Nasıl sıcak, nasıl gerçek, yaşayan bir hikaye Servet’inki Büyük büyük laflar, altı fosforlu kalemlerle çizilecek aforizmalar yok! Sade, İç Anadolu gibi, doğduğu toprak gibi, ihtişamlı değil ama tanıdık insanı sarıveren bir hikaye
Çarpıldım diyemezsiniz ama kopamazsınız da kitaptan . Ben elimden bırakamadan okudum.
.
Servet, “ narin bir ailenin” evladı. Yoksul, ürkek, heyecanlı müstahdem bir baba ile okuma yazması olmayan ama kendince bir bilgeliğe sahip annenin yavrusu.
.
Edebiyattan başka hiçbir derse ilgisi ve yeteneği olmayan Servet; resme yetenekli , zengin Satı ile okulun sanatçı öğrencileridir , sınıflarını zor bela , rica minnet geçerken sonunda sert kayaya çarparlar.Sınıfta kalacakları kesinleşmiştir …İkisinin dostluğu bu kadar küçük ve dedikoducu çevrede adeta çiçek gibi açıyor.
.
Romanın diline ve mizahî üslubuna bayıldım; bazen saç baş yoldursa da (özellikle Mecit Edendi yüzünden ) keyifle okunuyor.
.
Bir o kadar da kafa yoruyor insan ; Servet gibi gönül verdiği alan bu kadar belliyken matematik öğren diye zorlamak ne kadar doğru mesela ? (Aynı yoldan geçtim , iyi bilirim )
.
Sonra taşra , küçük şehir söz konusu olunca hep gitmek gelir akla, hele bir de sanatçıysa kişi.Hangimiz köklerimizin olduğu yerdeyiz ki ? Oysa Servet kalmak istiyor, kalan olacağını da biliyor .Öyle ya , Satı gitti, Belgin Öğretmen gitti , Tülay gitti , okulun gıcık müdürü bile gitti .Bir Servet kaldı bir de ağacı …Almanya’ya gitmesine engel diye verem olduğuna bile sevindi Servet
.
Servet’in annesi ile ilişkisi lezzetli bir tat bıraktı damağımda …Annenin beklentisizliği , yanımda olsun yeter tavrı bugünün ebeveynliğinden ne kadar uzak ama ne kadar içten
.
Haa romandaki patronlara değinmeden edemeyeceğim …Faruk Bey ve Mecit Efendi’nin patronu güçsüzün tepesine binen ağa figürünün