Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Kahire 'de bir aile
Puan vermedi
Çok sevdim 1988 Nobel ödülü sahibi, Mısırlı yazar Necip Mahfuz'dan okuduğum ikinci kitap. Uzun zamandır baskısı yoktu. Şimdi de 2. ve 3. ciltlerin baskısı yok umarım yakında basılırlar. Bu kadar kıymetli bir eserden niye mahrum kalıyoruz gerçekten anlamıyorum. . 20. yüzyılın hemen başında, I.Dünya Savaşı'nın sonunda, Kahire de, Mısır'ın bağımsızlık mücadelesinin başladığı dönemi Seyit Ahmet Abdulcevat ailesinin ekseninde anlatıyor bu 628 sayfalık güçlü roman. . Seyit Ahmet'in ailesi ilk evliliğinden olan Yasin ve ikinci eşi Emine'den olan çocukları Hatice ,Ayşe, Fehmi ve Kemal'den oluşur. . Her biri ayrı bir kişiliğe sahip olan çocukların anneleriyle ilişkileri ve muhabbetleri en keyifli okuduğum sayfalardı Sıcacık kahve saatlerinde yanlarında olmak istedim, onlarla didişmek... Emine Hanım benim için fazla sakin ve suskun bir karakter olsa da anne şefkatini yoğun olarak hissettirdi. Keşke eşine karşı az da olsa sesini çıkarabilseydi . Baba Seyit Ahmet Abdulcevat bambaşka iki hayat yaşamaktadır. Eşi ve çocuklarına karşı son derece sert, katı kurallarla çevrili bir hayat yaşatan; eşinin ve kızlarının dışarı çıkmasına asla izin vermeyen öyle ki izinsiz Hz. Hüseyin türbesine giden karısını evden kovan; çocuklarına hakaret etmekten çekinmeyen, onlara şiddet uygulayan Seyit Ahmet o dönemin Mısır'ı için bile aşırı bir karakterdir. Dindar, ibadet eden, dini kurallara göre yaşadığını iddia eden Abdulcevat geceleri şarap içip, farklı kadınlarla birlikte olan, müziğe, eğlenceye düşkün, neşeli, hoş sohbet, çevresi tarafından çok sevilen biridir. Ailesinin Bu ikinci kimliği bilmesine imkanı yoktur. Öyle ki onu gülerken gördüklerinde bile şaşkınlık yaşarlar. . Zaman zaman boğazımı sıkıyormuş duygusu verse de romanı çok sevdim. Devamını okumak için sabırsızlanıyorum
Edebiyat
Saray YoluNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024391 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
58'deki O Kız
Puan vermedi
Annie Ernaux dünyasında gezinmeye 3. kitapla devam ediyorum. Yazarın hikayeye girerken yaşadığı zorluğu ben de okurken yaşadım. Kitabın ilk yarısı rahatsız edici, tetikleyiciydi. "Utancın başka her şeyden daha çok insanın içine işleyen, her şeyden daha inatçı muazzam hafızası." Utandığım bazı anlar çıkıverdi gömdüğüm yerlerden.Hani otudugunuz yerde bir ateş basar ya...Hatırlamak, hafıza yazarın yoğunlaştığı izlekler.Hatırladığını utançtan uzak, cesaretle, objektif bir biçimde aktarıyor "Bu metni yazarken hiç arkama bakmadan ilerledim." . Sadece yaşamını değil, kendi tabiriyle oto-sosyo-biyografi anlatı tarzıyla Fransa'nın da sosyokültürel geçmişi gözler önüne seriliyor. Bireysel olanla toplumsal olanın iç içe geçmişliğini her kitabı ile hatırlatıyor zaten. Sahi bize ne kadar çok benziyorlar . Kızın Hikayesi'nde 18 yaşındadır yazar. 1958 yazında, 58'deki O kızdır. Çocuklara yönelik bir kampta eğitmen olarak çalışmak için evden ayrılır. İlk özgürlük. Ama daha odasına adım attığı anda diğerleri gibi olmadığını anlar, hep derdi olan sınıfsal farklar yine kendini belli eder. Kendinden büyük, nişanlı baş eğitmenle yaşadığı ilk cinsel deneyimlerin ardından aşağılanır, alaya alınır, kampın zorbalık nesnesine dönüşür. Ertesi yıl kabul edilmez zaten. Her şeyin okul tarafından karşılandığı Ecole Normal 'e ikincilikle girer. Ama orada geçirdiği 5 ayın ardından Londra'ya au-pair olarak gider. Dönüşte edebiyat ya da felsefe okuyacaktır. . Başta zorlansam da sonrasında çok sevdim. Utanç, cesaret, hatırlamak ve elbette kadının sosyal hayattaki konumu üzerine uzun uzun düşündüm. Hiçbir satırı kaçırmamaya çalıştım. Velhasıl çok sevdim.Annie Ernaux okuma serüvenim üçte üç beğeniyle sürüyor... Kurduğu dünyayı seviyorum...Ben neleri anlatmak isterdim acaba bu denli bir netlikle? . Sırada
