şimdi ? İçimize attığımız her şeyi, yuttuğumuz o sözü, zamanında gösteremediğimiz tepkiyi, kırılmasın diye sakladığımız öfkeyi gün yüzüne çıkarıyoruz. Çıkaralım ki geçsin, bitsin, tükensin. Geri saydım.. Dünyayı sessize aldım. Benim dışımda ki her şeyi.. Görmek için, duymak için, anlamak için. Kendimi bulmak için en çok.. Yüzleşeceğim... Sırayla.. İçimin acısından bahsetmek istiyorum. İçim diyorum belki de kalbim.. Bunu yaparken ilk önce beni acıtan şeylerin köküne indim. Kabul ettim. Neden ben demeden. Hayatın anlattığı bir şey var evet yaşadım bunu diyerek. Kaçmadan, çok zorlandığım zaman ara vererek ama. Zaman dilimi önemli değil bir süredir beni çok mutlu eden şey ile beni çok üzen bir şey arasında sıkışmış haldeyim. Beni bu denli mutlu edip bu şekilde yerden yere vuran şeyin aynı duygu, aynı insan olması garip mi değil mi bilmiyorum. Yüklediğim anlam ile ilgili sanırım. Müdahale edemiyorum. Etmek istemiyorum çünkü yoruldum. Belki ayakta durmaya çalışmaktan belki güçlü olmaya, dik durmaya çalışmaktan. Sahi ben güçlü olmak zorunda mıyım ? Yıkılamaz mıyım dağılamaz mıyım ? Ya buna çok ihtiyacım varsa ? Aman zarar görmesin, aman yanlış anlamasın, aman üzülmesin diye çaba harcamaktan yoruldum. Yolumdan yürüyemedikçe yoruldum. İçimden geldiği gibi davranamadıkça, gitmek isteyip gidemedikçe yoruldum. Bu durumda o ne der, bana yakışır mı ben böyle hissedemem dedikçe yoruldum. Sevdiğimi görsün beni anlasın dedikçe yoruldum. Planlı şeylerden, zorunluluklarımdan yoruldum. Uğraşmaktan, boşa kürek çekmekten, anlaşılmamaktan yoruldum. Dinlenmek istiyorum biraz
Geçecek mi?Gökhan Çınar · Destek Yayınları · 2018729 okunma