Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Efsunlar /Tılsımlar
Puan vermedi
Hem çok farklı hem çok tanıdık bir roman ile geldim Dil bildiğim, sevdiğim bazı kitapları hatırlattı. Farklı kelimeleri, deyimleri ile oyunbaz, ele avuca sığmaz bir kitap Anadolu’nun mizahi, mistik, absürt olayları, söylenceleri, adetleri olay örgüsünün içine o kadar doğallıkla yerleştirilmiş ki yadırgamadan su gibi akıp gidiyor . . Ama dikkatle okunması gereken bir kitap. Kişilerin aile bağları, kim kimdir bazen karışabiliyor. Çünkü tempo yüksek, sanki bir solukta anlatmak istiyor yazar her şeyi. . Ege’nin ve Akdeniz’in köy ve kasalarında geçen hikaye , Abuzer ve annesinin Arabistan’dan köle olarak İstanbul’a gelmesiyle başlar. II.Meşrutiyet’le başlayıp 3 kuşağa yayılan hikaye 1950’ler ve 1990’lı yıllarda devam ediyor. Özellikle doksanlı yılların siyasi ya da aktüel olayları ince ayrıntılarla veriliyor, bizim kuşağın kâh gülümseyerek (Özal’ın kızının davulcuya kaçması ) kâh üzülerek (cezaevi operasyonları, ölüm oruçları…) hatırlayacağı olayların etkisiyle kendi kişisel hafızamın dehlizlerinde, tıpkı Yadigâr’ın kazdığı tünellerde dolanır gibi dolandım.Kendi definemi aradım adeta. . Abuzer‘in tılsımları maalesef ailesinin berduş hayatlar yaşamasına engel olamıyor. Oğlu Zühtü, torunları Bahtiyar ve Yadigâr, dünürü Tıngaz… Feleğin çemberinden geçseler de kitap atmosferi sayesinde okuru boğmuyor, hepsinin hayatı tüm zorluklara rağmen devam ediyor. Yaşam adeta bir karnaval bu romanda:) . Kitapta en çok Koca Dudu’nun Ümmü ‘nün cenazesini yıkayıp defne hazırladığı bölümden etkilendim. Ölüye karşı gösterilen şefkat ve nezaket nefesimi kesti adeta . Haydarpaşa Garı’nı anlattığı sayfalarda gözlerim doldu Kaybettiğimiz tüm maddi ve manevi güzellikler için ağladım. . Bir de ilk defa duydum kelime ve deyimlere bayıldım.Tığ-ı teber şah-ı merdan mesela , ölgülük , ayıngacı gibi
Edebiyat
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202534 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Necip Fazıl Kısakürek‘in İstanbul’a Hasret kitabını İstanbul Valiliğinin projesi olan Ben Okuyorum İstanbul Okuyor vesilesiyle okudum. Kitap, kısa kısa 70 yazının oğlu Mehmet Kısakürek tarafından bir araya getirilmesi ile oluşmuş. 30’lu yılların sonu 40’lar , 50’ler az da olsa 70’ler civarı İstanbul’un gündelik hayatı, belediye kaynaklı sorunları yazarın zaman zaman sert zaman zaman ironik dili ile adeta bugün yaşanıyormuşcasına canlı bir biçimde aktarılıyor. . İstanbul’un toplu taşıma yetersizliği , tramvayların kalabalıklığı, vapur saatleri, korsan taksi… İkinci Dünya Savaşı sonrası artan büyük şehirlere göç, pahalılık, modernleşme ve şehirleşmenin bir sonucu olan kültürel yozlaşma, insanların kılık kıyafeti inşaat sektörünün yarattığı çirkinlik sırayla yazarın kaleminden nasibini alıyor. . Kitabın sevdiğim yönleri de oldu sevmediğim yönleri de… Kitaptaki mizahi dil çok güçlü, dozunda ve yerinde… Sesli güldüğüm yerler ve benzetmeler oldu… . Öte yandan sürekli şikayet ve memnuniyetsizlik bir süre sonra öf içim şişti duygusu yarattı… . Bir de insanların özellikle kadınların davranışları dış görünüşleri sürekli yeriliyor… Kılık kıyafetleri, ojeleri… O da bir karşı tepki uyandırıyor okuyucuda… . Dönemin İstanbul’unu anlamak ve öğrenmek için okunabilir.Eleştirinin de iyi bir örneği denebilir
