Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Balinalar Ne Zaman Kıyıya Vurur
Puan vermedi
Edebiyat podcastlerini karıştırdığım bir gün , sadece bir bölümünü dinlediğim bibliyoterapi 'de @asliperker o kadar samimi bir dille anlatmıştı ki bu kitabı, hemen peşine düştüm...Baskısı yok, @nadirkitapcom 'da bulup aldım.Biraz kaldı elimde ,öyle bir çırpıda bitmedi. Çünkü adının, kapağının aksine yüreğe öküz oturtan cinsten bir hikaye . Yazarın onur ödüllü bir öğretmen olması, hikayenin gerçekçiliğini artırdı benim gözümde.Hem gençlerin dünyasını hem Bay Pucci kimliğinde öğretmenleri tanıdığı belli oluyordu. . Çocukluğundan yaklaşık 40 yaşına kadarki yaşamını okuduğumuz Dolores , son zamanlarda aşkla izlediğim dizi This Is Us 'taki Kate ile özdeşleşti benim dünyamda.Sevgi , merhamet,öfke karışımı duygular besliyorum ikisine de.Ama ikisinin de değişimini başlatan şeyin SEVGİ olması yüreğimi ferahlatıyor.Hem almaya hem vermeye açıyor beni 🩷 . Anne ve babasının ayrılığı ile çocukluk dünyası yıkılan Dolores; dindar ,sert ve baskıcı anneannesi ile yaşamaya başlar . Önce akran zorbalığına sonra tecavüze uğrayan Dolores, kendini kapattığı dünyasında şişman ve yalnız bir balina gibi yaşamaya başlar . Zaman zaman çıkmaya çalışsa da bu kasvetli dünyadan, bedeni ve ruh hali ile hedef olarak görülecek, maddi ve manevi yönlerden sömürülecek, şiddeti ve tacize uğrayacaktır. Ta ki kendi gücünü ve gerçek sevgiyi keşfedene kadar. . Sonuç olarak sevdim bu kitabı...Kafamda ebeveynlik üzerine, öğretmenlik üzerine, aşk , dostluk üzerine düşünceler ,anılar dönüp duruyor. Tetikleyici bir yönü olsa da okuru o havadan çıkaran bir dili var. Kasvetli değil...Ama insana etrafını sevdikleriyle çevirme motivasyonu aşılıyor 🩷 . "İnsanların sana verdiği şeyleri al. Getirdikleri kahveyi iç. Sevgilerini kabul et." . #okyanusunuarayanbalina #wallylamb #kitaptavsiyesi
Edebiyat
Okyanusunu Arayan BalinaWally Lamb · Epsilon Yayınları · 200338 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Odysseus ve Penelope
Puan vermedi
Odysseus Okumaya doyamadığım karakter. Kurnaz, çıkarcı, sinsi ama cesur ve zeki... Aynı zamanda iyi bir hikaye anlatıcısı. "... Odysseus yalnızca başına gelenleri anlatmaz, anlatmak için başına işler açar." "... İşin güzeli kendisi de her sefer anlattığı hikayeye kalben inanır." . Daha önce Odysseus 'un Troya Savaşı'ndaki rolünü, elbette Truva Atı 'nı , dönüş yolculuğunu, onu bekleyen Penelope 'yi defalarca okudum. Ama farklı yorumları ve ayrıntıları seviyorum. . Bu defa İtalyan yazar Luigi Malerba'dan İthaka'ya dönen Odysseus 'u görüyoruz.(İthaka , ne güzel bir kelime, biraz hüzünlü, zor ama umutlu bir çağrışımı var benim için .) . Troya savaşı 10 yıl sürmüş, ha geldi ha gelecek diye beklenen Odysseus'un dönüş yolculuğu boyunca yaşadığı maceralar dilden dile anlatılmıştır.Kimi zaman deniz canavarlarıyla savaşmış, kimi zaman bir cadının esiri olmuş ya da bir prensesi aşık etmistir kendine... . Ama işte şimdi İthaka 'dadır.Bir dilenci kılığında. Kimliğini gizleyerek . 20 yıl uzak kaldığı ülkesinde nasıl karşılanacak acaba ? . Karısı Penelope , Odysseus 'un dönüşünü beklese de onunla evlenip İthaka'nın sahibi olmak isteyen talipler saraya yerleşmiş , hayvanları kesip yiyerek tüm şarapları içerek ve hizmetçileri emirlerine amade ederek günlerini geçirirken içlerinden birini seçmesi için Penelope 'ye baskı yapmaktan geri durmamıştır.Gittikce sabırsızlanan talipleri oyalamakta zorlanan Penelope'nin bir planı vardır ..O da en az Odysseus kadar akıllı ve kurnazdır🩷 . Süreci hem Penelope 'nin hem Odysseus'un aktarımıyla okuyoruz.Cok akici , tertemiz bir dili var.Tabi bu noktada en büyük tebrik @erenyucesancendey 'e ..Eline, emeğine sağlık .
