Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Puan vermedi
Meğer ben bu dili , bu üslubu, bu kahramanları özlemişim aylardır okumaktan tat alamayan dilime vişneli frambuazlı bir çikolata gibi yayıldı. Çok, çok sevdim… . Kambur’u okuyalı bilmiyorum kaç yıl oldu . Sonra denk gelmedi bir şekilde.Bu yıl bir içime düşmüştü Şule Gürbüz ama hiç beklemediğim bir anda Göğe Bakma Durağı kitapçısında konu verdi avucuma Coşkuyla Olmek İyi ki… . Dört öykü’den oluşan kitabı okumak kolay değil aslında . Her sözcüğün tadına varmak, hiçbir cümleyi hakkını vermeden okumamak gerekiyor… Tanpınar mı desem İhsan Oktay Anar mı desem deli gibi sevdiğim bir “edebiyatı” anımsattı bana… . Sayfalar süren sıralamalar , dualara ritüellere göndermeler, eskiye ait gibi görünen bir dil, üst bir zekaya ait mizah, bolca İstanbul , biraz da bunalım ve sıkıntı… . Altını çizmek hatta ezberlemek isteyeceğiniz cümlelerle dolu bir şaheser . . Dört öykünün dördünü de çok sevdim ama ikinci öykü olan Akılsız Adam’ dan sonra olayları bir de oğlunun gözünden anlatan Akılsız Adamın Oğlu Sadullah Efendi , eski bir dostla karşılaşmışım gibi sevindirdi beni. . Bu yazarın kendisi başlı başına bir hikaye Topkapı Sarayı’nda saat tamiri ustasının yanında on yıldan fazla bir zaman çıraklık yapıyor. Kendisine kattıklarını o kadar güzel anlatıyor ki… TRT’nin Sanatçının Şehri programının 13. bölüm konuğu Şule Gürbüz izlemenizi öneririm. Sakin üslubu, yazmayla ilişkisi o kadar keyifle dinleniyor ki… Bir de Hands of Time adlı kısa belgesele bayıldım. . En kısa zamanda bütün kitaplarını okumak istiyorum ama bir taraftan da okumadan kalsınlar istiyorum … . Sabırlı, emek vererek okumaktan imtina etmeyenlere sevgiyle tavsiye ederim . #coşkuylaölmek #sulegürbüz
Edebiyat
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,119 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Annie Ernaux okuduğum günlerde düştü Sevgi Soysal özlemi içime . O dili özlüyorum ben, anlattıkları dönemleri…Hani Füruzan’da ya da Leyla Erbil’de olan…Yaşamadığım ama bir şekilde bildiğim günleri anlatışlarını seviyorum.Arada kalmış kuşağız ne de olsa, biraz oralı biraz bu zamanlı . Ela ve Memet ‘in yolları kesişine kadar ki yaşamları,çocukluklarından itibaren maruz kaldıkları cinsiyet kaynaklı baskıları,toplumsal normların dışında kaldıkları için hissettikleri sıkıntıyı anlatıyor Yürümek…Hep ileri ,uzun bir yürüyüş.Ela ‘nın hisleri ,yaşadıkları biraz daha ön planda…1970’lerin Türkiye’sinde kadınların dile getirmek isteyeceği daha çok şey vardır elbette Kadına be erkeğe biçilen rollerin günümüzde bile dışına çıkmak o kadar zor ki… . Romanın zamanında müstehcenlikten yargılandığını hatırlatmak isterim.Bence nu kadar ses getireceği bir durum yok.En azından bugünün bakışıyla… . İçinden Ankara geçen romanlara zaafım malum …Ankara, Tirebolu , İstanbul,Büyükada ,İmroz arasında gezinirken Ela ve Memet , dönemin siyasi olayları da göz kırpar satır aralarında.Özellikle azınlıklarla ilişkiler,Varlık Vergisi baş gösterir mesela sessizce . . İncecik ama her satırı düşünülesi , üzerine konuşulası , Türk edebiyatının incilerinden bu kitap…Sevgiyle tavsiye ederim
YürümekSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20121,645 okunma
Ölüm Allah’ın Emri Şu Ayrılık Olmasaydı
Puan vermedi
Çok sevdim ölüm , üzerinde çok rahat konuşamadığımız, sadece başkalarının başına gelir sandığımız bir şey… Yaşamadan da anlaşılmıyor zaten . Mesela ben babam ölene kadar “her ölümün erken ölüm olduğunu“ bilmiyordum. Yaşını soran herkesle bir daha kırıldı kalbim. . Yakınını kaybetmiş birinin yanında doğrudan söze giremez , konuşamazdım. Oysa şimdi anmanın değerini, adını zikretmenin de yaşatmak olduğunu biliyorum. Dualar da çok kıymetli, çok güçlü. Dua etmek de başkalarının dualarını dinlemek de hep iyi hissettirdi. ezberlenmiş , ruhsuz sözlerden çok daha yardımcı oldu bana. . Aslında herkesin kayıp ve yasla ilgili deneyimi çok farklı , bireysel … . Kitap anne /babasını , eşini, kardeşini,evladını kaybetmiş ya da kendi ölümüyle yüzleşmek zorunda kalmış kişilerin baş etme yöntemlerini terapistin gözüyle anlatıyor. Süreçler biraz kısa geçiliyor duygusu uyandırsa da hepsi etkileyiciydiÇocuklara ölümü anlatmanın yolları da var kitapta.Üzerinde çok düşündüğüm kendi kızıma hep gerçeği anlatma taraftarı olduğum bir konu bu.. . Özellikle son bölüm çok ,çok iyiydi…Yakınını kaybetmiş (bu kayıp ,kaybetmek ifadesi de bir tuhaf geliyor bana) kişilere nasıl davranmamız , neler yapabileceğimiz hakkında önerilerde bulunuyor… . Sanırım ilk yapabileceğimiz şey samimiyetle orada , o anda var olabilmek… ”Kabullenin,dinleyin ve onlara zaman tanıyın.” . Ölüm Allah ‘ın emri , şu ayrılık olmasaydı…Günlerdir kulağımda … . Kederiyle yaşamaya çalışan herkese, terapi hikayeleri okumayı sevenlere , benim gibi , ölüm karşısında ne yapacağını bilemeyenlere sevgiyle tavsiye ediyorum… . Birbirimize ,beklentilerimiz hakkında rehberlik etmemiz ve yeni ritüeller oluşturmamızın zamanıdır. .
