Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Evet, “mâliki yevmid dîn” diyorduk. “Mâliki yevmid dîn” deyince; “sen din gününün sahibisin, malikisin, melikisin ya rabbi! Ben hayatımı senin emrettiğin gibi yaşıyor, hesabını veremeyeceğim hiçbir işte bulunmamaya, hiçbir emrine karşı gelmemeye çalışıyorum. Sen neyi emretmişsen, neye ‘güzel, doğru’ demişsen ona ‘güzel’ deyip, ‘doğru’ deyip, onu yapmaya, neye de ‘bu çirkindir, yanlıştır’ demişsen ona da ‘çirkin’ deyip, ‘yanlış’ deyip, onu yapmamaya, ondan uzak durmaya çalışıyorum” demiş oluruz. Sonra ne diyoruz? İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn:(Fatiha /4) “Yalnız sana âbd oluyoruz ve yalnız seni istiyoruz.” Âbd olmak kelime manası ile; sevdiğine gönlünü kaptırıp onun peşinden sürüklenmektir. Allah’a âbd olmak demek ise; gönlünü Allah’a kaptırıp Allah’ın peşinden sürüklenmek; yani Allah’ı severek Allah’ın rızasının peşinden koşmak, Allah’ı istemek demektir. Yaratılışın gayesi de zaten Allah’a âbd olmaktır. Bu yüzden Allah ayet-i kerimede; Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn:(Zâriyât /56) “Ben cinleri ve insanları sadece ve sadece bana âbd olsunlar diye yarattım” buyurmuştur. Allah’a âbd olmak; Allah’ı her şeyden çok, hatta canından da çok sevmektir. Sonra Allah’ın sevgisini kazanmaya, ona layıkıyla kul olmaya, âbd olmaya çalışmaktır. Allah’a âbd olmak sevmekse, onu kazanmak için peşinden koşmaksa bu durumda Allah bizi kendisini sevelim, onun sevgisinin peşinden koşalım diye yaratmıştır; yani bir tarafta âşık, bir tarafta da maşuk vardır.
Sayfa 166·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan yaşlanır; içinde o derin zayıflık hissini, kayıtsızlığı, rahatsızlığı hisseder, bütün bunlar ilerleyen yaşla gelir; böyle hissedince de sadece hasta olduğunu düşünür, bu can sıkıcı durumun belli bir nedeni olduğunu düşünerek korkularını bastırır ve hastalıktan kurtulduğu gibi bu durumdan da kurtulmayı ümit eder. Boş düşünceler! Yaşlılığın bir hastalık olduğu, korkunç bir hastalık olduğu düşünceleri. Yaşları ilerledikçe insanları dine yönelten şeyin ölüm ve ölümden sonraki şeylerin korkusu olduğunu söylerler. Fakat kendi deneyimim beni şu inanca yöneltti: Böyle korku ve düşüncelerden apayrı olarak, dini duygular biz yaşlandıkça gelişme eğilimi gösterirler, çünkü ihtiraslarımız ateşini yitirdikçe, hayal güçlerimiz ve duygularımız köreldikçe aklımız daha rahat işler hale gelir, bir zamanlar aklımızı çelen imgeler, arzular ve heveslerden arındıkça Tanrı, gizlendiği bulutların arkasından görünür, ruhumuz bütün aydınlıkların kaynağı olan bu varlığı hisseder, görür ve ona yönelir, bu yöneliş doğal ve kaçınılmazdır; duygular dünyasına canlılığını ve cazibesini veren her şeyi artık yitirmekte olduğumuz için, o muazzam varoluş artık içsel ya da dışsal etkilerle desteklenmediği için, kalıcı bir şeye, bizi asla yanıltmayacak bir şeye tutunma ihtiyacı hissederiz; bir gerçekliğe, mutlak ve ebedi bir gerçeğe tutunmak isteriz. Evet, kaçınılmaz bir biçimde Tanrı'ya yöneliriz; bu dini duygu, doğası gereği öyle saftır ve bunu yaşayan ruha öyle bir mutluluk verir ki, diğer bütün yitirdiklerimizi telafi eder.'" Mustafa Mond kitabı kapattı ve sandalyesinde arkaya yaslandı. "Bu düşünürlerin yeryüzü ve gökyüzünde hayalini kurmadıkları birçok şeyden biri işte bu:" –elini salladı– "bizler, modern dünya. Yalnızca gençken ve refah içindeyken Tanrı'dan bağımsız olunabilir; bağımsızlık
Sayfa 231·Kitabı okudu
"Varlığımız var sadece, dedi. Sen varsın, ben varım.. insanlar var.. hayvanlar.. dünya münya işte.. yıldızlar, galaksiler filan.. hayat diye bir şey var, bizim farkımızda olmayan. Acı var ama.. tek hissettiğimiz şey.. acı olmasa anlamı bulmak için kendimizi bu kadar hırpalamazdık.. başka türlü niye cennet hayalinin peşinden koşalım? Cennet dediğimiz şey acının olmadığı tek yer."
Sayfa 290·Kitabı okudu
"Varlığımız var sadece," dedi. "Sen varsın, ben varım.. insanlar var.. hayvanlar.. dünya münya işte.. yıldızlar, galaksiler filan.. hayat diye bir şey var, bizim farkımızda olmayan. Acı var ama .. tek hissettiğimiz şey .. acı olmasa anlamı bulmak için kendimizi bu kadar hırpalamazdık …. başka türlü niye cennet hayalinin peşinden koşalım? Cennet dediğimiz şey acının olmadığı tek yer."
Sayfa 290·Kitabı okudu
Edebiyat
Varlığımız var sadece. Sen varsın, ben varım, insanlar var, hayvankar, dünya münua işte, yıldızlar, galaksiler filan..hayat diye bir şey var, bizim farkımızda olmayan. Acı var ama.. tek hissettiğimiz şey..acı olmasa anlamı bulmak için kendimizi bu kadar hırpalamazdık.. başka türlü niye cennet hayalinin peşinden koşalım? Cennet dediğimiz şey acının olmadığı tek yer.