Edebiyat
Daima İthakaLuigi Malerba · İthaki Yayınları · 202436 okunma
Dil Sömürü Aracı Olur Mu?
Puan vermedi
Çok sevdim üzerindeki çok satan ifadesi ve kapak tasarımı başlangıçta biraz şüphe uyandırsa da "Babil" sözcüğünün çekiciliğine kapılmamak imkansız.Sahi Babil niye hep çekiyor beni? Dillere olan bitmek bilmeyen merakımdan mı? İnsanın cüretinden mi? Yoksa Tanrı 'nın uygun gördüğü cezadan mı? Bilmiyorum... . Çin'deki kolera salgını sırasında annesini kaybeden Robin Swift, 11 yaşındayken Profesör Lowell tarafından İngiltere'ye getirilir. Yoğun bir Yunanca, Latince ve Çince eğitiminden geçer. . Oysa dinler farklı bir amaç için kullanılmaktadır. Özellikle Çince, Sanskritçe, Arapça gibi egzotik diller sahip oldukları farklı anlamlarla eşleştirilip gümüş parçaları üzerine yazılır. Bir nevi sihir yaratılır. Böylece trenler daha hızlı, faytonlar daha güvenli, sokaklar daha aydınlık, sular daha temizdir. Ama sihir için gerekli gümüş ve bilgi tüm insanlığın hayrına değil İngiltere'nin sömürü gücünü artırmak için kullanılmaktadır. Hatta savaş çıkarmaktan bile çekinmezler bu uğurda. . Üstelik ülkedeki bir diğer ciddi sorun da ırkçılık ve ayrımcılıktır. Farklı etnik kökenlere sahip insanlar şiddete varan bir baskı ile karşı karşıyadır. Bunun en yoğun yaşandığı yerde üniversitedir. . Elbette bu durumun farkında olan ve karşı örgütlenmeyi yaratanlar da olacaktır. Hermes adlı gizli örgüt İngiltere'nin tüm sömürü planlarının halka duyurulması için karşı eylemler düzenler... Ancak koskoca bir imparatorluğun karşısında gizli bir örgütün gücün ne kadardır acaba? . Benim için kitabın en çekici yanı diller, kelimelerin kökeni ve değişim yolculuğu ile dillerin nasıl bir sömürü aracı olabileceğiydi. . Kurgusu çok güzel , verdiği bilgiler ve yorumlar ufuk açıcı... Akıcı ve keyifli bir roman...Sadece Kule'nin işgali sırasında birazcık sıkıldım. . "Kristof kolomb'un Yeni Dünya'ya ayak bastığı gün
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,944 okunma
Tiflis 'ten Midyat 'a...