Psikoloji
Kederle Başa ÇıkmakJulia Samuel · Eksik Parça Yayınları · 202435 okunma
Puan vermedi
Kahire Üçlemesi’nin ikinci cildi de bitti Saray Yolu kadar sevmedim sanırım, çeviri etkisi olabilir. Çünkü ilk ciltten sonra dile alışmam, hikayeye girmem biraz zaman aldı, bazı sözcükler kulağımı tırmaladı. İlk cildi Kırmızı Kedi Yayınlarından okumuştum. Galiba 2025 yılında ikinci ve üçüncü ciltleri de basacaklar. Ama ben bekleyemedim, kütüphaneden aldım . Üçlemenin ilk cildini Fehmi’nin bağımsızlık yürüyüşündeki ölümüyle kapatmış , o idealist gencin ölümüyle kahrolmuştuk. . İkinci cilt olan Şevki Sarayı, Beş yıl sonrası ile başlıyor. Mısır, İngiliz Hakimiyeti altındadır. Ahmet Abdülcevat ailesi aynı evde yaşamaktadır. Ayşe ve Hatice’nin çocukları olmuş, Kemal büyümüştür. . Yasin ve Abdülcevat’ın gece hayatları kaldığı yerden devam etse de baba oğul yine karşı karşıya gelir.Kadınlara duyduğu sehvetin esiri olan Yasin başarısız evlilikler arası savrulur durur. . Yazar, Acaba Kemal ile kendini mi anlatıyor diye düşündüm. Yazmak, okumak, öğrenmek isteyen bu genç dünyevi hırslardan uzak olsa da aşkın elinden kurtulamaz. “ Babası gibi bir zorbayı aşık olur.” Fiziki kusurlarını sürekli dile getirir. . Kemal’in arkadaş çevresi sayesinde Mısır’ın üst tabakası, bürokrat yaşamı, Mısır kültüründen ve İslamiyet’ten bihaber büyümüş gençler dâhil olur romana. Bize çok benzer bir toplum okuruz sayfalar boyunca. Zıtlıklar içinde yolunu bulmaya çalışan bir toplum. . Romanda mekanlar da çeşitlenmiştir artık. Abdulcevat ailesi eski, kalabalık, tarihi ve dindar Kahire’de yaşarken üst tabaka çevrenin yaşam alanı temiz ,sakin ,uzak ve bakımlıdır. Abdülcevat ve arkadaşlarının eski Mısır’ına karşı yükselmektedirler. Bir sınıf farkı göze çarpmaktadır. . Romanda inançlı, dindar bir genç olan Kemal’in düşüncelerini ve yaşam tarzını değiştirdiği bölümlerde pek ikna olmadım. Çok hızlı gelişti,
Edebiyat
Şevk SarayıNecib Mahfuz · Hitkitap Yayıncılık · 2016209 okunma
Seni zorbalığına rağmen sevmem daha nelere yol açtı biliyor musun? Bir başka zorbaya aşık oldum... Yüzüme karşı veya arkamdan bana uzun süre haksızlık eden bir zorbaya! Beni hiç sevmediği halde baskı kurdu üstümde. Buna rağmen tüm kalbimle taptım ona ve hala tapıyorum. Sen de onun kadar sorumlusun bu aşk ve zulümden. Merak ediyorum, bu ne kadar doğru. Beni tatmin etmiyor. Ama Aşkın gerçeği ne olursa olsun, ruha dair şeylerle ilgili olduğuna şüphe yok.
Sayfa 398 - Kemal ( hit kitap)