Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Puan vermedi
Olumsuz eleştirilerden dolayı çok düşük bir beklenti ile başladım . Neyseki umduğumdan daha fazla sevdimBiraz fantastik belki büyülü gerçekçilik akımının etkisinde , biraz acemice…Ama düşündürücü .Yakından tanısak da çok iyi bilsek de her kadının baskı altında yaşadıkları aynı acıyı hissettiriyor . 102 sayfa , incecik bir kitap. Tam tadında bence. Her biri farklı bir sıkışmışlığın içindeyken yola çıkan ve sonunda bir araya gelen beş kadın. . Kendini ağaç olarak bir nehrin kenarına diken eski öğretmen Mehdoht, yaş itibari ile evlilik baskısı altındaki Faize , kaybetme korkusuyla evden bile çıkmayan öldürülünce tekrar, daha güçlü doğan Munis, orta yaşlı ve zengin ancak mutsuz Ferruhlika, hayat kadını Zerrinkülah… . Kerec’de bir bağ evinde bir araya gelir, toplumsal baskının dışına çıkmaya çalışırlar. . İran edebiyatı okumaları sırasında edindiğim bu kitabı iyi ki okudum
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,160 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Valla ne desem ,nasıl toparlasam bilmiyorum Çok akıcı, rahatsız edici, bazen tiksindirici, düşündürücü, şüphesiz… . Yazarın kendisi gibi Filistin asıllı , Amerika’ya yerleşmiş, yüklü bir mirasa konmuş adsız kahraman delilin sınırlarında gezdiriyor okuru… . İlk satırlarda “Kir” ile karşılaşmak önce gülümsetti beni , temizlik yapan influencerlar , duşlarını bile izlediğimiz fenomenler, günlük bakım rutinleri, sıra sıra dizdiğimiz temizlik malzemeleri hepimizi OKB’li adayı yaptı sonunda . Ama asıl sembol bir “Birkin”di lüksün, ulaşılamazlığın sembolü… müşterisini kendi seçen… adsız kahraman için ise görünür olmak, New Yorklu olmak demek… çünkü onu taktığı an bakışların kendisinde olduğunu fark ediyor. Bir sınıfa ait sonuçta … . Atsız kahraman aynı zamanda bir ortaokul öğretmeni , çocuklarla kurduğu ilişki ve serbest derslerde yapmaya çalıştım değişime rağmen okulu/sınıfı yakılır. Bireysel çaba yetersizdir fikrini uyandırdı bence… ve böyle bir kapitalist sistemde bir çocuğu dönüştürmek de kolay değil. . Üzerimize yağmur gibi yağan Clean Girl , Old Money akımları, estetik çılgınlığı, kombin manyaklığı arasında sıkışmışken, Kamboçya’ da üretilen pantolonum bir çocuğun emeği mi ? Bu ağır kimyasal içeren temizlik malzemelerinin doğaya zararları? Sahi “Pis” diye yaftaladığımız ırklar gözümüzde ne zaman temizlenecek? . Adını ana vatanında bırakan kahraman geçmişini de hatırlar ara ara , Filistinlilerin işgal edilmiş evlerine de… anahtar hala ilk sahiplerin deyse karma bir gün tamamlanacak, herkes verdiği kadarı dünyadan alacak . #bozukpara #yasminzaher #aprilyayıncılık
Bozuk ParaYasmin Zaher · April Yayıncılık · 202557 okunma
Puan vermedi
YaniÇok da bayılmadım.Ama İran siyasi tarihine dair kitaplardan sonra iki öyküyle daha bireysel hayatlara bakmak iyi oldu. . İlk öykü olan Bataklık ; Türk edebiyatından çok iyi tanıdığımız kahramanları hatırlattı bana…Asla bir düzen tutturamayan , kolayca kandırılan , mütemadiyen yürüyen kahramanlarıBabasının ölümünden başta çok etkilenmemiş görünen isimsiz kahraman bir süre sonra rüya mı hayal mi çok da belli olmayan bir şekilde babasını görmeye,onunla konuşmaya başlar.Oysa sadece babasını değil hayatı üzerindeki kontrolü de kaybetmiştir…Sanırım bu öykünün filmi de var.Henüz izlemedim. . İkinci öykü ise Ben Sabaha Kadar Uyanığım ; çok sessiz ,yalnız bir üniversite öğrencisinin kendini bir arbedenin içinde bulması , şiddet faili olarak lanse edilip okuldan uzaklaştırılması , derken hapse atılması ,evini kaybetmesi gibi hiç olmayacak olayların içine girmesini anlatıyor.Suçsuz birinin bunları yaşaması siyasi ve hukuki ortam hakkında bir fikir vermekte ne yazık ki bize çok uzak olmayan bir atmosferi anlatmakta…”seyyid”in ev arkadaşları Homayun ve Sirus ise dönemin yazar ve gazetecilerinin birer parodisi .Üniversitede “seyyid”e destek olan ,yakınlık gösteren kızların adını dahi bilmememiz de ben de çarpıcı bir ayrıntıydı. . Cafer Modarres Sadeghi ilk defa okuduğum bir yazardı.İran edebiyatından bir kişiyi daha tanımış oldum