Duygu ve Düşünce
İstanbul'a HasretNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 2014401 okunma
3 Kuşak Kadın
Puan vermedi
Seyahatimde yol arkadaşım oldu Annemin Uyurgezer Geceleri Özellikle ilk 140 sayfayı bir solukta okudum. Son zamanlarda ben mi (bilinçli ya da bilinçsiz) hep hafıza ve hatırlamaya dair kitaplara çekiliyorum yoksa edebiyatın güncel derdi mi bu? . Ayfer Tunç’un kalemini ve konuşmalarındaki netliği seviyorum Hiç tökezlemiyor sanki dili ve düşünceleri hiç sürçmüyor.Ne dese ikna oluveriyorum . Anneanne Şehbal, anne Ayhan ve Şehnaz ‘dan oluşan , 3 kuşak kadının zamanda ileri geri sıçramalarla anlatılan; sırlarla, travmalarla dolu geçmişi , Şehnaz’ın kendinden çok büyük ve evli E. ile ilişkisi , Türkiye’nin 12 Eylül darbesinden bugüne geçirdiği değişim , el değiştiren sermaye , çoraklaşan kültürel ortam ,ekonomik olarak fakirleşen , itibarsızlaşan entelektüel kesim romanın doğal yapısı içinde ince ince işleniyor. . Anlatıcı Şehnaz .Okurken anneanne paşa kızı Şehbal’in ve anne idealist Cumhuriyet öğretmeni Ayhan’ın hikayelerini kendilerinden dinlemek isterdim diye düşündüm Eyşan ise bence ayrı bir kitap olmayı hak ediyor. . E. ise tam da Kairos’taki Hans’a nefretim sönmemişken tanıdığım yani hastalıklı ilişkinin baş aktörü.Romandaki ölü babalara,dedelere inat 30 yıl boyunca Şehnaz’la. Eğitimli , gusto sahibi bir erkeğin kadınlar üzerinde kurduğu tahakkümün iyi bir örneği.Bir manipülatör. . Kitabın başarısı karakterleri bence.Hepsi tanıdık adeta.Mekanlar bildiğim ve sevdiğim yerler olunca kişiler kendiliğinden buluverdi kimliklerini. . Ve elbette kuşaklarca çözülemeyen kadının baskıya, şiddete ,tacize ,tecavüze uğraması gerçeği :( Esme ve Şehbal’in geçmişini özellikle hızlı hızlı okumak ve üzerinde düşünmemek istedim.Daha birkaç gün önce bir kadın vahşice katledilmemiş , bir kadının yüzüne kezzap atılmamış gibi …Sanki aynı şeyler hala yaşanmıyor gibi kaçmak istedim. . Olumsuz
Edebiyat
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Berlin Duvarı /Toksik İlişki/Soğuk Savaş
Puan vermedi