Edebiyat & Roman
Kızın HikâyesiAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20231,184 okunma
Babalar ve Kızları
Puan vermedi
Annie Ernaux okumalarına yine otobiyografik bir roman olup Renaudot ödülü kazanan babamın yeri ile devam ediyorum. Belirli bir sıralamam yok o an hangisi göz kırparsa. . Bu kitabı korka korka aldım elime. Henüz üzerinde düşünmeye, empati kurmaya hazır olmadığım bir konu ne de olsa. Ama yazarın üslubu o kadar objektif ki... . Önce anneyi (Bir Kadın) okuduğum için "baba" ya da yabancı değildim. Ama Normandiya kırsalında, müthiş bir yoksulluktan gelip köylülükten işçiliğe, işçilikten esnaflığa geçerek sınıf atlama çabası içindeki ailenin, çocuğu başka bir hayat yaşasın diye gösterdiği çabayı okumak yine de acıttı. Üstelik iki savaşı peş peşe yaşamış bir toplumda. Hangi bireyin yaşamı ülke ve dünya gündeminden bağımsız ilerleyebilir ki. . Babanın ölümüyle başlayan kitap baba- kız ilişkisini anlatsa da yazar kendisini de anlatıyor aslında. Ben de yazarak iyileşmeye çalışıyor duygusu uyandırdı, belki hesaplaşma, belki özür, belki veda... Ya da kitap boyunca hissettirdiği huzursuzluğundan kurtulma çabası. . İncecik kitapta O kadar çok ayrıntı var ki üzerinde konuşulacak : başta sınıfsal farklar, ergenliğe girişle ebeveynden kopan çocuğun ikilemi... Ben en çok "dil"de takılı kaldım .Dil hep geçmişi, sınıfsal kökeni ele veren bir araç. Bir de tabii zevkler, değişen çevre ile birlikte geride bıraktığın sınıfın zevklerine yabancılaşma, küçümseme... Eski zevklere ve bilince sahip aileyi değiştirme isteği ve bunu asla başaramayacağının idraki... . En sevdiğim sayfalar ise çocukluğundaki mutlu anlardı. Çünkü nedense hep olumsuza tutunup mutlu anları hatırlamakta zorlanıyoruz... Ve tabii babanın hem fiziksel hem de manevi değerleriyle aslında iyi ve dürüst bir insan olduğunun dile getirildiği yerler. . Bunları yazmak da kolay değil biliyorum işte tam da bu nedenle çok saygı
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,922 okunma
Göç eksiltir
Puan vermedi·288 syf.··
2024 2. kitabı
Çok sevdim aynı temada birçok roman okusam da her ailenin acısı farklı... Her ailenin şehri de farklı... . İstanbullu -Boğaziçili- Rum bir ailenin hikayesi Pedal Çeviren Kadınlar. Yazarının da öyküsü aynı zamanda. Göç varsa bir yerde kadınlar hemen baş role geçiyor, mutlaka kalplerini bir kor gibi yakan sırlarıyla...Son yıllarda biz de tanık olduk zorunlu göçe, zorla yerinden ettirilenlere...Oysa göç eksiltir . Pateranga ailesi; anne Gliko, bana Kosta ve kızları Sofia, Niki, Margarita Boğaziçi'ndeki köylerinde kapalı denecek bir topluluğun parçası olarak yaşarken Türk - Yunan hükümetleri arasındaki Kıbrıs kaynaklı sorunlar nedeniyle önce Gökçeada'ya sonra Yunanistan'a göç ederler. Oysa kim bilir kaç kuşak Anadolulu, İstanbulludurlar. . Romanın ana kaynağı Niki'nin çocukken tuttuğu günlüklerdir. 1975 yılında Yunanistan'a yerleşmek üzere hazırlanan en küçük kardeşi Margarita tarafından okunur. . Yaklaşık bir yılı anlatan bugünlükler okura bir ailenin tüm hikayesini öğrenme fırsatı sunar. En çok da kadınların hikayesini. . İstanbul'un eski sakinlerini okurken en çok sevdiğim şey fonda İstanbul'u görmek. İstanbullu Rumların yaşamı, törenleri, bayramları, ilişkileri, ritüelleri ... Benim için Roma'nın kendisi kadar büyüleyici. . Sevgiyle tavsiye ederim
Hayata Dair
Pedal Çeviren KadınlarRea Stathopulu · Metis Yayıncılık · 2006160 okunma

Saadet Özkan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.··
2024 2. kitabı
Rea Stathopulu
7.4/10 · 160 okunma