Puan vermedi
Sevgili @banushka00 'nın paylaşımında görüp kapağının ve isminin cazibesine kapıldığım Yolda Olmak elimden bırakamadığım, içimde özlem gibi isyan gibi tutku gibi karmakarışık duyguları harekete geçiren bir kitap oldu . Gezi kitabı izlenimi veriyor ilk başta .Ama yapılacaklar , görülecekler listesi beklemeyin.Yazarin derdi görmek değil de yolun kendisi adeta...Turist kosturması söz konusu bile olamaz...Gidemediği bir yer için rahatlıkla "belki daha sonra , bir dahaki sefere " diyebiliyor...Benim uykularım kaçar mesela . Yazarın yolculuğu kadar dinlere (özellikle Zerdüştlüğe), edebiyatçılara (Hafız ,Firdevsi ...) , kimlik kavramına, yolda olmaya dair düşüncelerini okumak hem keyifli hem yürek daraltıcıydı...Tarif edemediğim hüzne benzer bir duygu hala capcanlı içimde Avrupa'nın rahatlığını, özgürlüğünü,güvenliğini çok sevsem de hemen "Oraya" gitme istegini zapt etmek de zor oldu. . Özellikle uzun zamandır gitmeyi çılgınca istediğim İran satır satır, yaza çize , kimi zaman yüksek sesle okuduğum; kitaplıktan Hafız'ı , Hayyam' ı indirip başucuma koyduğum, yazarın rotasını haritalardan takip ettiğim sayfalar oldu... Şimdi de çizdiğim yerleri özenle not alma vakti . Bir de , birçok yerde okuyor gibi değil de bir dost ile sohbet ediyor gibiydim. Pür dikkat dinledim sanki... İçten içe cevap verdim... En son Özcan Yüksek kitaplarını okurken hissetmiştim buna benzer bir şeyleri. . E daha ne diyeyim...Cok sevdim, iki günde bitirdim ..Yolu sevenlere, arafta kalmışlara, kelime bulamıyorum, yüreği bizim gibilere sevgiyle tavsiye ederim Tiflis 'ten Midyat 'a sınırlarla ayrılsa da aynı insanlarin hikayesi okuyacağınız...Adı ya da gücü değişse de aynı . Şansı açık ,okuru bol olsun . "Hum'ata ,Hak'hata ve Hve'sta." İyi düşün, iyi söyle, işini iyi yap! . "Baskıcı yönetimler en çok
Düşünce
Yolda OlmakKadir Işık · İthaki Yayınları · 202324 okunma
Puan vermedi
10'dan fazla kitabı olan Ömer F.Oyal 'le YKY İstiklal Caddesi Mağazasında ayın yazarı olması sebebiyle tesadüfen tanıştım. Resmen göz kırptı bana . Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi ise farklı bir okuma süreci sunuyor okura. Öncelikle ağır ilerleyen bir roman, akıcı değil. Ama garip bir şekilde bırakmak istemiyorsunuz. Olay da yok merak unsuru da... Diyalog hiç yok. Yazarın zihninde gezinerek akan sayfalar ...Dikkat istiyor... Tekrar tekrar okuduğum sayfalar oldu. . Doğum günü gecesinde uyuyamayan bir akademisyenin araştırma konusu olan Evliya Çelebi ile iç içe geçmiş hayatının kısacık bir kesitine tanık oluyoruz. . Romanda en çok Evliya Çelebi'nin kişiliğini ve Seyahatname'yi yazış şeklini sevdim . Sürekli yeni bilgiler eklenen, sürekli temizle çekilen, Çelebi'nin bazen hiç gitmediği yerleri görmüş gibi anlattığı bazen fazlaca abarttığı, biteceğine dair umutların tükendiği, hizmetkarların bile tepki duyduğu Seyahatname...( Okuma fikri hemen çık aklımdan!) . Çelebi oldukça da matrak biri aslında kaygıları, beklentileri, endişeleri ile kanlı canlı bir insan formunda ilk kez çıktı karşıma. Zaten yazar Çelebi hakkında ince ince, satır aralarında o kadar güzel bilgiler veriyor ki tanımış gibi oldum. .. Kitabın ince mizahını da çok beğendim Bir araştırmacının araştırma öznesine bu kadar saplantılı bir şekilde bağlanması da ilginçti. . Sonuç olarak kitabı sevdim, yazarı tanıdığım için de mutlu oldum . "Önemli olan Hezarfen Ahmet Çelebi diye birinin Galata Kulesi'nden gerçekten uçup uçmadığı değil, göğe uçulacak cesarete ve hayal gücüne hiçbir zaman yol verilmeyisi." . "Uygun zamanda toprağa ekilmiş yargılar ölmez. " . "Yolculuk cehennemin yarısıysa ,cennetin de yarısıdır." . #doğumgünümeçağırmakistediğimtekkişi #ömerfoyal #
Edebiyat
Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek KişiÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 060 okunma