Çok sevdim Zaman zaman boğazımı sıksa da Allah’ın belası Hans ve Katerina’dan ziyade ikiye bölünmüş Almanya’ya odaklanmaya çalıştım. Berlin Duvarı’nın yıkılışı çocukluğumdan hatırladığım ilk haberlerden biri… o günleri okumayı, izlemeyi seviyorum. Berlin de sevdiğim bir şehir. Bildiğim yerlerin izini sürmek hoşuma gitti. . Jenny Erpenbeck ‘ten okuduğum ilk kitap Kairos. 1986 yılında; Kathatina 19, Hans 53 yaşında iken başlıyor. Evet doğru okudunuz aralarında 34 yaş var 🫩 Hans evli ve bir oğlu ile sevgilileri var! Katherina genç, toy, özgür. Aralarında başlayan toksik aşk mı, bağımlılık mı ne olduğunu bilmediğim şey sanırım 5-6 yıl sürüyor. Bu aşkın sonunun olmayacağı Hans tarafından en başta dile getiriliyor zaten. Cinsel şiddetin , psikolojik baskının, aşağılamanın baş aktörü gerçek bir nefret ögesi oldu benim için Hans . Katherina’nın ailesi ve arkadaşları bu durumu o kadar normal karşıladılar ki hâlâ şaşkınım. Hatta babası ondan bir şeyler öğrenebileceğini bile söyledi . Aslında roman geçmişe, Doğu Almanya’ya bir selam adeta. Katharina yıllar sonra Hans ‘ tan gelen koliler sayesinde gençliğine, eski ülkesine, edebiyata, klasik müziğe, tiyatro geçmişine dönüyor. Ben Doğu Almanya’nın yaşam koşullarını okumayı sevdim en çok. Batı Berlin zengin , her şey bol. Ama dilenciler de var Katherina’yı hayrete düşüren. Sanırım biz de yanlış tanıyoruz Doğu Almanya’yı. . Kitabı okurken yıllar önce izlediğim Elveda Lenin filmi geldi gözümün önüne . . Kitap 2024 Uluslararası Booker Ödülü sahibi Ayrıca Türkçeye çeviren sevgili Regaip Minareci de çeviri ödülünü kazandı Kairos ile.Kendisine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum bu tertemiz çalışması için
Edebiyat
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,117 okunma
Arabistan ‘dan ABD’ye ….
Puan vermedi
Sevdim sade, akıcı, sakin, derdini bağırmadan söyleyen bir roman. Romandan ziyade ana okumak gibiydi, yaşanmışlıkların izi hissediliyordu. Tabii bu benim yorumum. Bir de bu saklanma , kaçma hikayelerini hep merak duyarım ben. Acaba yapabilir miydim? Hele ki her şeyin online olduğu bu çağda gerçekten saklanılabilir mi? . Kitabın isminden başlamak istiyorum çünkü çok güzel, hem tanıdık ama içeriği hakkında çok da ipucu vermiyor. Denizin Gelini, Hazreti Havva’nın Cidde’ye defnedildiği inancı nedeniyle Kızıldeniz’in kıyısındaki Cidde’ye verilen isim . Münir ve Sada evlenip eğitim için Amerika’ya yerleşir, çocukları Hannadi doğar. Ancak bir süre sonra boşanırlar, inançlarına göre yedi yaşına gelen çocuk babaya verileceği için ve Münir Arabistan‘a döneceği için Sada kızını alıp ortadan kaybolur 17 yaşına gelene kadar ondan haber alamaz aile. Baba ve dede onu aramayı hiç bırakmaz ama. . Romanda bir aile hikayesi okusak da fon çok tanıdık . Özellikle benim kuşağım için. Irak’ın kuvveti işgali, ABD’nin Afganistan ve Irak’ı işgali… Çöl fırtınası operasyonu… Arabistan kadın haklarının başlangıcı ki ben Sada’nın bu hayata hapsolmamak için kaçtıgini düşünüyorum. . Kitaptaki en sevdiğim şey ailenin Hannadi’ye gösterdiği şefkatti, onca kopuk yıla rağmen… Dedesinin onu görmek için ABD’ye 12 kez gitmesi mesela , Lamis’in Hannadi’yi kabullenişi… Ailenin onun için toplanması, güzel detaylar . #denizingelini #emanquctah #ortadoğuedebiyatı #arabistanedebiyatı
Edebiyat
Denizin GeliniEman Quotah · Livera Yayınevi · 202516 okunma