Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Puan vermedi
Nasıl sıcak, nasıl gerçek, yaşayan bir hikaye Servet’inki Büyük büyük laflar, altı fosforlu kalemlerle çizilecek aforizmalar yok! Sade, İç Anadolu gibi, doğduğu toprak gibi, ihtişamlı değil ama tanıdık insanı sarıveren bir hikaye Çarpıldım diyemezsiniz ama kopamazsınız da kitaptan . Ben elimden bırakamadan okudum. . Servet, “ narin bir ailenin” evladı. Yoksul, ürkek, heyecanlı müstahdem bir baba ile okuma yazması olmayan ama kendince bir bilgeliğe sahip annenin yavrusu. . Edebiyattan başka hiçbir derse ilgisi ve yeteneği olmayan Servet; resme yetenekli , zengin Satı ile okulun sanatçı öğrencileridir , sınıflarını zor bela , rica minnet geçerken sonunda sert kayaya çarparlar.Sınıfta kalacakları kesinleşmiştir …İkisinin dostluğu bu kadar küçük ve dedikoducu çevrede adeta çiçek gibi açıyor. . Romanın diline ve mizahî üslubuna bayıldım; bazen saç baş yoldursa da (özellikle Mecit Edendi yüzünden ) keyifle okunuyor. . Bir o kadar da kafa yoruyor insan ; Servet gibi gönül verdiği alan bu kadar belliyken matematik öğren diye zorlamak ne kadar doğru mesela ? (Aynı yoldan geçtim , iyi bilirim ) . Sonra taşra , küçük şehir söz konusu olunca hep gitmek gelir akla, hele bir de sanatçıysa kişi.Hangimiz köklerimizin olduğu yerdeyiz ki ? Oysa Servet kalmak istiyor, kalan olacağını da biliyor .Öyle ya , Satı gitti, Belgin Öğretmen gitti , Tülay gitti , okulun gıcık müdürü bile gitti .Bir Servet kaldı bir de ağacı …Almanya’ya gitmesine engel diye verem olduğuna bile sevindi Servet . Servet’in annesi ile ilişkisi lezzetli bir tat bıraktı damağımda …Annenin beklentisizliği , yanımda olsun yeter tavrı bugünün ebeveynliğinden ne kadar uzak ama ne kadar içten . Haa romandaki patronlara değinmeden edemeyeceğim …Faruk Bey ve Mecit Efendi’nin patronu güçsüzün tepesine binen ağa figürünün
Kiraz Çiçeği KolonyasıMustafa Çiftci · İletişim Yayınları · 2025156 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Saadet Özkan

, bir kitap okudu
7/10
·376 syf.··
2026 1. kitabı
Bige Güven Kızılay
8.4/10 · 186 okunma
Yüzyıllar Girse de Araya Parmaklarımız Değer Birbirine
7/10
·376 syf.··
2026 1. kitabı
Saklı Zaman Bahçeleri ‘ni tatilde bir çırpıda okudum . Şiddetin her türlüsünden uzak , umut veren , kötülük varsa iyilik de var mesajını veren , yormayan ,germeyen , su gibi akıp giden bir roman .Zaten Ankaralı olmaktan mütevellit Bige Güven Kızılay’ın yeri başka gönlümde . Tarihin 3 farklı zaman diliminden 3 anlatıcı Acelenius , İskenderiye Kütüphanesi ‘nin bilgi bekçilerinden bir eski köle , İskenderiye Kütüphanesi ‘nin yakılmasına tanık olmuş , kendisindeki saklı bilgiyi aktarmanın derdinde…Özgürlüğünün bilgi ve merak sayesinde olduğunu bilir , başka kölelerin esaretten kurtulması için düşer yollara… Papirüsün bebek teni anlamına gelmesi nasıl şahane bir bilgidir . Bakî , Çınar Bekçisi bir ailenin şair ruhlu oğlu ; dalkavukluğa meyil veren kardeşi Halil’in aksine haysiyetli , adaletli , merhametli…16.yüzyıl İstanbul’unun Sevda eflatun bulutundan şöyle bir geçirdi bizi . Çınar Bekçileri gerçek mi bilmiyorum ama Çınar kovuğuna bırakılan dilekleri birilerinin kutsal görev addedip gerçekleştirmesi şahane bir olay Ya ibrişim berberleri , ayva tüylerini özenle alan , tertemiz berberler varmış Nuruosmaniye’de bir zamanlar . 2020’lere geldiğimizde ise Umay ve Kaan Umay DTCF (okulum )Arkeoloji mezunu bir arkeolog , Kaan ise hırslı , insan ilişkileri zayıf bir genel müdür.Pandemide birbirlerine şifa olacak , özellikle Kaan içindeki iyi öze ulaşacaktır. . Aralarında yüzyıllar olan bu insanlar bir şekilde bağlı görünmez bağlarla! Tıpkı bizim bizden öncekilerle ve sonrakilerle bağlı olduğumuz gibi . Neyi beslersek o büyüyor bizde ve çevremizde…Ben umuttan , kapsayıcılıktan ,kahkahalardan ve öğrenmekten beslenmeye devam . Sevgiyle tavsiye
