7/10
·144 syf.··
2026 27. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:18
Toprak, Vicdan ve İnsan: Tolstoy’un Efendileri Üzerine Bir Okuma Lev Tolstoy’un Efendi ile Uşağı kitabı, aynı ciltte yer alan Bir Toprak Sahibinin Sabahı ile birlikte okunduğunda, yalnızca iki ayrı hikâye değil; yazarın insan doğasına, sınıflara ve ahlaka dair düşüncelerinin farklı yüzlerini gösteren bütünlüklü bir eser hâline gelir. Bu iki metin arasında yıllar ve üslup farklılıkları bulunsa da, ikisinin de merkezinde aynı soru vardır: İnsan, sahip olduklarıyla mı tanımlanır, yoksa başkalarıyla kurduğu ilişkiyle mi? Bir Toprak Sahibinin Sabahı, genç bir idealistin dünyayı düzeltme çabasını anlatır. Tolstoy burada aristokrat sınıfın içinden konuşur; ancak onu yüceltmek yerine sorgular. Kahramanın köylülerin hayatını iyileştirme isteği samimidir, fakat gerçek hayatın karmaşıklığı karşısında bu iyi niyet sürekli duvara çarpar. Tolstoy, toplumsal sorunların yalnızca bireysel iradeyle çözülemeyeceğini gösterirken, insanın kendi doğrularına ne kadar kolay teslim olabildiğini de ortaya koyar. Metnin asıl gücü, idealizm ile gerçeklik arasındaki bu sessiz çatışmada yatar. Efendi ile Uşağı ise aynı meseleleri çok daha sert ve sarsıcı bir düzlemde ele alır. Burada artık toplumu düzeltme hayalleri yoktur; insan, doğanın ve ölümün karşısında yapayalnızdır. Kar fırtınası yalnızca fiziksel bir tehlike değil, karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkaran bir sınavdır. Tolstoy’un yalın dili, beyazlığın içinde giderek büyüyen bir psikolojik gerilim yaratır. Hikâye ilerledikçe okur, efendi ile uşak arasındaki toplumsal mesafeden çok, insanın kendi vicdanıyla arasındaki mesafeyi düşünmeye başlar. İki metin yan yana okunduğunda dikkat çeken şey, Tolstoy’un toprak sahiplerine yönelik eleştirisinin giderek derinleşmesidir. İlk metindeki genç toprak sahibi, dünyayı değiştirmeye çalışan iyi
Duygu ve Düşünce
Efendi ile UşağıLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201610,7bin okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20222 okunma
Reklam
Kumarbaz
6/10
·177 syf.··
2026 26. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:55
Kitabı okuduktan sonra araştırdım. Evet toplumsal mesajlar net ama bilindik. Hırs arzular.Aç gözlülük, Çıkar ve makam tutkusu... Araştırmam sonunda 25 günde yazılan bir kitap olduğunu anladım. SUÇ VE Ceza yı okuduktan sonra bu kitabı okumak insanın tokluk sofrasında aç kalması gibi. Bu sadelik te bir yazı DOSTAYEVSKİ olamaz dedirtiyor. Bana basit geldi. Ama kalemin ustalığı sayesinde okunur sayılır.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
En büyük değişim sadece biraz yavaşlamakla başlar.
10/10
·216 syf.··
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:43
Lütfen kendini dinle. Lütfen kendine zaman ayır. Lütfen içindeki sese kulak ver. …. …. Lütfen acele etme. Lütfen sakin kal. Çünkü yaşamak sakinlik ister. Hayatımızdaki 3S’yi ön plana almamız gerektiğini her şeyin yerinde ve vaktinde güzel olduğunu sade bir dille anlatıyor. Sakinlik Sessizlik Sadelik Yaşamak Sakinlik İster
Alıntı
Yaşamak Sakinlik İsterÖzgür Bacaksız · Destek Yayınları · 20213,499 okunma
Puan vermedi·454 syf.··
2026 36. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:00
Roman, son derece zeki, disiplinli ve sıra dışı bir geçmişe sahip olan Nicholai Hel adlı bir adamın hikâyesini anlatır. Hel; farklı kültürleri, dilleri, savaş sanatlarını ve Go oyununu öğrenerek kendine özgü bir yaşam felsefesi geliştirmiştir. Japon estetiğindeki “şibumi” kavramı onun sakinlik, sadelik ve mükemmellik anlayışının temelidir. Hel, geçmişinden uzaklaşıp daha sade bir hayat sürmeye çalışırken, eski bağlantıları ve uluslararası güç mücadeleleri onu yeniden olayların içine çeker. Dünyanın perde arkasındaki güçlü örgütler, istihbarat oyunları ve kişisel hesaplaşmalar hikâyenin merkezine yerleşir.
1000Kitap
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 20249,5bin okunma
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 22:58
Bir okuyucu olarak bu kitapta beni çeken şey, büyük cümlelerin arkasındaki sadelik oldu. Hacı Bektaş Veli’nin öğretisi insana yüksekten bakmıyor; aksine insanı kendi içinden yakalıyor. Okurken şunu hissettim: Tasavvufun özü hep,uzaklarda aranacak bir sır değil; insanın kendi içindeki dağınıklığı toparlayabilmesi, merhameti zayıflık sanmaması, adaleti öfkeyle karıştırmaması ve en önemlisi kendi içindeki zalimi fark edebilmesidir. Mevlânâ’da aşkın, İbn-i Sînâ’da aklın, Hacı Bektaş Veli’de ise insan olma ahlakının başka bir hâlini görüyorum. Her âlim, insanın başka bir kapısını aralıyor. Kimi kalbe sesleniyor, kimi akla, kimi vicdana… Bu yüzden böyle metinleri okumak benim için sadece bilgi edinmek değil; farklı zamanlarda yaşamış büyük zihinlerin dünyaya baktığı yerden bir anlığına bakabilmek gibi. Her âlimin görüşüne sahip olmaya çalışmak, onların hakikat arayışındaki inceliği anlamaya yaklaşmak bence bir çeşit sihir. Çünkü insan okudukça yalnızca yazılanı değil, kendi içindeki karşılığını da görmeye başlıyor. Hacı Bektaş Veli’nin bu kitabı da bende tam olarak böyle bir yerde durdu: Sade görünen ama insanın iç disiplinine ve vicdan terazisine dokunan derin bir hatırlatma olarak.
Alıntı
Hacı Bektaş Veli - Kuvvetini Mazluma Değil Zalime KullanMesud Topal · Destek Yayınları · 202590 okunma
Reklam
Reklam