Edebiyat
Ben Sabaha Kadar UyanığımCafer Modarres Sadeghi · Metis Yayınları · 200763 okunma
90’lar Türkiye’sinde İstanbul
Puan vermedi
Defne‘yle aramızda altı yaş var . Dolayısıyla aynı kuşak sayılırız. Ve ben her şeye rağmen kuşağımı çok seviyorum romanı okurken kendimi o arkadaş grubunun içinde çok rahat hayal edebildim. Arkadaşlarımı çok özledim. Onların İstanbul’da geçen öğrenciliklerini kıskanırken Ankara’yı özledim.DTCF’nin her an karışmaya hazır orta bahçesini, hatırlamak acı verdiği için derinlere gömdüğüm anıları, kişileri, bakamadığım fotoğrafları, öldüğüne inanamadığım dostları… . Roman 90’lar Türkiye’sinin İstanbul’unda , Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Azra Tekin’in arkadaş çevresini, İstanbul’u keşfedişini ve ülkenin politik geçmişi ile yüzleşmesini anlatıyor. Ne yazık ki yaşamı Beyoğlu’nda bir handa son bulacak ve yedi yıllık süreci bize hayaleti anlatacaktır. . Gençlik dizisi gibi başlayan roman o kadar çok olayı gözlerimin önüne getirdi ki … Madımak mesela, sadece Aziz Nesin’i tanıyor ve çok seviyordum. Ortaokuldaydım, bir arkadaşımla konuşmuştum, kurtulduğuna sevinmiştik. Sonra bitmeyen bir terör lafı,Perde Arkası diye bir program vardı , korkardım sanki . Hayata Dönüş operasyonu, gençlik hareketleri, ‘99 depremi… . Elbette romanda geçen şarkıları dinledim, Kemancı ve Yavuz Çetin belgesellerini izledimO dönemi kaçırdığıma hayıflandım. . Azra’nın Serpil’den “ Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım” diye bahsedip Ferrante’ye yaptığı göndermeye bayıldım Ve Enis’in Adası daha ilk satırlarıyla Yaşar Kemal’in Adası’nı anımsattı. Bir şeyler bulmalarını diledim evde, gidenlerin sakladığı. . Roman o kadar akıcı ki … Ama bu sizi yanıltmasın. Her an suratınızda bir tokat patlayabilir. Dolan gözlerimi son sayfada özgür bıraktım artık. . İstanbul’da kendimi en evimde hissettiğim yer olan Beyoğlu‘nu ve İstiklal Caddesi’ni başlı başına bir karakter olarak görmek de beni çok mutlu etti Eski sakinlerinin
Edebiyat
Rüyaya BenzerDefne Suman · Doğan Kitap · 2025129 okunma
Bir Kadın Ayağa Kalktığında…
Puan vermedi
Filistinli bir ailenin 1989 New York doğumlu çocuğu Etaf RumÇok genç, fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla çok güzel ve etkileyici bir kadın. Yaşamına şöyle bir baktığımda Kem Göz’ün kahramanı Yara ile paralel bir hayatı olduğunu görüyorum. Kitabın samimi dili romanın otobiyografik unsurlar taşıdığını sinyalini vermişti zaten . Yazarın ikinci romanı , çok akıcı olsa da zaman zaman tekrara düşüyor.Yara’nın yolculuğu inanılmaz bir merak uyandırdı içimde ama oturmamışlık, bir şeyler eksik sanki duygusu da hep benimleydi. Yine de okuduğum için mutluyum ve kitabı kesinlikle çok sevdim . Bir kadının sesini , yolunu bulma hikayesi şeklinde özetleyebilirim. Erken yaşta, görücü usulü evlenen Yara , kapalı Arap toplumunun gelenekleri ve beklentileri içinde yaşamasına rağmen üniversite eğitimini tamamlamış ve çalışmaya başlamıştır. İş yerinde yaşadığı bir sorun nedeniyle içinde bulunduğu düzeni sorgulamaya başlar. . Eşi Fadi ile iletişimden uzak ilişkisi , günlük hayatın zorunluluklarının hayallerine giden yolları kapatması, çocukluk tramvalarının, mutsuz kök aile sorunlarının bugüne taşınması, sevgisiz geçmiş bir çocukluğa eklenen göçmenlik, hiçbir yerli olamama , ata topraklarından sürülen ailenin anıları eklenince Yara bir şeylerin değişmesi gerektiğini anlar. . Terapi desteği ve Silas ile olan dostluğu onun yardımcılarıdır. Yara , kızlarıyla birlikte yeni hayatına başladığında gözlerim doldu ve dedim ki bir kadın kendi için ayağa kalktığında asla tüm kadınlar için kalkmış olur.Maya Angelou yine haklı kuşkusuz. . Yara’nın eşi Fadi, ayrı bir yazı konusu. Bencil, manipülatif, kendi sorunlarını da Yara’nınkileri de ciddiye almayan, büyüyemeyen bir çocuk adeta. Gerçek hayatta umarım o da kendi yolunu bulur . . Esther ile terapist sahnelerini çok sevdim. Bana iyi geldi. Sevgiyle
Edebiyat
Kem GözEtaf Rum · Koridor Yayıncılık · 202546 okunma