Saklı Zaman BahçeleriBige Güven Kızılay · İnkılap Kitabevi · 2026186 okunma
Gölgemiz
Puan vermedi
Çok sevdimyıllar önce , çıkar çıkmaz okuduğum Eşik’ten sonra ilk buluşmamız yazarla .Muhtemelen diğer kitaplarını da okurum artık . Psikiyatrist Birkan , hastası Yankı’yı beklerken 2 yıldır süren terapi sürecini , Yankı , annesi , ilişkileri bağlamında kendi yaşantısını da katarak adeta gözden geçiriyor. . Yankı’nın bir cinayet işleyebileceği endişesiyle Birkan’ın , odasında birtakım önlemler alırken başlayan roman bir noktada Birkan ile Yankı’nın iç içe geçtiği , dikkatli bir okuma isteyen zihinsel karmaşaya dönüşüyor .İki kimlik birbirinin içinde eriyor. . Kitabın sonu benim için sürpriz olmadı.Kapak ve isimler fazla ip ucu verdi.Ama zaten sonlar pek ilgimi çekmez benim . . Terapi süreci o kadar başarılı anlatılmış ki acaba bir psikiyatristen yardım almış mıdır yazar diye düşündüm. Birkan ve Yankı’nın hikayeleri akarken arkada 1980 darbesinin izleri görülüyor .Gözaltına alınıp kaybolanlar , işkence görenler , arkalarında kalan aileleri…Ama bu okurun gözüne sokulmadan yapılırken tutulamayan ya da sonlandırılamayan yaslar daha görünür ve anlaşılır bir halde . . Romanın katmanlı yapısı farklı tartışmalara , düşünmelere de alan açıyor.Anne -çocuk ilişkileri mesela.Hem Yankı’yı hem Birkan’ı dinlerken farklı duygulara kapıldım .Çocukların yalnızlığı , anneleriyle ilişki kuramamaları , görülmemeleri katlanılır gibi değil . . Ya da Arzu ‘nun Yankı karşısında içine düştüğü çıkmaz . . Kitabı elimden her bırakışımda başka bir yönü zihnimi kurcaladı.Kah insanın zihinsel savruluşuyla başa çıkma çabası kah siyasi olayların aşamadığımız etkileri kah yas nasıl ve ne zaman biter kah deli olup olmadığımı nasıl anlarım ? 182 sayfa kitap insanı ordan oraya sürüklüyor . . Ama benim için en önemlisi yıllardır okuduğum , araştırdığım “gölge” kavramıyla karşılaşmak oldu . Neyse daha
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,362 okunma
Puan vermedi
İnsanlar plan yaparken Tanrı yukarıdan gülmeseydi ya da Trump’la Netenyahu dünyayı paylaşmaya karar vermeseydi uzun bir İran gezisine çıkacaktık Ben de bir yıl boyunca edebiyatıyla, sinemasıyla, müziği ve tarihiyle İran çalıştım… . Tesadüf bu ki hep kadın yazarların kadınları anlattığı kitapları okudum ve her seferinde büyülendim. . Artık bu sevdadan vazgeçmişken Feriba Vefi’nin Villa Yolunda adlı öykü kitabı geldi kondu avucuma. Yavaş ve az okuduğum şu günlerde elimden bırakamadan bir günde bitirdim. . İncecik, 104 sayfa 9 öykü , o kadar tanıdık ki her biri … . İki çocuğu ve yaşlı annesiyle birlikte zengin kardeşinin evine giden yaşamın yükleri altında ezilen bir kadın; görümcesi ile iletişim kuramayan, onun yanında var olamayan, kendi olamayan gelin; kocalarının asla görmediği, takdir etmediği , ev içi emeği yok sayılan bir de üstüne hiçbir şey yapmamakla itham edilen kadınlar; çocuğu ile iletişime kesilen anneler; yaşayamadıklarının hayalini kuran kadınlar; kocası olan ve kocası olmayan kadınların yalnızlığı… . Hepsi bizden, sade, olduğu gibi ve kısa… Vurup giden öyküler… . Sevgiyle tavsiye ederim . Çevirmeni Damla Gürkan Anar’a da çok teşekkür ediyorum
Villa YolundaFeriba Vefi · İletişim Yayınları · 202619 okunma